<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haluk Eyidoğan - Yazar | EMSAL.COM</title>
	<atom:link href="https://emsal.com/yazarlar/haluk-eyidogan-prof-dr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://emsal.com/yazarlar/haluk-eyidogan-prof-dr/</link>
	<description>Gayrimenkul Bilgi Merkezi ve Düşünce Platformu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 06 Mar 2026 15:00:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://emsal.com/wp-content/uploads/2022/07/cropped-fav-75x75.png</url>
	<title>Haluk Eyidoğan - Yazar | EMSAL.COM</title>
	<link>https://emsal.com/yazarlar/haluk-eyidogan-prof-dr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kahramanmaraş Depremleri’nin 3. Yılında Deprem Haftasının Anımsattıkları</title>
		<link>https://emsal.com/kahramanmaras-depremlerinin-3-yilinda-deprem-haftasinin-animsattiklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:59:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=23944</guid>

					<description><![CDATA[<p>1 &#8211; 7 Mart tarihleri arasındaki hafta “Deprem Haftası” olarak anılıyor. Her deprem haftası dönemi geldiğinde, Türkiye’deki resmi ve özel kurumlar o tarihler arasında farkındalık oluşturacak çeşitli etkinlikler yapıyorlar. Bizim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/kahramanmaras-depremlerinin-3-yilinda-deprem-haftasinin-animsattiklari/">Kahramanmaraş Depremleri’nin 3. Yılında Deprem Haftasının Anımsattıkları</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 &#8211; 7 Mart tarihleri arasındaki hafta “<strong>Deprem Haftası</strong>” olarak anılıyor. Her deprem haftası dönemi geldiğinde, Türkiye’deki resmi ve özel kurumlar o tarihler arasında farkındalık oluşturacak çeşitli etkinlikler yapıyorlar. Bizim coğrafyamızda <a href="https://emsal.com/marmarada-beklenen-buyuk-deprem-ve-olasi-kayiplar/" rel="dofollow noopener"><strong>deprem</strong></a> konusunda her zaman hatırlanacak ve üzerinde değerlendirmeler yapılacak acı anılar bulunuyor.</p>
<p>Türkiye’nin “deprem gerçeği” iki katmanlıdır. Birinci gerçek üzerinde bulunduğu <strong>deprem kuşağı</strong> ile ilişkilidir. Bu yadsınamaz doğal bir gerçekliktir. Depremlerin evlerimizi başımıza yıkması, ölümlere ve yaralanmalara neden olmasının ve ekonomik varlıklarımızı yok etmesinin ana nedeni, depremi iyi anlayarak ve onun bize vereceği zararları doğru tahmin ederek hayati ve ekonomik risklerini en aza indirme konusunda başarısız olmamızdandır. Bu durum ise deprem gerçeğimizin diğer katmanıdır ve en önemlisidir.</p>
<p>Aşağıdaki 1. şekilde 1900 &#8211; 2023 yılları arasında Türkiye’de depremler nedeniyle can kaybı ve <strong>hasarlı yapı</strong> sayısının değişimi gösterilmiştir. Bu dönem içerisinde kırsaldan şehir merkezlerine göç artmış, günümüz itibariyle kırsal nüfus %25, kentsel nüfus %75’e ulaşmıştır. Yani, son 124 yılda, kırsalda dağınık ve az yoğun nüfus kalmış, şehirlerde yoğun yapı ve nüfus oluşmuştur. Bu durum birinci ve ikinci derece <strong>deprem tehlikesi yüksek şehirler</strong>de kuvvetli ve büyük depremlerde kayıpların azaltılama konusunda önemli sorunlarımızın olduğunu göstermektedir. Rahmetli Prof. Dr. Murat Balamir’in deyimiyle “kentler risk havuzlarına dönüşmüştür”. <strong>6 Şubat 2023 depremleri</strong>nin oluşturduğu büyük can kayıpları ve yıkım, bölge depremleri olan büyük depremlerin yoğun nüfus ve <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/" rel="dofollow"><strong>dirençsiz yapılaşma</strong></a> alanlarında, nasıl “büyük kayıp alanlarına” dönüştüğünün acı örneğidir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-23945 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/can-kaybi.webp" alt="" width="935" height="812" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/can-kaybi.webp 935w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/can-kaybi-300x261.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/can-kaybi-768x667.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/can-kaybi-750x651.webp 750w" sizes="(max-width: 935px) 100vw, 935px" /></p>
<p>Ülkemiz sınırları içerisinde son 124 yılda büyüklükleri 5.0 ile 7.9 arasında 1.261 tane deprem sayabiliyoruz. Bu kadar çok deprem yaşanmış bu coğrafyada erişebildiğimiz ve yer bilimsel özellikleri ve neden olduğu kayıpları hakkında bilgilere erişilebilen deprem sayısı 254’tür. Geçen yıl yayınladığım “Türkiye’yi Sarsan Depremler” başlıklı kitabımın son bölümünde yaptığım değerlendirmeye göre 1900 &#8211; 2023 yılları arasında Türkiye’de yaşanmış ve büyüklükleri 4.0 ve daha fazla olan 254 depremin neden olduğu hasarlı yapı sayısı 1.800.863 ve can kaybı sayısı ise 188.248’dir. 25 deprem için hasarlı yapı sayısı ve 79 deprem için ise can kaybı sayısı hakkında bilgi yoktur.</p>
<p>Bu depremlerin neden olduğu hasar ve kayıp değerlerini bir grafikle açıklamak istediğimizde aşağıda verdiğim ve bizi karamsar duruma getiren bir sonuç ortaya çıkıyor. Keşke, bu grafikteki değişimi daha aza hasarlı yapı ve daha az can kaybı gösteren bir grafiğe dönüştürecek başarıyı yakalayabilsek.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-23946 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/hasarli-yapi.webp" alt="" width="941" height="790" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/hasarli-yapi.webp 941w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/hasarli-yapi-300x252.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/hasarli-yapi-768x645.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/03/hasarli-yapi-750x630.webp 750w" sizes="(max-width: 941px) 100vw, 941px" /></p>
<p>Yerleşim alanlarındaki binaları kurallara uygun ve dayanıklı yaptığımızda daha az kayıplarımız olacağını biliyoruz. Bunu başaramamak için geçerli bir nedenimiz var mı? 1940’lı yıllardan bugüne kadar hemen her büyük depremden sonra bina-deprem yönetmeliklerinde değişiklikler yapmışız. Deprem bina yönetmeliklerimizi 1947, 1953, 1961, 1968, 1975, 1998, 2007 ve 2019 tarihlerinde olmak üzere toplam 8 kez yenilemişiz. Neden yenileme ihtiyacı duymuşuz?</p>
<p>Gelişen bilgi ve teknolojilere koşut olarak kullanılan malzeme çeşitliliğinin ve yapı modellerinin artması, mevcut yapı stokunun önemli bir bölümünün deprem dayanımının yetersiz olarak inşa edilmiş olmasının farkındalığı, deprem tehlikesi ve zemin özelliklerini belirleme amaçlı jeoloji, jeofizik, sismoloji ve inşaat mühendisliği araştırmalarının yeni veriler ortaya çıkarması ve yapısal risk azaltma çalışmaları kapsamında değerlendirme, yenileme, iyileştirme ve güçlendirme tekniklerinin gelişmesi gibi nedenlerden dolayı bina yönetmelikleri sıkça değiştirilmiştir.</p>
<p>Peki, bu değişikler bizi arzu ettiğimiz “daha az can kaybı, daha az yıkım, daha az ekonomik tahribat” aşamasına getirmiş midir? Bu sorunun yanıtını / yanıtlarını bulmamız gerekiyor.</p>
<h2>Deprem Yönetmeliği Çıkarmak Tek Başına Sorunları Çözmüyor</h2>
<p><strong>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri</strong>nden sonra, deprem sırasında oluşan yer hareketlerinin kayıtlarından elde edilen gözlemler ve yapılardaki inşaat hataları 2019’da yürürlüğe giren bina &#8211; deprem yönetmeliğinin değişimini yeniden gündeme getirmiştir. Büyük depremler için zemin ve bina özelliklerine göre öngörülen yer hareketlerinin bazı özellikleri, mevcut deprem yönetmeliğimizin bazı yer hareketi periyotlarındaki değerleri önemli derecede aştı. 9 saat arayla, biri 7.8, diğeri 7.6 büyüklüğündeki iki büyük depremin fay hareketlerinin sismolojik özellikleri, yapıların dayanıklılık sorunları ve ovalardaki derin tortulların zemin hareketlerini beklenenden daha fazla büyütmesi gibi olaylar, mevcut deprem yönetmeliğinde bazı değişiklikler yapılması gerektiğini ortaya çıkardı.</p>
<p>Üniversitelerimizdeki ve ilgili kurumlarımızdaki değerli uzmanların çabalarıyla bina &#8211; deprem yönetmeliğinin değiştirilmesi sorunu çözecek mi? Belki kısmen evet, ama yetmeyecek. Çünkü, bu yayın ortamında ve diğer birçok yerde daha önce yazdığım makalelerde de değindiğim gibi yeni deprem yönetmeliği çıkarmak tek başına sorunları çözmüyor. O yasa ve yönetmeliklerin koyduğu kuralların ödünsüz ve liyakatle uygulandığı, mesleki sorumluluğun üstlenildiği, hesap verilebilirliğin işlediği, yapı denetim ve imar mevzuatındaki eksikliklerin giderildiği, yetkin mühendislik ve yapı müteahhitliği yasalarının çıkarıldığı ve deprem dayanıklılık ile ilgili garanti ve sigorta düzeninin tesis edildiği bütüncül bir afet risk azaltma düzeni kuramadığımız sürece kayıplar azalmayacaktır.</p>
<h2>Depremleri Durduramayız Ama Kayıpları Azaltabiliriz</h2>
<p>Her sarsıntı hissettiğimizde “deprem olacak mı olmayacak mı?” ya da “fay nereden geçiyor?” gibi çözüme katkısı olmayan tartışmalara takılıp zaman harcarsak ve planlı, yaşanabilir, güvenli ve dayanıklı yerleşimleri oluşturacak düzeni kuramazsak bizim çocuklarımız ve torunlarımız da depremlerin kayıplarına ve acılarına şahit olacaklardır. Bu topraklarda yaşamayı sürdürmek istiyorsak bir seferberlik bilinciyle başta deprem olmak üzere yerleşimlerimizi bilim ve fen kuralları çerçevesinde ve ödünsüz yönetimlerle dayanıklı duruma getirmemiz gerekiyor.</p>
<p>Son yıllarda “<a href="https://emsal.com/depreme-direncli-yapilar-icin-sigorta-sistemi-uretim-surecine-eklenmeli/" rel="dofollow"><strong>dirençli şehirler</strong></a>” temalı söylemleri çok sık duyar olduk. Evet, Birleşmiş Milletler’in 2015 yılında uygulamaya koyduğu ve reçetesini tüm ülkelerin yerel yönetimlerine önerdiği “Dirençli Şehirler (Resilient Cities)” hareketinin üyesi olup, adım adım nüfusu ve yapı sayısı giderek artan ve özellikle birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki şehirlerimizi gelecekte olabilecek deprem, sel, heyelan vb. gibi doğa kaynaklı olayların afete dönüşmemesi için “dirençli” bir duruma getirmeliyiz. Depremleri durduramayız ama kayıpları azaltabiliriz.</p>
<p><em><strong><br />
Kaynaklar</strong></em></p>
<p><em>Eyidoğan, H. ve Utku, Z., 2025. Türkiye’yi Sarsan Depremler (1988-2023), Nobel Akademik Yayın, 434 sayfa.</em></p>
<p><em>Eyidoğan, H., 2026. Google Scholar, <a href="https://scholar.google.com.tr/citations?user=UlAChAgAAAAJ&amp;hl=en" target="_blank" rel="noopener">https://scholar.google.com.tr/citations?user=UlAChAgAAAAJ&amp;hl=en</a></em></p>
<p><em>Eyidoğan, H., 2026. EMSAL.COM WEB Portalı, <a href="https://emsal.com/yazarlar/haluk-eyidogan-prof-dr/" rel="dofollow noopener">https://emsal.com/yazarlar/haluk-eyidogan-prof-dr/</a></em></p>
<p><em>Eyidoğan, H., 2026. T24 WEB Portalı, <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan" target="_blank" rel="noopener">https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan</a></em></p>
<p><em>Eyidoğan, H., 2026. Bilim ve Gelecek, <a href="https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/tag/prof-dr-haluk-eyidogan" target="_blank" rel="noopener">https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/tag/prof-dr-haluk-eyidogan</a></em></p>
<p><em>MCR 2030, Making Cities Resilient, UNDRR, <a href="https://mcr2030.undrr.org/?utm_source=preventionweb&amp;utm_medium=web&amp;utm_campaign=pw_org" target="_blank" rel="noopener">https://mcr2030.undrr.org/?utm_source=preventionweb&amp;utm_medium=web&amp;utm_campaign=pw_org</a></em></p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/kahramanmaras-depremlerinin-3-yilinda-deprem-haftasinin-animsattiklari/">Kahramanmaraş Depremleri’nin 3. Yılında Deprem Haftasının Anımsattıkları</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marmara’da Beklenen Büyük Deprem ve Olası Kayıplar</title>
		<link>https://emsal.com/marmarada-beklenen-buyuk-deprem-ve-olasi-kayiplar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 08:31:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=23643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen haftalarda “İstanbul’da deprem” konusu yine gündeme geldi. Almanya’daki Helmholtz Yerbilimleri Merkezi’ndeki (GFZ) jeofizikçiler tarafından 2025 yılında yayınlanan makale (Geophysical Research Letters / Chen vd, 2025), New York Times (NYT) [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/marmarada-beklenen-buyuk-deprem-ve-olasi-kayiplar/">Marmara’da Beklenen Büyük Deprem ve Olası Kayıplar</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftalarda “<strong>İstanbul’da deprem</strong>” konusu yine gündeme geldi. Almanya’daki Helmholtz Yerbilimleri Merkezi’ndeki (<a href="https://www.gfz.de/">GFZ</a>) jeofizikçiler tarafından 2025 yılında yayınlanan makale (<a href="https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1029/2024GL111460" target="_blank" rel="nofollow noopener">Geophysical Research Letters</a> / Chen vd, 2025), New York Times (NYT) gazetesinde bir yazarın dikkatini çekmiş ve bir yazı kaleme almış. Bu yazı Türkiye’de haber olunca, “İstanbul’da deprem olacak mı olmayacak mı?” tartışmaları medyada yeniden gündem oldu. Makaleleri haber olan araştırmacılar, Marmara Denizi’ndeki <strong>Ana Marmara Fayı</strong> üzerinde beklenen büyük <a href="https://emsal.com/deprem-icerikleri/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a> olduğunda, fayın hareketinin doğuya doğru hızla ilerlemesi nedeniyle İstanbul’da beklenen yer hareketinin daha fazla olabileceğini öngörüyorlar.</p>
<p>Türkiye canlı bir <strong>deprem kuşağı</strong> üzerindedir ve birçok araştırmacı için deprem laboratuvarıdır. Birçok ülkedeki jeologlar, jeofizikçiler ve sismologlar <strong>Türkiye’deki deprem</strong>le ilgili olarak sahada ve veriler üzerinde çalışarak yayın yaparlar. Üniversite ve kurumlarımızdaki jeologlar ve jeofizikçiler ile geliştirilen projelerle akademik araştırmalar yapılır. <a href="https://geop.itu.edu.tr/hakkimizda/jeofizik" target="_blank" rel="nofollow noopener">İTÜ Jeofizik Bölümü</a>’nde çalıştığım dönemde birçok yabancı ülke jeologları ve jeofizikçileri ile araştırmalar yapmış ve yayınlamıştık. O süreç devam ediyor ve konuyla ilgili hakemli dergilerde birçok yayın yapılıyor.</p>
<h2>İstanbul&#8217;da Büyük Deprem Olacak mı? Depremler Birbirini Tetikler mi?</h2>
<p>İzmit Fayı üzerinde 17 Ağustos 1999 tarihinde olan <a href="https://earthquake.usgs.gov/earthquakes/eventpage/usp0009d4z/executive" target="_blank" rel="nofollow noopener">7.4 büyüklüğündeki deprem</a>den sonra jeoloji ve jeofizik uzmanlarına “İstanbul&#8217;da büyük deprem olacak mı hocam?” sorusu en çok sorulanlardan biri olmuştur. Yanıtım şudur: “Bir gün olur ama o günü bilmiyoruz.”</p>
<p>Son yıllarda uzakta olmuş kuvvetli ve hatta orta büyüklükteki depremlerden sonra klişe olan sorulardan biri de “bu deprem, İstanbul depremini tetikler mi” sorusudur. Aynı ve komşu deprem kuşakları üzerinde bir deprem, komşu fayı tetikleyebiliyor. Sismoloji literatürde bu tür olaylar <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Doublet_earthquake" target="_blank" rel="nofollow noopener">ikiz deprem</a> (multiple, doublet, twin) olarak tanımlanmaktadır. 17 Ağustos 1999 depreminden 105 gün sonra İzmit Fayı’nın doğuya doğru devamında olan <a href="https://earthquake.usgs.gov/earthquakes/eventpage/iscgem833573/executive" target="_blank" rel="nofollow noopener">Düzce Fayı</a> 12 Kasım 1999 tarihinde tetiklenmiş ve 7.2 büyüklüğünde Düzce depremi olmuştur. Ama, bunu hiçbir yerbilimci önceden bilememiştir.</p>
<p>Google’a “depremi bildi” sözcüklerini aratırsanız 55.700 haber bulunuyor. Ancak bunların bilimsel bir kanıtı ve dayanağı yok. Depremi nasıl bilmişler, nesini bilmişler? Depremi önceden saptayacak bir yöntem bulan kişi, bilimsel etik gereği o depremin yerini, tarihini ve büyüklüğünü kesin olarak belirtmeli ve bu bulguyu hangi bilimsel yöntemle elde ettiğini ilgili resmi kurumlara açıklamalıdır. Öyle bir şey yoksa, önceden bilmek de yoktur.</p>
<p>Erken uyarı ile depremi önceden bilmek (prediction) farklı tanımlardır. Deprem tehlikesi değeri, depremlerle ilgili birçok yerbilimsel bilginin bir araya getirilip, olasılık hesap yöntemleriyle belirlenmesi sonucu olasılık terimleriyle açıklanır. Örneğin, Türkiye Deprem Tehlike Haritası’ndaki değerler, olasılıksal tehlike değerleridir. <strong><a href="https://scholar.google.com.tr/scholar?q=Deep+learning,+Artificial+intelligence,+earthquake+forecasting&amp;hl=tr&amp;as_sdt=0&amp;as_vis=1&amp;oi=scholart">Depremi önceden bilme</a></strong> amacıyla derin öğrenme ve yapay zekâ tekniklerinin uygulandığı yayınlar vardır, ancak daha alınacak çok yol olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>6 Şubat 2023’te 7.8 büyüklüğündeki <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/" rel="dofollow"><strong>Kahramanmaraş depremi</strong></a>nden 9 saat sonra, hemen kuzeyinde bulunan bir başka fay kuşağı tetiklenerek 7.6 büyüklüğünde ikiz bir deprem olmuştur (<a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0267726124002306" target="_blank" rel="nofollow noopener">Yetkin vd, 2024</a>). Bunu daha önceden bilerek ilgili mercilere açıklayan olmamıştır. 10 Ağustos 2025 tarihinde <a href="https://emsal.com/sindirgi-depremleri-magma-sokulumu-ile-ilgili-olabilir-mi/" rel="dofollow"><strong>Balıkesir Sındırgı’daki 6.1 büyüklüğündeki deprem</strong></a>den 78 gün sonra 27 Ekim 2025 tarihinde ilk depremin 13 km doğusunda aynı büyüklükte bir deprem tetiklenmiştir (<a href="https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2025/10/02/sindirgi-balikesir-deprem-etkinliginin-sismolojik-ve-sismotektonik-ozellikleri" target="_blank" rel="nofollow noopener">Eyidoğan, 2025</a>). Ama hiç kimse bunun zamanını, yerini ve büyüklüğünü önceden bilememiştir.</p>
<p>Türkiye’nin herhangi bir yerinde orta kuvvette bile bir deprem olunca, neden öncelikle İstanbul soruluyor? Endişe neden fazla? Çünkü İstanbul’da 16 milyona dayanmış ve daha da artacak gibi görünen bir nüfus var. Binaların sayısı, yüksekliği ve yoğunluğu hızla artıyor. Beton artıyor, yeşil alanlar azalıyor ve hava ve su kirleniyor.</p>
<p>İstanbul, sanayi ve ticari potansiyeli ile Türkiye’nin GSYİH’nin en büyük payına ve Marmara bölgesinin en büyük nüfusuna sahip. İstanbul olası bir büyük depremden etkilendiğinde bu yalnız İstanbul ile sınırlı kalmayacak.</p>
<p>Bu yazımda, Marmara bölgesinin istatistiklerini vereceğim ve Kuzey Anadolu Fayı’nın üç ana kolunun üzerinde olacak bir büyük depremin tehlikesi ve riskleri bakımından ne ile karşı karşıya kalabileceğimizi açıklamaya çalışacağım. Nüfus ve varlık fazla olduğunda, kayıpları (riskleri) azaltma konusundaki yetersizlikler 6 Şubat 2023 depreminde olduğu gibi acı ve ağır kayıplar ile bir kez daha ortaya çıkınca, tabi ki endişe büyüyor.</p>
<h2>Kuzey Anadolu Fayı ve Marmara</h2>
<p>“İstanbul Depremi” başlığı altında konuşulan büyük deprem olasılığı ve beklentisi İstanbul’un ana karası içerisinde bir fay hattından kaynaklanmıyor. İstanbul kara alanında ufak tefek bazı faylar ve küçük depremler saptanmış olmakla birlikte, asıl araştırmalar Marmara Denizi içerisine odaklanıyor. Bugüne kadar, Marmara Denizi tabanında yapılan çok sayıda <a href="https://research.itu.edu.tr/tr/publications/submarine-fault-scarps-in-the-sea-of-marmara-pull-apart-north-ana/" target="_blank" rel="nofollow noopener">jeolojik ve jeofizik</a> araştırmalar (bkz. kaynaklar), beklenen büyük depremin Marmara Denizi içerisinde boylu boyunca uzanan Ana Marmara Fayı ile ilgili olacağına dair somut bilimsel bulgular ortaya koymaktadır.</p>
<p>Depremle ilgili söyleşilerde basında da adı geçen <a href="https://research.itu.edu.tr/tr/publications/the-active-main-marmara-fault/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Ana Marmara Fayı</a>, doğudan batıya uzanan <a href="https://www.annualreviews.org/content/journals/10.1146/annurev.earth.32.101802.120415" target="_blank" rel="nofollow noopener">Kuzey Anadolu Fayı</a>’nın Adapazarı’nın batısından itibaren üç büyük kola ayrılan kollarından kuzeydeki koludur (Şekil 1). Şimdi o üç kolun Marmara bölgesinde nasıl konumlandığına ve depremlerle ilişkisine bakalım.</p>
<p>Toplamda 1.500 km uzunlukta olan <a href="https://www.annualreviews.org/content/journals/10.1146/annurev.earth.32.101802.120415">Kuzey Anadolu Fayı</a> Karlıova’dan (Bingöl) yola çıkar ve doğu batı doğrultusunda Adapazarı’na ulaşır. Adapazarı’ndan sonra batıya doğru üç ana kola ayrılarak yoluna devam eder (Şekil 1). 17 Ağustos 1999 tarihinde olan 7.6 büyüklüğündeki Kocaeli &#8211; Gölcük depremini yaratan fay, Kuzey Anadolu Fayı’nın Düzce’den Yalova’ya kadar uzanan kuzey kolu üzerinde olmuştur. Kuzeydeki kol Marmara Denizi’ne girer ve Adalar ilçesinin güneyinden Şarköy-Mürefte’ye (Tekirdağ) uzanarak Saroz Körfezi’nden Ege Denizi’ne ulaşır. Bazı yayınlarda, Kuzey Anadolu Fayı’nın Yunanistan’ın <a href="https://www.researchgate.net/figure/Formation-of-the-North-Anatolian-Fault-and-interacting-tectonic-plates-from-Emre-et-al_fig1_339511625" target="_blank" rel="nofollow noopener">Halki Yarımadası</a>’na kadar uzandığı gösterilmektedir. İkinci kol ise İznik ve Gemlik üzerinden Erdek Yarımadası’na ve oradan da Biga Yarımadası’na uzanır. Peki, üçüncü kol nereye gider? O da Yenişehir üzerinden Bursa Ovası’nı geçer ve Uluabat Gölü ile Karacabey Ovası’nın güneyinden Gönen ve Yenice doğru ilerleyerek Çanakkale’nin güneyine uzanır (Şekil 1).</p>
<p>Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara bölgesindeki bu üç kolunun konumu ve kollar üzerinde oluşan yıllık bazda yatay ve düşey yöndeki hareketlerinin ve artı &#8211; eksi hatalarının değerleri milimetre cinsinden değerleri <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0191814123002456">Seyitoğlu vd (2024)</a> tarafından hazırlanan haritada gösterilmiştir (Şekil 1).</p>
<figure id="attachment_23644" aria-describedby="caption-attachment-23644" style="width: 729px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-23644 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-1.webp" alt="" width="729" height="294" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-1.webp 729w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-1-300x121.webp 300w" sizes="(max-width: 729px) 100vw, 729px" /><figcaption id="caption-attachment-23644" class="wp-caption-text">Şekil 1. Seyitoğlu vd (2024)’e göre Marmara Bölgesi’nde üç ana kola ayrılan Kuzey Anadolu Fayı’nın kollarının konumları. Fay kollarındaki milimetre olarak yıllık doğrultu atımlı kayma hızları (üstteki sayılar) ve eğim atımlı kayma hızları (alttaki sayılar) ilgili fay kolları üzerinde sayılarla gösterilmiştir. Yenişehir ve Bursa Ovası’nı doğu-batı doğrultusunda kesen Kayapa &#8211; Yenişehir Fayı’na ait değerler kırmızı renkle gösterilmiştir.</figcaption></figure>
<h2>Marmara’da Büyük Bir Deprem Yalnız İstanbul’u mu Etkileyecek?</h2>
<p>Marmara bölgesini doğu &#8211; batı doğrultusunda üç ana kolla kesen bu diri faylar acaba ne tür bir deprem etkinliği yaratıyor? Arşiv kayıtlarına göre son 516 yılda Marmara bölgesinde 6.0 ve daha büyük depremlerin sayısı 20 civarında.</p>
<p><a href="https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog" target="_blank" rel="nofollow noopener">AFAD Deprem Araştırma Dairesi</a>’nin tarihsel ve aletsel dönemdeki depremleri kapsayan katalog sayfasında, son 2025 yıllık deprem etkinliği haritalanmış ve şekil 2a, b’de sunulmuştur. Haritalar tarihsel dönemde olan (MS 1-1900 arası) ve aletsel kayıt döneminde olan (1900 &#8211; 2025) depremler için ayrı ayrı çizilmiştir. Şekil 2 a, b’deki her iki deprem dağılımlarına baktığınızda Marmara bölgesinde yerleşen Kuzey Anadolu Fayı kuşağına ait fay kollarının deprem etkinliğinin ne kadar yüksek olduğu açıkça gözlenmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz her üç fay kolu da geçmiş yıllarda büyük depremlere neden olmuştur. Ama İstanbul’a daha yakın olması itibarıyla Marmara Denizi’nin içerisindeki kuzey kol daha fazla dikkat çekiyor ve inceleniyor.</p>
<figure id="attachment_23645" aria-describedby="caption-attachment-23645" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23645 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-1024x403.webp" alt="" width="1024" height="403" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-1024x403.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-300x118.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-768x302.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-750x295.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b-1140x448.webp 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil2a-b.webp 1282w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-23645" class="wp-caption-text">Şekil 2. a) MS. 1-1900 yılları arasında tarihsel dönemde Marmara Bölgesi’nde olmuş ve şiddet değerleri Io: V (5) ve daha fazla olan 383 depremin dış merkez dağılımları, b) 1900-2025 yılları arasında aletsel kayıt döneminde Marmara Bölgesi’nde kaydedilmiş ve büyüklük değerleri M≥4.0 ve daha fazla olan depremlerin dış merkez dağılımları (AFAD-DAD, 2025). Kırmızı çizgiler MTA (2025) tarafından belirlenen ve yayınlanan diri fayları gösterir.</figcaption></figure>
<p><a href="https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1002/2015JB012595" target="_blank" rel="nofollow noopener">Murru vd (2016)</a> yaptıkları araştırmada Marmara bölgesindeki her üç ana kol ve onlara bağlı daha küçük fay kolları üzerinde beklenen büyük deprem olasılıkları yüksek. Büyüklüğü 7.0 ve daha yüksek deprem olasılıkları 2016 sonrası 30 yıl içerisinde yüzde 10 ile yüzde 35 arasında değişiyor (şekil 3). Bu hesapların yapıldığı tarihten günümüze kadar 10 yıl geçtiği de ayrıca göz önüne alınmalıdır.</p>
<p>Şimdi soralım; “büyük deprem olacak mı hocam?” Evet, Marmara’da 20. yüzyıl öncesi ve sonrası asırlarda <a href="https://www.kitapyurdu.com/kitap/turkiyede-ve-komsu-bolgelerde-sismik-etkinlikler-15001800/80993.html?srsltid=AfmBOoomIon-S782NEjajZH7ijVmt4YDj2PXDsG6UXk0ggn9BX3LzAlA" target="_blank" rel="nofollow noopener">büyük depremler</a> olmuştur (Ambraseys ve Finkel, 2006). Bugüne kadar yayınlanan bilimsel çalışmalarda elde edilen sonuçlara göre olasılık hayli yüksek ve zamanını, yerini ve büyüklüğünü kesin olarak bilemesek de bir gün olacak. O araştırmaların hiçbirinde “Marmara’da deprem olmayacak” gibi bir sonuca rastlanmamıştır. Ama kesin olarak nerede ne zaman ve ne büyüklükte olacağına dair elimizde bilimsel bir araç ve yöntem yok.</p>
<p>Ama şunu biliyoruz; 2019 yılında yayınlanmış ve internette interaktif olarak kullanacağınız yeni <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="nofollow noopener">Türkiye Deprem Tehlike Haritası</a> var. O harita üzerinden bulunduğunuz koordinatı girerek, hangi olasılıkla ve ne düzeyde bir yer hareketi ivmesi şiddetine maruz kalacağınızı öğrenebilirsiniz. Bulunduğunuz <strong>bina inşaatı</strong>, beklenen yer hareketlerinde can kaybına neden olmayacak bir hesapla ve maharetle yapılmışsa endişeye gerek yok. “Deprem olacak mı olmayacak mı” sorgulaması yerine “deprem olunca içerisinde yaşadığım binanın hayati riski olup olmadığına dair “garanti belgesi” sahibi olmayı sağlayacak bir düzeni sorgulamanız daha anlamlı bir davranış olacaktır.</p>
<figure id="attachment_23646" aria-describedby="caption-attachment-23646" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23646 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-1024x607.webp" alt="" width="1024" height="607" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-1024x607.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-300x178.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-768x455.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-750x444.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3-1140x676.webp 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-3.webp 1269w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-23646" class="wp-caption-text">Şekil 3. Murru vd (2016) tarafından yapılan olasılık hesaplarına göre, 7.0 ve daha büyük bir depremin Marmara bölgesindeki 26 adet fay kolu üzerinde olma olasılığının dağılımı. Dikey sütunların renkleri ilgili fay kolunda olası maksimum deprem büyüklüğünü, yükseklikleri ise sol üstte verilen 30 yılda gerçekleşme olasılığına ait yüzdeyi belirtir.</figcaption></figure>
<h2>Marmara’da Olası Büyük Bir Depremde İnsan ve Ekonomi Kayıpları Ne Olabilir?</h2>
<p>Yukarıdaki bölümde Marmara’da büyük depremleri yaratacak jeolojik, jeofizik ve sismolojik araştırmaların sonuçlarını özetlemeye çalıştım. Bu bölümün başlığını “İstanbul’da deprem olursa” yerine “Marmara” olarak yazdım. Neden? Çünkü, geçmiş yüzyılda olduğu gibi beklenen büyük deprem Marmara Denizi içerisindeki kolda veya İznik – Gemlik &#8211; Erdek üzerinden geçen kolda veya Yenişehir, Bursa, Gönen üzerinden geçen kolda olabilir.</p>
<p>Büyüklüğü 7.0 ve daha büyük depremler <strong>bölge depremleri</strong>dir. Marmara’da hangi fay kolu üzerinde olursa olsun büyük deprem il sınırı ve ilçe sınırı tanımaz. Dolayısıyla büyük depremi merkez alıp 100 km yarıçaplı bir daire alanı içerisinde kalan dayanıksız yapılarda çeşitli derecelerde hasar ve can kayıpları olması beklenir. Örneğin, 17 Ağustos 1999 Gölcük (Kocaeli) depreminden yaklaşık 16 milyon kişi çeşitli oranlarda etkilenmiştir. Bu sayı o zamanki Türkiye nüfusunun dörtte birine eşittir. <a href="https://deprem.gazi.edu.tr/view/announcement/229869#:~:text=Afet%20%C4%B0%C5%9Fleri%20Genel%20M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20ve,43.953%20ki%C5%9Finin%20yaralanmas%C4%B1na%20neden%20olmu%C5%9Ftur." target="_blank" rel="nofollow noopener">Gölcük depremi</a>nin merkezi İstanbul Pendik’e 45 km ve Avcılar’a 100 km uzaktadır. O depremde, İstanbul’da toplam 3.585 konut ve işyeri ağır, 15.340 konut ve işyeri orta hasar almıştır. 17 Ağustos 1988 depremi için verdiğim örnek, Marmara Denizi içerisinde veya diğer büyük fay kolları üzerinde olabilecek bir depremin “Marmara Depremi” olacağı bir durum yaratabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Marmara bölgesi, Marmara Denizi çevresinde; İstanbul, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Bilecik, Sakarya, Kocaeli ve Yalova şehirleri olmak üzere 11 ili kapsar. Bu illerden 7 tanesinin Marmara Denizi’ne, 6 tanesinin Karadeniz’e ve 3 tanesinin de Ege Denizi’ne kıyısı vardır. Marmara Bölgesi, alansal olarak Türkiye’nin %8 kadarını kaplar. Bölge, bütün diğer bölgelerdeki şehirlerden nüfus çekmektedir. Çünkü, Marmara bölgesi sanayi ve ticari yatırımların ve işletmelerin en yoğun olduğu bölgedir.</p>
<p>Marmara bölgesindeki 11 ilin toplam nüfusu <a href="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" rel="nofollow noopener">TÜİK</a> (2025) verilerine göre 26 milyon 900 civarındadır. Türkiye nüfusunun yüzde 31’i Marmara bölgesinde yaşamaktadır (Şekil 4). 2030 yılında 11 ilin nüfusu 28 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir İstanbul 16 milyon, Bursa 3.3 milyon ve Kocaeli 2.2 milyon nüfusları ile ilk üç sırayı paylaşmaktadır. İstanbul, bölge nüfusunun yarısından çoğunu barındırır.</p>
<figure id="attachment_23647" aria-describedby="caption-attachment-23647" style="width: 697px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23647 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-4.webp" alt="" width="697" height="456" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-4.webp 697w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-4-300x196.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 697px) 100vw, 697px" /><figcaption id="caption-attachment-23647" class="wp-caption-text">Şekil 4. Marmara bölgesindeki 11 ilin illere göre nüfus dağılımı (TÜİK, 2025)</figcaption></figure>
<p>Marmara bölge ekonomisinin temelini sanayi ve ticaret oluşturur. Türkiye’de sanayi sektöründe çalışan işçilerin yarısı bu bölgededir. Türkiye sanayi üretiminin yarısından çoğunu Marmara bölgesindeki iller gerçekleştirir. Bölgede elde edilen gelirin yaklaşık yarısını sanayi kesimi sağlar. Ticaret ve ulaştırmanın bölge gelirindeki payı %25’in üzerindedir. Türkiye milli gelirinin yaklaşık 5’te biri bu bölgenin payına düşer.</p>
<figure id="attachment_23648" aria-describedby="caption-attachment-23648" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23648 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-1024x628.webp" alt="" width="1024" height="628" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-1024x628.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-300x184.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-768x471.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-1536x943.webp 1536w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-750x460.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5-1140x700.webp 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/sekil-5.webp 1654w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-23648" class="wp-caption-text">Şekil 5. Marmara bölgesindeki illerin ihracat gelirlerindeki paylarının 2002-2025 yıllarındaki değişimi (TÜİK, 2025)</figcaption></figure>
<p>Marmara Bölgesi’ndeki illerin ihracat gelirlerindeki payları incelendiğinde (Şekil 5), büyüklük sırasıyla İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ ve Balıkesir’in yıllık bazda en fazla ihracat payına sahip olduğu görülür. Bazı illerde son yıllarda ihracat artışı hızlanmıştır.</p>
<p>TÜİK (2025) verilerine göre Marmara bölgesindeki yedi ilin toplam ihracat geliri 141 milyar dolar olmuştur. 2025 yılı ocak &#8211; ekim döneminde Türkiye’nin ihracat geliri toplam 224 milyar 469 milyon dolar olduğuna göre, Marmara’nın bundaki payı yüzde 63 gibi çok büyük bir oran olmaktadır. Ayrıca 2025 yılı üçüncü çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak Türkiye GSYH miktarı 1 trilyon 538 milyar dolara ulaştığına göre Marmara bölgesindeki yedi ilin Türkiye toplam GSYH’deki payının oldukça önemli bir rolü vardır.</p>
<p>Ben ekonomist, yatırımcı ve şehir plancısı değilim. Neden bu yazıda önce Marmara bölgesinin deprem tehlikesini ve sonra da nüfus durumunu ve ekonomideki payını analiz etmeye çalıştım? Çünkü ülkemizde <a href="https://emsal.com/2025-biterken-dunyada-ve-turkiyede-afet-riskleri/" rel="dofollow"><strong>afet</strong></a>lere dönüşen doğa ve insan kaynaklı tehlikelere hazır değilsek ve olası kayıpları (riskleri) azaltma konusunda önemli eksikliklerimiz varsa, Marmara bölgesi gibi giderek yoğunlaşan nüfusa ve yüksek ekonomik değere sahip alanlar deprem gibi tehlikelere maruz kaldığında afet büyük olur. 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 büyük depremleri sonrası ortaya çıkan can kayıpları ve ekonomik tahribat olası afetin boyutları hakkında çok acı ve ağır sonuçlar ortaya koymuştur (<a href="https://www.sbb.gov.tr/2023-kahramanmaras-ve-hatay-depremleri-raporu/" target="_blank" rel="nofollow noopener">TC SBB Raporu, 2023</a>). Her büyük depremden sonra çıkarılacak dersler vardır. Bu derslerin ev ödevlerini başarmak gerekiyor.</p>
<p>Çok eski yıllara erişen arşiv bilgilerine ve son yıllarda yapılan bilimsel araştırma sonuçlarına göre Marmara bölgesinin ve kapsadığı illerin önemli derecede bir <strong>deprem tehdidi</strong> altında olduğu anlaşılmaktadır. Bu illerden İstanbul için yıllardır yapılan deprem tehlikesi ve risklerinin tahmini ile ilgili çalışmalarda, olası can kayıpları ve ekonomik kayıplar ile ilgili sonuçlar ortaya konulmuş ve risk azaltma çalışmaları için çok yönlü önerilerde bulunulmuştur. <strong>AFAD</strong> tarafından tüm iller için risk azaltma planı raporları yazılmış ve risk azaltmaya yönelik eylemler belirlenmiştir.</p>
<p>Arşivlere göre 1900 yılından bugüne kadar geçen 126 yılda Marmara bölgesinde 11 ili etkileyen ve büyüklüğü 6.0 ve daha fazla olan 35 deprem sayıyoruz. Bunlarda 5 tanesinin büyüklüğü 7.0 ve daha fazla. Marmara bölgesi içerisinde 7.0 ve daha büyük bir deprem yalnızca bir ilin depremi olmaz, yereli aşan bölge depremine dönüşür. O “Marmara Depremi” olur (<a href="https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/istanbul-depremi-marmara-depremi-olacak,42596" target="_blank" rel="nofollow noopener">Eyidoğan, 2023</a>). Yani, Türkiye nüfusunun yüzde 30’unu, GSYH’nin büyük bir yüzdesini barındıran bölgenin depremi olur.</p>
<p>Bu yazıda, Kuzey Anadolu Fayı’nın üç canlı kolunun üzerinden geçtiği 11 ili, 27 milyona yakın nüfusu ve Türkiye’nin GSYH’nin çok önemli bir ekonomik değerini barındıran Marmara bölgesinin maruz kalacağı deprem tehlikesinin boyutlarını ve mevcut nüfus ve ekonomik özelliklerini açıklamaya çalıştım. Ayrıca, bu yazıyı hazırlarken 2019’da İBB tarafından yayınlanan “<a href="https://depremzemin.ibb.istanbul/tr/olasi-deprem-kayip-tahminleri-ilce-kitapciklari" target="_blank" rel="nofollow noopener">İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi (2019)”</a> kapsamında farklı deprem senaryosu yaklaşım ve yöntemlerinden elde edilen deprem kayıp tahminleri çalışmasından esinlenerek, İstanbul dahil Marmara bölgesindeki 11 il için tahmin çizelgesi hazırladım. Bu amaçla, 50 yılda %10 aşılma olasılığı için elde edilen can kaybı, ağır yaralı, hastanede tedavi ve hafif yaralı sayıları olası bir büyük depremde etkilenecek 11 il için ayrı ayrı hesaplanmış ve çizelge 1’de verilmiştir. Bu sayılar farklı olasılıksal ve deterministik deprem senaryolarına göre ve depremin konumuna bağlı olarak değişebilir. İstanbul için İBB tarafından yapılan bu kayıp tahmin araştırmasının benzerinin, Marmara bölgesindeki her il için farklı deprem senaryolarına göre yapılması önerilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-23649 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/cizelge-1.webp" alt="" width="606" height="464" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/cizelge-1.webp 606w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2026/01/cizelge-1-300x230.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 606px) 100vw, 606px" /></p>
<p>Nüfusun yoğunlaştığı, sanayi ve ticari yatırımların arttığı şehirlerde ve bölgelerde, her türlü doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin farkında olmama ve bölge ve <strong>kent planlaması</strong>nda afetlere karşı önlem, hazırlık ve risk azaltma eylemlerinin ihmal edilmesi durumunda, başta deprem kaynaklı olmak üzere tehlikelerin afete dönüşmesi ve kayıpların büyümesi kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Kaynaklar</em></p>
<ul>
<li><em>AFAD-DAD, 2025. T.C. Afet ve Acil Durum Yönetimi, Deprem Araştırma Dairesi, <a href="https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog" target="_blank" rel="noopener">https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog</a></em></li>
<li><em>Ambraseys, N. ve Finkel, C. F., 2006. Türkiye&#8217;de ve Komşu Bölgelerde Sismik Etkinlikler 1500-1800, TÜBİTAK Yayınları, 252 sayfa.</em></li>
<li><em>Armijo, R., Pondard, N., Meyer, B., Ucarkus, G., De Lépinay, B. M., Malavieille, J., Dominguez, S., Gustcher, M. A., Schmidt, S., Beck, C., Cagatay, N., Cakir, Z., Imren, C., Eris, K., Natalin, B., Özalaybey, S., Tolun, L., Lefévre, I., Seeber, L., &#8230; Sarikavak, K., 2005. Submarine fault scarps in the Sea of Marmara pull-apart (North Anatolian Fault): Implications for seismic hazard in Istanbul. Geochemistry, Geophysics, Geosystems, 6(6). <a href="https://doi.org/10.1029/2004GC000896" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1029/2004GC000896</a></em></li>
<li><em>Chen, X., Martínez‐Garzón, P., Kwiatek, G., Ben‐Zion,Y., Bohnhoff ,M.,&amp; Cotton, F. (2025). Rupture directivity of moderate earthquakes along the main Marmara fault suggests larger ground motion toward Istanbul. Geophysical Research Letters, 52. <a href="https://doi.org/10.1029/2024GL111460" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1029/2024GL111460</a></em></li>
<li><em>Eyidoğan, H., 2007. Deprem Olacak mı Hocam?, Bilim ve Gelecek Dergisi, 10-42. <a href="https://www.researchgate.net/publication/343962451_Istanbul'da_Deprem_olacak_mi_hocam" target="_blank" rel="noopener">https://www.researchgate.net/publication/343962451_Istanbul&#8217;da_Deprem_olacak_mi_hocam</a></em></li>
<li><em>Eyidoğan, H., 2023. İstanbul Depremi Marmara Depremi Olacak, T24. <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/istanbul-depremi-marmara-depremi-olacak,42596" target="_blank" rel="noopener">https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/istanbul-depremi-marmara-depremi-olacak,42596</a></em></li>
<li><em>Eyidoğan, H., 2025. Sındırgı (Balıkesir) deprem etkinliğinin sismolojik ve sismotektonik özellikleri, Bilim ve Gelecek, <a href="https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2025/10/02/sindirgi-balikesir-deprem-etkinliginin-sismolojik-ve-sismotektonik-ozellikleri" target="_blank" rel="noopener">https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2025/10/02/sindirgi-balikesir-deprem-etkinliginin-sismolojik-ve-sismotektonik-ozellikleri</a> , 2 Ekim 2025.</em></li>
<li><em>İBB, 2025. Olası Deprem Kayıp Tahminleri, <a href="https://depremzemin.ibb.istanbul/tr/olasi-deprem-kayip-tahminleri-ilce-kitapciklari" target="_blank" rel="noopener">https://depremzemin.ibb.istanbul/tr/olasi-deprem-kayip-tahminleri-ilce-kitapciklari</a></em></li>
<li><em>Murru, M., A. Akıncı, G. Falcone, S. Pucci, R. Console, and T. Parsons, 2016. M ≥ 7 earthquake rupture forecast and time-dependent probability for the sea of Marmara region, Turkey, J. Geophys. Res. Solid Earth, 121, 2679–2707. <a href="https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1002/2015JB012595" target="_blank" rel="noopener">https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1002/2015JB012595</a></em></li>
<li><em>Şengör, A.M.C., Okan Tüysüz, Caner İmren, Mehmet Sakınç, Haluk Eyidoğan, Naci Görür, Xavier Le Pichon, Claude Rangin, 2005. The North Anatolian Fault: A New Look. Annual Review Earth and Planetary Sciences. 33:37-112. <a href="https://doi.org/10.1146/annurev.earth.32.101802.120415" target="_blank" rel="noopener">https://doi.org/10.1146/annurev.earth.32.101802.120415</a></em></li>
<li><em>Seyitoğlu, G., Esat, K., Tün, M., Oruç, B., Pekşen, E., Aktuğ, B., Kaypak, B., Koca, B., Balkan, E., Sunay, M., Pekkan, E. ve Çetinkaya, D., 2024. Newly discovered, the Kayapa-Yenişehir cross- basin fault: As revealed by geological and geophysical studies along the southern branch of the North Anatolian Fault Zone, a possible source of the destructive 1855 Bursa earthquakes, Journalof Structural Geology ,179. <a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0191814123002456" target="_blank" rel="noopener">https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0191814123002456</a></em></li>
<li><em>TC SBB Raporu, 2023. 2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu, 140 sayfa. <a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener">https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf</a></em></li>
<li><em>TÜİK, 2025. Türkiye İstatistik Kurumu, <a href="https://www.tuik.gov.tr" target="_blank" rel="noopener">https://www.tuik.gov.tr</a></em></li>
<li><em>Türkiye Deprem Tehlike Haritası, 2025. <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="noopener">https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi</a></em></li>
<li><em>Wikipedia, 2025). Doublet Earthquake, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Doublet_earthquake" target="_blank" rel="noopener">https://en.wikipedia.org/wiki/Doublet_earthquake</a>.</em></li>
<li><em>Yavaşoğlu, H., Alkan, M., Bilgi, S. and Alkan, Ö., 2020. Monitoring aseismic creep trends in the İsmetpaşa and Destek segments throughout the North Anatolian Fault (NAF) with a large-scale GPS network. Geoscientific Instrumentation, Methods and Data Systems. 9. 25-40.</em></li>
<li><em>Yetkin, M., Dedoğlu, Ö, İ. and Tunç, T., 2024. February 6, 2023, Kahramanmaraş twin earthquakes: Evaluation of ground motions and seismic performance of buildings for Elazığ, southeast of Türkiye, <a href="https://www.sciencedirect.com/journal/soil-dynamics-and-earthquake-engineering" target="_blank" rel="noopener">Soil Dynamics and Earthquake Engineering</a>, <a href="https://www.sciencedirect.com/journal/soil-dynamics-and-earthquake-engineering/vol/181/suppl/C" target="_blank" rel="noopener">Volume 181</a>, June 2024.</em></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://emsal.com/marmarada-beklenen-buyuk-deprem-ve-olasi-kayiplar/">Marmara’da Beklenen Büyük Deprem ve Olası Kayıplar</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 Biterken Dünyada ve Türkiye’de Afet Riskleri</title>
		<link>https://emsal.com/2025-biterken-dunyada-ve-turkiyede-afet-riskleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 05:57:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=23489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerküremizin her noktası, yavaş da olsa zaman ve mekânsal anlamda değişiyor. Kıta hareketleri, deprem, sel, tayfun, tsunami, volkan vb. gibi doğa kaynaklı olaylar yeryüzünün fiziksel değişimine neden oluyor. Bu değişim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/2025-biterken-dunyada-ve-turkiyede-afet-riskleri/">2025 Biterken Dünyada ve Türkiye’de Afet Riskleri</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerküremizin her noktası, yavaş da olsa zaman ve mekânsal anlamda değişiyor. Kıta hareketleri, <a href="https://emsal.com/deprem-icerikleri/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a>, sel, tayfun, tsunami, volkan vb. gibi doğa kaynaklı olaylar yeryüzünün fiziksel değişimine neden oluyor. Bu değişim yalnızca dünyamızın doğasından değil, aynı zamanda insan kaynaklı olaylar nedeniyle de gerçekleşiyor. Nüfusu ve yerleşim alanlarının büyüklüğü giderek artan insan; sanayi ve ticari etkinlikleri ile birçok kirleticiyi havaya, suya ve toprağa salıyor, ormanları yakıyor ve savaşlar çıkarıyor.</p>
<p>Kayıpları azaltacak önlem ve hazırlıkları yapmadığımızda, birçok doğa ve insan kaynaklı tehlike, afete dönüşüyor. Yerküremizden kaynaklı olayları durduramayız ama o olayları anlayıp olası tehlikelerinin afete dönüşmesini önleyebiliriz. Gelişen bilim, teknoloji ve iletişim çağında farkındalığı artırmak, hazırlık ve önlem çalışmalarını yapmak ve her ölçekte örgütlenerek yaşam alanlarımızı afetlere dirençli duruma getirme olanaklarımız var.</p>
<p>2025 yılının son günlerine geldiğimiz bu günlerde, afete dönüşen doğa kaynaklı tehlikelerden hareketle, Dünya ve Türkiye için başta deprem olmak üzere ne tür risklerle karşı karşıya olduğumuza dair bazı istatiksel bilgiler aktarmak istiyorum. Bu bilgiler, bugüne kadar yapılan gözlemlerden elde edilmiş ve yetkin ulusal ve uluslararası kuruluşların raporlarından aktarılmıştır.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in bu yılki Afet Riskinin Azaltılmasına İlişkin Küresel Değerlendirme Raporu’ndaki bildirisinden (UNDRR-GAR Report, 2025) şu paragrafı aktarmak istiyorum<strong>; <em>“</em></strong><em>Afetler, 21. yüzyılın belirleyici bir özelliğidir ve etkileri çok geniş kapsamlıdır. Fırtınalar, yangınlar, seller, sıcak dalgaları ve kuraklıklar daha şiddetli ve daha sık hale gelmiş, sürdürülebilir kalkınma kazanımlarını aşındırmaktan, tüm bölgeleri sigortalanamaz hale getirmeye ve ülkelerin GSYİH&#8217;sinden büyük kayıplara yol açmaya kadar, topluluklar ve ekonomiler üzerinde giderek daha büyük bir yük oluşturmaktadır”.</em></p>
<h2>Dünyada Doğa Kaynaklı Afetlerin İstatistiği Ne Gösteriyor?</h2>
<p>Afetlerle ilgili olarak uluslararası hizmet veren veri kaynağı EM-DAT (2025), afeti yerel kapasiteyi aşan ve ulusal veya uluslararası düzeyde dış yardım talebinde bulunmayı gerektiren bir durum veya olay olarak tanımlar.</p>
<p>Şekil 1’de sınıflanan ve farklı renklerle tasarlanmış grafikle gösterilen olaylar, dünyanın çeşitli yerlerinde afete dönüşme ve hasara ve insan kaybına neden olma potansiyeli olan doğa kaynaklı olaylar olarak anlaşılmalıdır. Şekil 1’deki grafikte verilen olay sayıları, farklı renklere karşılık gelen sayılarla belirtilmiştir ve Ekim 2025’e kadar olan doğa kaynaklı olayları kapsamaktadır (EM-DAT, 2025; CRED/UCLouvain, 2025). Olay sayısı, yalnız afet potansiyeli olan ve raporlanmış olayları temsil eder. Her olayın sayısı kendi rengine karşılık gelen sayı kadardır. Örneğin Ocak &#8211; Ekim 2025 tarihleri arasında afet potansiyeli olan olay sayısı sel için 88, deprem için 26 olmuştur. Bugün gelinen durumda, dünya çapında afet maliyetleri sistemik ve çevre etkileri de göz önüne alındığında yıllık 2.3 trilyon ABD dolarını aşmıştır.</p>
<p>Doğa kaynaklı afetler ile ilgili verilerin hacmi ve kalitesi incelendiğinde, ABD’nin OFDA&#8217;sının (ABD Dış Afet Yardım Ofisi) bu olaylar hakkında aktif olarak bilgi toplamaya başladığı 1960 yılından sonra belirgin bir artış eğilimi gösterdiği anlaşılmıştır. Bu artış, daha önceki olayların sayısının daha az olduğuna dair bir saptamayı sağlamaz. Ancak, CRED&#8217;in 1973&#8217;te devreye girmesiyle veri kaydı daha güvenilir bir duruma gelmeye başlamıştır. Küresel iletişim ve medyanın gelişimi, artan insani yardım fonları ve güçlenen uluslararası iş birliği afetlerin daha iyi kayıt altına alınmasını sağlamıştır. Dolayısıyla, son yarım yüzyılda afet sıklığındaki belirgin artışın, gelişmiş ve güvenilir kayıt sistemlerinin devreye girmesinden kaynaklandığı kabul edilmektedir. Dolayısıyla bazı afet türlerinin artışı ile ilgili yorumlarda bu tarihsel arşivleme ile ilgili gelişmeleri dikkate almakta yarar vardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23491 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/Sekil-1.webp" alt="" width="632" height="390" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/Sekil-1.webp 632w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/Sekil-1-300x185.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p>Şekil 1’de görüleceği gibi sayısal olarak sel &#8211; taşkın, şiddetli hava olayları ve kuraklık en çok karşılaşılan afetler sınıfındadır (Our World in Data, 2025). Deprem ise sayı olarak bunlardan sonra gelmektedir. Sayıların azlığı ve çokluğu afet kayıp değerlerini bire bir ifade etmeyebilir. Afete dönüşen olayın büyüklüğünü, etkilediği yerleşim alanının çapı ve neden olabileceği ekonomik kayıp değeri belirler. Şekil (2a, b)’de, 2024 yılı için dünya genelinde oluşan afet türlerinin sayıları ile neden olduğu can kaybı sayıları ile 2004 &#8211; 2023 yılları arasında olmuş afet türlerinin sayıları ve neden olduğu can kaybı sayılarının on yıllık ortalamaları ile karşılaştırılmıştır (EM-DAT, 2025).EM-DAT (2025) raporundaki bilgilere göre 2024 yılında, 393 adet doğa kaynaklı afet kaydedilmiştir (Şekil 2a). Bu afetler nedeniyle 16.753 kişi hayatını kaybetmiş ve 167.2 milyon kişi çeşitli derecelerde etkilenmiştir (Şekil 2b). Ekonomik kayıp ise yaklaşık 242 milyar ABD doları olmuştur. Asya&#8217;da binlerce kişinin ölümüne neden olan aşırı sıcaklık olayları, Afrika&#8217;da 25 milyondan fazla insanı etkileyen şiddetli kuraklıklar ve Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde toplam 100 milyar ABD dolarını aşan yıkıcı tropikal fırtınalar, 2024’ün afet bilançosunu oluşturmuştur.</p>
<p>Bu makale yazımı tarihinde 2025 sonuna kadar olan döneme ait raporlar yayınlanmamış olmakla birlikte mevcut kayıtlar afet kayıplarının azaldığına dair bir duruma işaret etmemektedir. Son 10 yıllık ortalamalara göre dünyada sel, çamur heyelanı ve <strong>orman yangınları</strong>nda afet ve can kaybı sayısı artmıştır. Bu sonuç <strong>iklim değişikliği</strong> etkisinde gelişmiş olabilir. Deprem kaynaklı can kaybı sayısında son 10 yılık ortalamanın büyüklüğünün nedeni, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremde Türkiye’de kaybettiğimiz 53.537 vatandaşımıza ek olarak Suriye’de sınırlarımıza yakın yerleşimlerde tahminen 8.500 can kaybı ile ilgilidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23492 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-a.webp" alt="" width="570" height="324" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-a.webp 570w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-a-300x171.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 570px) 100vw, 570px" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23493 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-b.webp" alt="" width="567" height="319" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-b.webp 567w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-2-b-300x169.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 567px) 100vw, 567px" /></p>
<h2>Türkiye’de Doğa Kaynaklı Afetlerin İstatistiği Ne Gösteriyor?</h2>
<p>2025 yılı itibarıyla dünyadaki 192 ülke için doğa ve insan kaynaklı afet risklerini derecelendirme amaçlı yapılan araştırmada (INFORM, 2025), en yüksek risk katsayısı 10 olmak üzere Türkiye&#8217;nin 2025 yılı için genel risk katsayısı 5.6 olarak verilmiştir. Bu sıralamaya göre, Türkiye 192 ülke arasında 36&#8217;ncı sıradadır (Şekil 3). Ancak, son 3 yıllık risk durumuna bakıldığında gelecek yıllarda risklerin artma eğilimi olasılığı yüksektir.</p>
<p>Türkiye için hesaplanan risk katsayılarına göre, doğa kaynaklı ve insan kaynaklı her türlü tehlikeye maruz kalma riski katsayısı 7.1, kırılganlık katsayısı 5.6 ve baş etme katsayısı 4.5’tir. Türkiye&#8217;ye sınır ülkelerin genel risk katsayıları ise sırayla; Kıbrıs 2.8, Romanya 2.9, Rusya 4.0, Bulgaristan 2.6, Yunanistan 2.9, Gürcistan 3.3, Azerbaycan 4.1, Ermenistan 3.0, İran 5.9, Irak 5.7, Suriye 7.5&#8217;tir. Bu komşu ülkelerin risk katsayıları ile karşılaştırınca Türkiye’nin doğa ve insan kaynaklı tehlikeler nedeniyle risk katsayısının ne kadar yüksek olduğu açıkça görülmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23494 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-3.webp" alt="" width="652" height="202" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-3.webp 652w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-3-300x93.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 652px) 100vw, 652px" /></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de</strong> <strong>afet riskleri</strong>ni yükselten en önemli tehlikeler deprem, sel, tsunami, kurumsal yapılanma, salgın, çatışma ve düzensiz göçmen hareketleri olarak belirlenmiştir. Analistler, ülkemizin bulunduğu coğrafya ve çevremizdeki politik ortamı göz önüne alarak ülkemizde terör ve çatışma riskinin yüksek olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde güvenirlilik eksikliği katsayısı 6.7 değeriyle oldukça yüksektir. Bu saptama, insan kaynaklı risk katsayısını (8.0) doğa kaynaklı risk katsayısından (5.9) büyük yapmaktadır. Bu durum, Türkiye’yi yatırım yapılabilecek bir ülke olmaktan uzaklaştırabilir.</p>
<p>Ülkemizdeki doğa kaynaklı afetler sınıflamasında en büyük can ve ekonomi kayıplarına neden olan tehlike depremlere aittir. INFORM (2025) risk sınıflamasında risk katsayısı en yüksek doğa kaynaklı olay, 9.7 ile deprem olarak sınıflanmıştır. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin ağır ve acı sonuçları bu sınıflamaya etki eden önemli bir unsurdur.</p>
<p><strong>Deprem tehlikesi</strong>nin yüksek olduğu bölgelerde, nüfusun yoğun ve yapılaşmanın plansız ve denetimsiz üretildiği şehirlerde depremler çok sayıda insanın ölümüne ve yaralanmasına ve aynı zamanda büyük ekonomik kayıplara yol açmaktadır. Şehirleşme ve sanayileşme sürecindeki ülkemizde, çevresel ve yer bilimsel unsurları dikkate almadan plansız ve denetimsiz inşa edilmiş ve gittikçe yükselen / yoğunlaşan binalardan oluşan kentlerimizde yapı sayısının ve nüfusun artmasından dolayı “<strong>şehir depremleri</strong>” olarak adlandırabileceğimiz bir dönem başlamıştır. Rahmetli Prof. Dr. Murat Balamir’in deyimiyle şehirlerimiz doğa ve insan kaynaklı “risk havuzlarına” dönüşmüştür (Balamir, 2021).</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de deprem</strong>den dolayı can kayıplarının yüzde 95&#8217;i <strong>bina hasarları</strong>ndan, yüzde 3&#8217;ü yapısal olmayan unsurlardan (ağır ve büyük eşyalar) oluşur. Yaralanma sayılarının yüzde 50&#8217;si yine yapısal olmayan unsurlardan kaynaklanır. EM-DAT kayıtlarına göre 1900-2024 yılları arasında, Türkiye’de hasar ve can kayıplarına neden olan diğer tür afetlere kıyaslandığında depremler nedeniyle kayıp oranı %58’e ulaşmaktadır. GEM raporuna göre (GEM Report, 2025) depremler nedeniyle her yıl Türkiye’de can kaybı sayısı ortalaması 2.300, ekonomik kayıp miktarı 3.3 milyar ABD doları civarındadır (Şekil 4).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23495 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-4.webp" alt="" width="626" height="254" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-4.webp 626w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-4-300x122.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 626px) 100vw, 626px" /></p>
<p>6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş civarında 9 saat arayla olan iki büyük deprem resmi verilere göre 11 ildeki 14 milyon kişiyi etkilemiş ve 53.537 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu son büyük depremlerle birlikte, Türkiye’de 1900 &#8211; 2025 tarihleri arasında can kaybı sayısı ne yazık ki 150.259’a, yaralı sayısı ise 209.057’ye ulaşmıştır (Şekil 5).</p>
<p>Deprem bölgesinde 3 milyon kişi evsiz kalmıştır. T.C. SBB Raporu’na (2023) göre toplam ekonomik kayıp değeri 6 Mart 2023 tarihi itibarıyla 104 milyar dolardır (Bazı kaynaklar bu değeri 150 milyar dolar olarak açıklamışlardır). 2023 yılı merkezi yönetim bütçesinin 4.5 trilyon TL olduğu düşünülürse, ülke bütçesinin çok yüksek bir oranda ekonomik kayıpla karşı karşıya kaldığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Şekil 5 çizelgesi incelendiğinde mevcut kaynaklara göre 1900 &#8211; 2022 yılları arasındaki 123 yılda can kaybı sayısının 96.721 olduğu ancak 2023 &#8211; 2025 arasında bu sayının nerdeyse yarısı kadar bölümünün yalnızca 6 Şubat 2023 depreminde olduğu görülmektedir. Türkiye gibi bir deprem coğrafyasında son 123 yılda olan can kaybı sayısının yarısına yakınının yalnızca 3 yılda olması nasıl izah edilebilir? Bu durumun, geçen yüzyıl içerisinde Anadolu coğrafyasında daha az büyük deprem olduğu gibi bir varsayımla açıklanması ikna edici değildir. Bu sayısal uyumsuzluğun nedeninin, 20’nci yüzyıl içerisinde deprem ve diğer doğa kaynaklı afetlerdeki kayıplarımızın saptanması çalışmalarının yeterli olmadığı görüşündeyim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23496 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-5.webp" alt="" width="649" height="299" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-5.webp 649w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-5-300x138.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 649px) 100vw, 649px" /></p>
<h2>Büyüyen Şehirler, Artan Afet Riskleri</h2>
<p>Büyük şehirler hem yerel hem de küresel ekonomi için büyük öneme sahiptir. Büyük şehirler kendi bölgelerinin ve ülkelerinin siyaseti için önem taşır. Geçen iki yüzyılda dünyanın en büyük 100 şehrinin ortalama nüfusu önemli ölçüde artmıştır: 1950&#8217;de nüfusu 2 milyon olan şehirlerin nüfusu, 2020&#8217;de 9,7 milyona erişmiştir (Şekil 6).</p>
<p>Satterthwaite’nin (2020) araştırmasına göre, Amerika dünyanın en büyük 100 şehrinden 69&#8217;una sahipken, 2020 yılına gelindiğinde bu sayı 17&#8217;ye düşmüştür. 1900 yılında Asya’da 22 büyükşehir varken, 2020’de bu sayı ile Asya dünyanın en büyük 100 şehrinden 58&#8217;ine sahiptir. 2035 yılına doğru Afrika kıtasında büyükşehir sayısının artacağı öngörülmektedir.</p>
<p>BM&#8217;ye göre dünya nüfusunun yüzde 57&#8217;si olan 4.5 milyar şehir nüfusu, 2030 yılına doğru 5.2 milyarla yüzde 60&#8217;a erişecek ve 2050 yılına doğru her üç kişiden ikisi şehirlerde yaşayacak. 2022 yılı itibariyle nüfusu 1 milyondan fazla olan şehir sayısı 611&#8217;e ulaşmış durumda. Nüfusu 10 milyon ve daha fazla olan 31 büyükşehir sayısının 2030&#8217;da 43&#8217;e çıkacağı tahmin ediliyor (Şekil 6).</p>
<p>Şehirlerdeki <strong>hızlı nüfus artışı</strong>ndaki durum; <strong>sürdürülebilir şehir planlaması</strong>, doğa ve insan kaynaklı riskleri azaltma yönetimi, <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/" rel="dofollow"><strong>dirençli şehirler</strong></a>, hizmetler ve yönetişim konularının önümüzdeki yıllarda daha önemli bir konu başlıkları olacağını gösteriyor.</p>
<p>Dünya kentsel nüfusunun dörtte biri yoksulluk koşullarında ve plansız ve kayıt dışı yerleşim yerlerinde yaşıyor. Yoksulluk ve afet riskleri arasındaki ilişki, <strong>hızlı kentleşme</strong> ile daha da artıyor. Afetler her yıl daha pahalıya mal oluyor, gıda kaynakları olumsuz etkileniyor ve mevcut yoksulluğu daha da artırıyor. Yoksulluk kırılganlığı artırıyor ve afetlere direnci kırıyor. İstatistikler, afetlerin en fazla yoksulları vurduğunu gösteriyor.</p>
<p>Yüksek gelirli ve üst orta gelirli ülkelerde afet kaynaklı kayıplar milli gelirin yüzde 0.1 ile yüzde 0.3&#8217;ü arasında değişiyor. Ama bu durum düşük gelirli ve düşük orta gelirli ülkelerde değişiyor ve bu tür ülkelerde milli gelirin yüzde 0.8 ile 1.0&#8217;ini afetlerde kaybediliyor. Bölgesel ölçekte bakıldığında, Asya ve Pasifik ülkelerinde bu oran yüzde 1.6&#8217;ya ulaşıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-23497 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-6.webp" alt="" width="524" height="297" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-6.webp 524w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-6-300x170.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 524px) 100vw, 524px" /></p>
<p>Plansız büyüyen ve nüfusu şişen kentler, denetimsiz ve kirletici sanayi, enerji ve vahşi madencilik faaliyetleri ve arıtma yetersizlikleri kara, hava ve denizlerdeki kirliliği arttırıyor ve giderek çevre ve iklim dengelerini bozuyor. Böylece nüfus artışı, yoksulluk ve çeşitli doğa kaynaklı olaylar birbiriyle etkileşimli (sistemik) olarak insani ve ekonomik kalkınma faaliyetlerini uzun süre sekteye uğratıyor ve tehlikeler kolaylıkla afete dönüşüyor. Dünya Bankası raporu, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde göçle birlikte plansız yerleşimlerin sayısının artması nedeniyle önümüzdeki yıllarda sele maruz kalanların sayısının 1.8 milyara ulaşacağını belirtiyor.</p>
<p>En az gelişmiş ülkeler, denize kıyısı olmayan gelişmekte olan ülkeler ve küçük adalarda gelişmekte olan ülkeler <strong>afet riskini azaltma</strong>da büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Güçlü siyasi irade olmasına rağmen, birçok ülke ulusal ve bölgesel afet risk azaltma kararlarını tam olarak uygulamak için yetersiz kaynağa ve teknik kapasiteye sahip. Bu nedenle, afetler bu tür ülkelerde diğer ülkelere göre çok daha ölümcül ve yıkıcı olmaktadır. 2014 ve 2023 yılları arasında, ortalama yıllık afet ölüm oranları, az gelişmiş ülkelerde 100.000 kişide 1.97, kıyısı olmayan az gelişmiş ülkelerde ise 2.43 olurken, küresel ortalama 0.79&#8217;dur. Az gelişmiş ülkelerde, 100.000 kişide ortalama 3.000 kişi afetten etkilenmektedir. Bu sayı, dünya ortalamasından %54 daha yüksektir.Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerdeki yaklaşık 1 milyar insanın, doğa ve insan kaynaklı tehlikelere daha fazla maruz kalacağı, baş etme kapasitelerinin yetersiz olduğu ve <strong>dayanıksız binalar</strong> nedeniyle afetlere karşı savunmasız oldukları tahmin ediliyor. Şehirler büyüdükçe ve yoğunlaştıkça, sınırlı doğal kaynaklar üzerindeki istekler ve baskılar artmakta ve dünya genelinde topluluklardaki eşitsizlikleri ve kırılganlıkları daha da büyütüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-23498 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-7.webp" alt="" width="560" height="427" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-7.webp 560w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-7-300x229.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 560px) 100vw, 560px" /></p>
<p>Kırsaldan şehir merkezlerine ve yakın çevresine göç olgusu, Türkiye nüfus hareketlerinde de çok belirgin olarak bir süreci göstermektedir (TÜİK, 2025; Şekil 7). TÜİK (2025) verilerine göre 1927 yılından bugüne kadar kırsaldan şehir merkezlerine göç kesintisiz sürmüştür. Bunun temel nedenlerinden biri sanayi ve ticari faaliyetlerin kıyı bölgelerine ve şehirlerine yakın alanlarda konumlanmasıdır. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri nüfus yoğunlaşmalarının en fazla olduğu bölgeler olmuştur. Bu bölgeler aynı zamanda <strong>deprem tehlike potansiyeli</strong> en yüksek bölgelerdir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-23499 size-full aligncenter" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-8.webp" alt="" width="562" height="321" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-8.webp 562w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/12/sekil-8-300x171.webp 300w" sizes="auto, (max-width: 562px) 100vw, 562px" /></p>
<p>GEM (2025) istatistiklerine göre, <strong>Türkiye’de deprem tehlikesinin yüksek olduğu şehirler</strong>de veya bölgelerde olası bir büyük depreme maruz kalacak nüfus ve bina sayıları ile mali kayıpların çok yüksek olacağı açıktır (Şekil 8). Büyük depremlerin yıkıcı ve ölümcül etkileri, il ve ilçe ve hatta ülke sınırlarını aşar ve bölge depremlerine dönüşür. Ülkemizde bu olumsuz durumun en son örneği <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/" rel="dofollow"><strong>6 Şubat 2023 depremi</strong></a> sırasında yaşanmış ve çok ağır ve acı kayıplarımız olmuştur.</p>
<p>Afetler gerçekleşmeden olası kayıp risklerinin azaltılması için her ölçekte (sokak, mahalle, ilçe, il ve ülke) yerleşim alanları için riskleri hızla azaltma yolunda sürdürülebilir afet politikaları oluşturmanın ve önerilen strateji ve eylemleri ihmal etmememizin çok büyük hayati önemi olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Yaşam alanlarımızı afetlere dirençli kılmak yalnızca bina yapmak değildir. Doğa ve insan kaynaklı olayların oluşturacağı tehlikeleri tanıma, maruz kalma, kırılganlık ve başa çıkma kapasitesi konularında yapılan çalışmalar, alınan önlemler, yapılan hazırlıklar, toplumsal farkındalık ve örgütlenme, sakınım planları ve yaşanabilir güvenli mekânlar oluşturma çalışmaları ne kadar ileri düzeydeyse, insan ve ekonomi kayıpları da o kadar azalacaktır.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://scholar.google.com.tr/citations?user=UlAChAgAAAAJ&amp;hl=en">https://scholar.google.com.tr/citations?user=UlAChAgAAAAJ&amp;hl=en</a></li>
<li>Balamir, M., 2021. Afetler, Risk Yönetimi, Sakınım Planları, Kavram ve Terimler, TMMOB Şehir Plancılaraı Odası, 2. Baskı, 268 sayfa.</li>
<li>CRED, 2025. Centre for Research on the Epidemiology of Disasters. <a href="https://www.preventionweb.net/organization/centre-research-epidemiology-disasters-cred">https://www.preventionweb.net/organization/centre-research-epidemiology-disasters-cred</a></li>
<li>EM-DAT, 2025. <a href="https://www.emdat.be/">https://www.emdat.be/</a></li>
<li>Eyidoğan, H. ve Utku, Z, 2025. Türkiye’yi Sarsan Depremler (1988-2023), Nobel Bilimsel Eserler Yayınları, ISBN: 978-625-376-517-0, 436 sayfa</li>
<li>GEM Report, 2025. Global Earthquake Model Foundation, <a href="https://www.globalquakemodel.org/">https://www.globalquakemodel.org/</a></li>
<li>INFORM RISK, 2025. <a href="https://drmkc.jrc.ec.europa.eu/inform-index/INFORM-Risk">https://drmkc.jrc.ec.europa.eu/inform-index/INFORM-Risk</a></li>
<li>OFDA, 2025. Office of Foreign Disaster Assistance, <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Office_of_Foreign_Disaster_Assistance">https://en.wikipedia.org/wiki/Office_of_Foreign_Disaster_Assistance</a></li>
<li>Our World in Data, 2025. <a href="https://ourworldindata.org/grapher/natural-disasters-by-type">https://ourworldindata.org/grapher/natural-disasters-by-type</a></li>
<li>Satterthwaite, D., 2020. The world&#8217;s 100 largest cities from 1800 to 2020, and beyond, <a href="https://www.iied.org/worlds-100-largest-cities-1800-2020-beyond">https://www.iied.org/worlds-100-largest-cities-1800-2020-beyond</a> .</li>
<li>TC Cumhurbaşkanlığı SBB Raporu, 2023. <a href="https://www.sbb.gov.tr/2023-kahramanmaras-ve-hatay-depremleri-raporu/">https://www.sbb.gov.tr/2023-kahramanmaras-ve-hatay-depremleri-raporu/</a></li>
<li>TÜİK, 2025. Türkiye İstatistik Kurumu, <a href="https://www.tuik.gov.tr/">https://www.tuik.gov.tr/</a></li>
<li>UNDRR-GAR Report, 2025. United Nations Disaster Risk Reduction Office, Global Assessment Report on Disaster Risk Reduction 2025: Resilience Pays: Financing and Investing for our Future. Geneva. ISBN: 9789211542561. <a href="https://www.undrr.org/gar/gar2025">https://www.undrr.org/gar/gar2025</a></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://emsal.com/2025-biterken-dunyada-ve-turkiyede-afet-riskleri/">2025 Biterken Dünyada ve Türkiye’de Afet Riskleri</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öncüleriyle Gelen 10 Ağustos Sındırgı Depremi ve Detaylı Analizi</title>
		<link>https://emsal.com/onculeriyle-gelen-10-agustos-sindirgi-depremi-ve-detayli-analizi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Aug 2025 10:50:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=22491</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Ağustos 2025 tarihinde saat 19:53’te Batı Anadolu’da merkezi Sındırgı ilçesinin batısında konumlanan 6.1 büyüklüğünde bir deprem olmuştur. Deprem ölçeklendirme olarak kuvvetli deprem sınıfındadır. Bazı yayınlarda büyük deprem açıklaması yapılmakla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/onculeriyle-gelen-10-agustos-sindirgi-depremi-ve-detayli-analizi/">Öncüleriyle Gelen 10 Ağustos Sındırgı Depremi ve Detaylı Analizi</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10 Ağustos 2025 tarihinde saat 19:53’te Batı Anadolu’da merkezi Sındırgı ilçesinin batısında konumlanan 6.1 büyüklüğünde bir <a href="https://emsal.com/deprem/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a> olmuştur. <strong>Deprem ölçeklendirme</strong> olarak kuvvetli deprem sınıfındadır. Bazı yayınlarda büyük deprem açıklaması yapılmakla birlikte, deprembilimde 7.0 ve daha büyük depremler büyük deprem sınıfına girmektedir. Deprem iç merkezi 13 km derinliktedir.</p>
<p>Depremin konumu ve derinliği göz önüne alındığında, depremin Sındırgı Fayı’nın hareketi sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Bu depremin dikkat çekici bir özelliği de 6.1 büyüklüğündeki deprem öncesi öncü deprem etkinliğinin varlığıdır. Kuvvetli veya büyük bir deprem öncesi oluşan küçük deprem etkinliklerini “öncü deprem” olarak etiketlemenin kesin bir yöntemi yoktur.</p>
<h2>Büyük Depremleri Önceden Bilmek Mümkün Değildir</h2>
<p>Deprembilimde (sismoloji) yapılan çok sayıda araştırmaya rağmen kuvvetli ve büyük depremler olmadan bir süre önce (gün, hafta, ay ve yıl) saptanamıyor. Deprem etkinliği yüksek olan bölgelerde ise <strong>deprem tehlikesi</strong> ancak olasılıksal yöntemlerle açıklanıyor. Örneğin, bulunduğunuz noktada olası en büyük depremde maruz kalacağınız maksimum yer hareketi, <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="nofollow noopener"><strong>Türkiye Deprem Tehlike Haritası</strong></a>’nda (TDTH, 2025) olasılıksal olarak 50 yılda yüzde 10 veya yüzde 50 gibi olasılık değerlerine göre belirleniyor. <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/" rel="dofollow"><strong>Depreme dayanıklı inşaat</strong></a>, bu değerlere göre tasarlanıyor. Her kuvvetli ve büyük deprem sonrası ülkenin herhangi bir yerinde <em>“şu kadar yıl şöyle büyük deprem olmaz veya bu kadar büyük deprem olur”</em> gibi iddialı söylemlerin bilimsel ve deterministik (tanımsal) bir dayanağı yoktur. Deprembilimin günümüzde ulaştığı önemli bilgi düzeyine rağmen kuvvetli ve büyük depremleri önceden bilme (prediction) becerisine ulaşamamıştır.</p>
<h2>Simav Fay Kuşağı ve Sındırgı Fayı</h2>
<p>Sındırgı Fayı, bölgede yer alan Simav Fay Kuşağı’nın en batı ucunda konumlanan bir segmenti (kolu) olarak tanımlanır (şekil 1, çizelge 1).</p>
<p>Batı Anadolu’da bulunan <strong>Simav Fay Kuşağı</strong>, 1960’lardan bugüne kadar birçok yerbilimcinin ilgisini çekmiş ve jeolojik, jeofizik ve sismolojik yöntemlerle incelenmiştir <em>(Arpat ve Bingöl, 1969; Seyitoğlu vd, 1997; Doğan ve Emre, 2006; Toker, 2014; Gündoğdu vd, 2017; Toker vd 2018; Kartal ve Kadi̇ri̇oğlu, 2015)</em>.</p>
<p>Simav Fay Kuşağı, Batı Anadolu’nun en önemli aktif faylarından biridir. Doğan ve Emre (2006) ve Emre vd (2018), Simav Fay Kuşağı’nın 205 km uzunluğunda sağ yönlü doğrultu atımlı bir fay olduğunu; Sındırgı, Çaysimav ve Şaphane fay segmentlerini kapsadığını (şekil 1, çizelge 1) belirtmişlerdir. Simav Fay Kuşağı Kütahya ve Afyonkarahisar’a doğru uzanır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_22503" aria-describedby="caption-attachment-22503" style="width: 895px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-22503 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/cizelge.webp" alt="" width="895" height="161" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/cizelge.webp 895w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/cizelge-300x54.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/cizelge-768x138.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/cizelge-750x135.webp 750w" sizes="auto, (max-width: 895px) 100vw, 895px" /><figcaption id="caption-attachment-22503" class="wp-caption-text"><strong>Çizelge 1: Simav Fayı’nın özellikleri (Emre vd, 2018). (DA: Doğrultu Atımlı Fay).</strong></figcaption></figure>
<p>Bugüne kadar sahada yapılan jeolojik-jeomorfolojik gözlemler, GPS ölçümleri, paleosismolojik bulgular Simav Fay Kuşağı’nın doğrultu atım nitelikli bir kayma hareketi yaptığını kanıtlamaktadır <em>(Konak, 2012; Aktuğ vd, 2009; Duman vd, 2013; Emre vd, 2018)</em>. Simav Fay Kuşağı içerisindeki segmentlerde (çizelge 1) açılan tüm paleosismolojik hendeklerde yapılan gözlemlerde, Holosen yaşlı yüzey faylarında doğrultu atımlı <strong>fay hareketleri</strong> gözlenmiştir (şekil 1, MTA, 2025).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-22493 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3.webp" alt="Simav Fay Kuşağı" width="1363" height="523" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3.webp 1363w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3-300x115.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3-1024x393.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3-768x295.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3-750x288.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/resim3-1140x437.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1363px) 100vw, 1363px" /></p>
<p>Simav Fay Kuşağı’nın sağ yönü doğrultu atımlı bir fay mı yoksa listrik bir normal fay mı <em>(Seyitoğlu vd., 1997) </em>olduğu konusunda tartışmalar hâlen sürmektedir. Gündoğdu vd (2017), akarsu drenaj ağındaki nehir yataklarındaki ötelenmeleri ve çizgisellikleri incelemiş ve Simav Fayı&#8217;nın yakın dönemde bile doğrultu atımlı hareketini sürdürdüğünü savunmuştur.</p>
<h2>Sındırgı Fayı’nda Öncü Depremler</h2>
<p>AFAD &#8211; DAD (2025) deprem arşivi incelendiğinde 9 Ağustos 2025 tarihinde sabah 08:00 itibarıyla Sındırgı Fayı üzerinde büyüklüğü 1.0 ile 3.0 arasında değişen küçük deprem etkinliği başladığı gözlenmektedir. Bu deprem etkinliği Sındırgı Fayı’nın batı ucundadır. Bu tür depremler Türkiye’de diri faylar üzerinde her zaman olabilmektedir. Günümüzde bu tür küçük deprem etkinlikleri, arka plan (background) deprem etkinlikleri olarak değerlendirilir (şekil 2) ve kuvvetli veya büyük bir depremin önceden haber verilmesi için bilimsel kanıtlar sunmazlar. Dolayısıyla bu tür küçük deprem etkinlikleri izlenir ama büyük deprem olacağına dair bir uyarı verilemez.</p>
<p>9 Ağustos 2025’te başlayan bu deprem etkinliği, ilginç bir şekilde 10 Ağustos 2025 tarihinde saat 19:53’te Sındırgı ilçesinin batısında ve daha sonra olan 6.1 büyüklüğünde olan ana depremin alanında konumlanmıştır (şekil 3a). Öncü deprem etkinliği içerisinde en büyük deprem 3.8 büyüklüğünde olmuştur (şekil 2).</p>
<h2>Artçı Depremler Ne Kadar Sürebilir?</h2>
<p>Öncü deprem etkinliği 10 Ağustos 2025 tarihinde saat 18:06’ya kadar sürmüştür. Bunu izleyen saatlerde, saat 19:53’te 6.1 büyüklüğünde ana deprem olmuştur. Ana deprem sonrası çok sayıda <strong>artçı deprem</strong> etkinliği başlamıştır ve bu makalenin yazıldığı 12 Ağustos 2025 tarihinde artçı depremler sürmektedir. En büyük artçı deprem büyüklüğü 4.6 olmuştur (şekil 2). 12 Ağustos 2025 tarihinde öğlen itibarıyla deprem büyüklüklerinin azaldığı gözlenmektedir. Genel olarak artçı deprem etkinliğinin birkaç hafta azalarak sürmesi beklenir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-22494 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2.webp" alt="" width="1091" height="708" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2.webp 1091w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2-300x195.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2-1024x665.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2-768x498.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim2-750x487.webp 750w" sizes="auto, (max-width: 1091px) 100vw, 1091px" /></p>
<h2>Depremlerin Dış Merkezlerinin Dağılımı</h2>
<p>Şekil 2’de gösterilen Sındırgı Fayı civarındaki deprem etkinliğinin tarihe göre alansal olarak haritada dağılımını göstermek üzere Şekil 3 hazırlanmıştır. Şekil 3’te verilen haritaya göre öncü depremler Sındırgı Fayı’nın en batı ucunda konumlanmıştır (Şekil 3a). Aynı yerde 6.1 büyüklüğünde <strong>ana deprem</strong> olmuş ve artçı depremler Sındırgı Fayı boyunca sıralanmıştır (şekil 3b).</p>
<p>Artçı depremlerin doğuya doğru Sındırgı Fayı’nın güneyinde yoğunlaştığı gözlenmektedir. USGS (2025) tarafından yapılan deprem odak mekanizması çözümüne göre deprem sırasında oluşan fay hareketi normal fay türündedir. Bu çözüme göre Sungurlu Fayı’nın güney tarafında kalan yerkabuğu aşağıya, kuzey tarafında kalan yer kabuğu ise yukarı doğru hareket etmiştir. Bu gözlemler, Sungurlu Fayı’nın bu bölümünde Batı Anadolu’da yaygın olarak gözlenen normal fay hareketlerinin ve KD &#8211; GB kabuksal genişlemenin sürdüğünü ve canlı olduğunu göstermektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-22495 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-1024x433.webp" alt="" width="1024" height="433" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-1024x433.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-300x127.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-768x325.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-750x317.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1-1140x482.webp 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/08/Resim1.webp 1374w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<h2>Depremin Şiddeti</h2>
<p>10 Ağustos 2925 tarihindeki 6.1 büyüklüğündeki depremin Sındırgı ilçe merkezinde AFAD &#8211; DAD tarafından işletilen ivme ölçerin (akselograf) bulunduğu zeminin sınıfını belirleyen Vs30 ölçüsüne göre sismik dalga hızı 238 m / s’dir. Türkiye Deprem Yönetmeliğine göre bu değer ZD sınıfı zemindir ve bu sınıftaki zemin taşıma gücü zayıf zemin sınıfındadır. Kuvaterner yaşlı, bu genç alüvyon zeminde yer alan ivme ölçerde 10 km uzaklıktaki 6.1 büyüklüğündeki depremin ölçülen maksimum ivmesi düşeyde 352 cm / s<sup>2</sup>, yatayda ise ortalama 260 cm / s<sup>2</sup>’dir. Deprem merkezine daha yakın bir ivme kayıtçısı olmadığı için deprem merkezine yakın alanlardaki maksimum ivme değerini bilmiyoruz. Ancak alüvyon ve dolgu zeminlerde (ZD ve ZE sınıfı zeminlerde) daha büyük ivme hareketleri gerçekleşmiş olabilir. USGS’in saptamasına göre Değiştirilmiş Mercalli Ölçeği’nde (MMI) depremin maksimum şiddeti 7.5 &#8211; 8.0 arasındadır. Ölçeğin maksimum değeri 12 olduğu düşünüldüğünde, deprem merkezine yakın yerleşimlerde çok fazla olmasa da çeşitli derecelerde hasarlar olabilir.</p>
<p><em><strong>Kaynaklar:</strong></em></p>
<ul>
<li><em>AFAD-DAD, 2025. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Deprem Araştırma Dairesi, </em><a href="https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>https://deprem.afad.gov.tr/event-catalog</em></a><em>, 10 Ağustos 2025. </em></li>
<li><em>Aktuğ, B., Nocquet, J. M., Cingöz, A., Parsons, A., Erkan, Y., England, P., Lenk, O., Gürdal, M.A., Kılıçoğlu, A., Akdeniz, H. and Tekgül, A., 2009. Deformation of western Turkey from a combination of permanent and campaign GPS data: limits to block-like behaviour. J Geophys Res., 114, B10404. pp22.</em></li>
<li><em>Arpat, E. ve Bingöl, E. 1969. The rift system of the Western Turkey; thoughts on its development. Maden Tetkik ve Arama Dergisi, 73, 1-9. </em></li>
<li><em>Doğan, A. ve Emre, Ö., 2006. Ege graben sisteminin kuzey sınırı: Sındırgı-Sincanlı Fay Zonu, 59. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Ankara, Türkiye, Bildiriler Kitabı. 20-24 Mart 2006, 83-84.</em></li>
<li><em>Duman, T. Y., Elmacı H, Özalp S, Olgun, Ş. ve Emre, Ö., 2013. Simav Fay Zonunda ilk paleosismolojik bulgular. 66. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 1–5 Nisan 2013, Ankara ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi, Bildiri Özleri Kitabı, 28-29. </em></li>
<li><em>Emre, Ö., Duman, T.Y., Özalp, S., Şaroğlu, F., Olgun, Ş., Elmacı, H. and Çan, T., 2018. Active fault database of Turkey. Bull Earthq Bull Earthquake Eng. 16(8), 3229-3275.</em></li>
<li><em>Gündoğdu, E., Kurban, Y. C., Yalçıner, C. Ç. ve Özden, S., 2017. Simav Fayındaki Düşey Yerdeğiştirmelerin, Yeraltı Radarı (GPR) Yöntemi ile Belirlenmesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2017:3,2, 17-33.</em></li>
<li><em>Kartal, R. F. ve Kadi̇ri̇oğlu, F. T., 2015. 2011-2012 Simav Depremleri (ML=5.7, ML=5.0, ML=5.4) ve Bölgenin Tektonik Yapısı ile İlişkisi, Yerbilimleri, 35 (3), 185-198. </em></li>
<li><em>Konak, N., 2012. Simav Dolayının Jeolojisi ve Metaforf Kayaçlarının Evrimi, İstanbul Yerbilimleri Dergisi, 2012; 3(1-2), 313-337.</em></li>
<li><em>MTA, 2025. Türkiye Diri Fay Haritası. </em><a href="https://yerbilimleri.mta.gov.tr/anasayfa.aspx" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>https://yerbilimleri.mta.gov.tr/anasayfa.aspx</em></a></li>
<li><em>Seyitoğlu, G., 1997. The Simav Graben: An example of young E-W trending structures in the late cenosoic extensional system of western Turkey. Turkish Journal of Earth Science, 6, TÜBİTAK, Türkiye,135-141.</em></li>
<li><em>TDTH, 2025. Türkiye Deprem Tehlike Haritası, </em><a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi</em></a></li>
<li><em>Toker, C. E., 2014. Geophysical analysis and modelling of the Simav basin, Western Anatolia. Bulletin of the Mineral Research and Exploration. 148, 119-135, Ankara. </em></li>
<li><em>Toker, C. E., Emin U. Ulugergerli, E. U. and Kılıç, A. R., 2018. The Naşa intrusion (Western Anatolia) and its tectonic implication: A joint analyses of gravity and earthquake catalog data, Bull. Min. Res. Exp. (2018) 156: 247-258.</em></li>
<li><em>USGS (2025) </em><a href="https://earthquake.usgs.gov/earthquakes/eventpage/us6000qznb/moment-tensor" target="_blank" rel="nofollow noopener"><em>https://earthquake.usgs.gov/earthquakes/eventpage/us6000qznb/moment-tensor</em></a></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://emsal.com/onculeriyle-gelen-10-agustos-sindirgi-depremi-ve-detayli-analizi/">Öncüleriyle Gelen 10 Ağustos Sındırgı Depremi ve Detaylı Analizi</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Barajlar ve Deprem Tehlikesi</title>
		<link>https://emsal.com/turkiyede-barajlar-ve-deprem-tehlikesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Apr 2025 06:45:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=21811</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de barajların ve hidroelektrik santrallerin inşaatı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılır veya yaptırılır. DSİ, baraj projelerini Türk ve yabancı danışmanlık firmalarına hazırlatır ve gerektiğinde baraj inşaatını özel şirketlere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/turkiyede-barajlar-ve-deprem-tehlikesi/">Türkiye’de Barajlar ve Deprem Tehlikesi</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de barajların ve hidroelektrik santrallerin inşaatı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılır veya yaptırılır. DSİ, <strong>baraj projeleri</strong>ni Türk ve yabancı danışmanlık firmalarına hazırlatır ve gerektiğinde baraj inşaatını özel şirketlere yaptırır. Elektrik enerjisi üretmek için yapılan <strong>hidroelektrik santraller</strong> (HES) <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Elektrik_%C3%9Cretim_Anonim_%C5%9Eirketi" target="_blank" rel="nofollow noopener">EÜAŞ</a>&#8216;a devredilir, diğerleri ise <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Devlet_Su_%C4%B0%C5%9Fleri_Genel_M%C3%BCd%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" target="_blank" rel="nofollow noopener">DSİ</a> tarafından işletilir.</p>
<p>Türkiye, yüzölçümüne göre oldukça köklü bir baraj altyapısına sahiptir. Türkiye&#8217;de ilk elektrik üreten hidroelektrik santrali <strong>Sakarya Nehri üzerinde inşa edilen </strong><strong>ve </strong>1928 yılında hizmete giren <strong>Gökçekaya Hidroelektrik Santrali</strong>dir. 1930’lardan sonra baraj yapım işleri hızlanmış; günümüze kadar içme suyu, sulama, elektrik üretimi ve taşkın önleme amaçlı birçok baraj yapılmıştır.</p>
<p>Barajlar kullanılan <strong>inşaat malzemesi</strong> ve proje türü olarak genellikle betonarme (beton ve çelik) veya beraberinde kaya &#8211; toprak kullanılan ya beton ya da <strong><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Dolgu_baraj" target="_blank" rel="nofollow noopener">dolgu barajı</a></strong> olarak inşa edilen büyük <a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrolik_m%C3%BChendisli%C4%9Fi">mühendislik</a> yapılarıdır. <a href="https://www.icold-cigb.org/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Uluslararası Büyük Barajlar Komisyonu</a>&#8216;nun tanımına göre büyük baraj terimi, yüksekliği 15m’den fazla ya da 5m ile 15m arası olan ve su hacmi 3 milyon metreküpü aşan yapıdır.</p>
<h2>Türkiye’deki Barajlar ve İşlevleri</h2>
<p>Türkiye&#8217;nin <strong>yenilenebilir enerji kaynakları</strong> arasında özellikle <strong>hidroelektrik santralleri</strong> önemli bir yer tutmakta ve ülkenin toplam enerji üretiminin önemli bir bölümünü sağlamaktadır. 2024 yılı itibarıyla Türkiye&#8217;de çeşitli büyüklükte ve işleve sahip yaklaşık <strong>1.800</strong> baraj ve <strong>550</strong><strong> </strong>hidroelektrik santrali bulunmaktadır. Farklı işlevlere sahip olan barajlar; sulama, içme suyu temini, hidroelektrik enerji üretimi ve taşkın kontrolü gibi amaçlarla kullanılmaktadır.</p>
<p>İnternet üzerinden erişebildiğim bilgilere göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye&#8217;deki barajlar ve hidroelektrik santrallerinin türlerine göre sayıları aşağıdaki tabloda sunulmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_21812" aria-describedby="caption-attachment-21812" style="width: 1045px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21812 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri.webp" alt="2024 yılı itibarıyla Türkiye'deki barajlar ve hidroelektrik santrallerinin türlerine göre sayıları" width="1045" height="379" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri.webp 1045w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri-300x109.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri-1024x371.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri-768x279.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/baraj-turleri-750x272.webp 750w" sizes="auto, (max-width: 1045px) 100vw, 1045px" /><figcaption id="caption-attachment-21812" class="wp-caption-text">2024 yılı itibarıyla Türkiye&#8217;deki barajlar ve hidroelektrik santrallerinin türlerine göre sayıları</figcaption></figure>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin su kaynakları</strong>nı yönetme stratejileri ve enerji ihtiyacına yönelik olarak baraj projeleri 1928 yılından bugüne kadar sürekli gelişim göstermiştir. İzlenen politika, barajların ve hidroelektrik santrallerinin çeşitliliğini sağlamış ve ülkemizin enerji bağımlılığını azaltmaya yönelik olmuştur.</p>
<p><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27deki_barajlar_listesi" target="_blank" rel="nofollow noopener">Büyük ve önemli barajlarımız</a>la ilgili olarak erişebildiğimiz verilere göre 317 barajımızın toplam göl alanı 5.061 km<sup>2</sup>, su hacmi 22 milyon 161 bin hm<sup>3</sup>, sulama alanı 4 milyon 655 bin ha, yıllık içme suyu tedariki 2.276 hm<sup>3</sup>, kurulu gücü 17 bin 426 MW ve yıllık elektrik enerjisi üretimi 56 bin 244 GWh’tir.</p>
<h2>Barajlarımızın Deprem Etkinlik ve Tehlike Haritasına Göre Konumları</h2>
<p>Bir ülkenin geleceği ve refahı bakımından sulama, içme suyu ve elektrik enerjisi sağlama işlevini üstlenen barajlar stratejik öneme sahip ve kalkınma için olmazsa olmaz yapılardır. Bu tür yapıların başta <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a> olmak üzere diğer doğa kaynaklı tehlikelere karşı uzun yıllar korunması ve oluşabilecek doğa kaynaklı tehlikeler sırasında ve sonrasında işlevini sürdürecek dayanıklılığının sağlanması amaçlanır.</p>
<p><strong>Hareket eden faylar</strong>ı ve onların oluşturduğu depremlerini durdurma şansımız yoktur. Ancak <strong>deprem tehlikesi</strong> gerçekleşmeden önce en az kayıpla yaşamımızı sürdürecek düzeni kurmak, diğer bir deyişle kayıp risklerini azaltma şansımız ve olanağımız vardır.</p>
<p><strong>Türkiye’deki barajlar</strong> ile ilgili yukarıdaki paragraflarda verdiğimiz temel bilgileri baz alarak, ülkemizdeki depremlerin coğrafik dağılımları ve <strong>deprem tehlike haritaları</strong> ile barajlarımızın dağılımlarını karşılaştırdığımızda, niteliksel düzeyde bile olsa fikir sahibi olabiliriz. Bu karşılaştırmayı <strong>Coğrafik Bilgi Sistemi</strong> (<strong>CBS</strong>) algoritmaları ile daha nicel olarak açıklama ve saptama olanağı vardır.</p>
<p>Türkiye çok etkin olan bir <strong>deprem kuşağı</strong> üzerinde yer almaktadır. Son 124 yılda Türkiye sınırları içerisinde büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan 15.725 deprem olmuştur. Depremlerin dış merkezleri şekil 1’deki <strong>depremsellik haritası</strong> üzerinde gösterilmiştir. Bu depremlerden 1.953 tanesinin büyüklüğü 5.0 ve daha fazla, 228 tanesinin ise büyüklüğü 6.0 ve daha fazladır. Ülkemiz bu yoğun <strong>deprem etkinliği</strong> nedeniyle çok sayıda yapı tahribatı, can kaybı ve ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır (Eyidoğan vd, 1991).</p>
<figure id="attachment_21813" aria-describedby="caption-attachment-21813" style="width: 1024px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21813 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-1024x481.webp" alt="Depremsellik haritası" width="1024" height="481" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-1024x481.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-300x141.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-768x361.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-750x352.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1-1140x535.webp 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim1.webp 1378w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption id="caption-attachment-21813" class="wp-caption-text">Depremsellik haritası</figcaption></figure>
<p>Türkiye’deki büyük baraj ve hidroelektrik santralleri olarak sınıflanmış barajların dağılımlarını depremsellik haritası ile karşılaştırdığımızda, barajlarımızın maruz kalabileceği <strong>deprem tehlikesi</strong>nin düzeyi hakkında bilgi sahibi olabiliriz.</p>
<p><a href="https://supolitikalaridernegi.org/" target="_blank" rel="nofollow noopener">Su Politikaları Derneği (SPD)</a>, ülkemizin baraj ve göletlerinin %75’inin birinci ve ikinci derece <strong>deprem bölgeleri</strong>nde yer aldığını ve 6 Şubat 2023 depremine kadar baraj yapılarında çok ciddi deprem hasarları oluşmadığını belirtmiştir. Ancak dernek <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/" rel="dofollow"><strong>6 Şubat 2023 Depremi</strong></a> sonrası yaptığı değerlendirmede gerek depremlerin büyüklük ve şiddeti gerekse oluşma sıklığı, yerüstü ivmesi (PGA) ve etki alanı açısından durumun çok daha farklı olduğuna işaret etmiştir.</p>
<p>2018 yılında yürürlüğe giren yeni <strong>Türkiye Deprem Tehlike Haritası</strong> çeşitli <strong>deprem olma olasılıkları</strong>na göre maksimum ve spektral ivmeleri belirler. Tehlikeyi dereceyle tanımlayan derece sistemi, yürürlükten kaldırılan daha önceki eski deprem tehlike haritasında kullanılmıştır. 2018’de yürürlüğe giren yeni deprem tehlike haritası, yapıların olası bir depremde maruz kalabileceği maksimum yatay ve düşey ivme (PGA) ve spektrai ivme (SA) değerlerini sağlam zemini (Vs30: 760 m/s) esas alarak belirlemektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de büyük ve önemli baraj sınıfında olan ve listesine erişebildiğimiz 317 barajın ülke genelinde dağılımı mavi renkli noktalarla şekil 2 ve şekil 3’te farklı tehlike düzeyini içeren deprem tehlike haritaları üzerinde gösterilmiştir. Şekil 1’deki deprem etkinlik (<strong>depremsellik</strong>) haritası ile 2018’de yürürlüğe giren Türkiye Deprem Tehlike Haritası’nın içerdiği farklı düzeydeki maksimum ivme (PGA) değerleri bir arada değerlendirilmiştir (şekil 2 ve şekil 3).</p>
<p>Şekil 2’de verilen farklı renkteki eğriler <strong><a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="nofollow noopener">AFAD</a></strong> tarafından yayınlanan 50 yılda yüzde 10 aşılma olasılığı için (475 yıllık tekrarlama periyodu) hesaplanan maksimum yatay ivmelere (PGA) ait eşdeğer ivme değerlerinin dağılımını gösterir. Bu değerler mühendislikte <strong>baraj tasarım</strong> aşamasında <strong>Tasarım Deprem Düzeyi</strong> (<strong>MDE</strong>) olarak adlandırılır. Şekil 2’deki mavi renkli eğriler PGA değerleri 0.4g ve daha fazla olan alanları, mavi ile yeşil renkli eğriler 0.2g ile 0.4g arasında kalan alanları ve yeşil renkli eğriler içerisindeki değerler ise 0.2g ve daha küçük PGA değerlerini kapsayan alanları göstermektedir.</p>
<p>Şekil 3’de verilen farklı renkteki eğriler ise 50 yılda yüzde 2 aşılma olasılığı için (2475 yıllık tekrarlama periyodu) hesaplanan maksimum yatay ivmelere (PGA) ait eşdeğer ivme değerlerinin dağılımını gösterir. Şekil 3’de yer alan PGA değerleri mühendislikte <strong>Karakteristik Deprem Düzeyi</strong> (<strong>MCE</strong>) olarak adlandırılan <strong>deprem etki düzeyleri</strong>ni göstermektedir. Kırmızı renkle çevrili bölgeler maruz kalınabilecek en yüksek ivme değerlerini kapsar.</p>
<p>Her iki şekildeki eş &#8211; ivme değerleri AFAD tarafından servis edilen deprem tehlike haritalarından alınmıştır. Şekil 2 ve şekil 3, barajlarımızın maruz kalabileceği farklı düzeyde deprem tehlikesi değerleriyle kıyaslanmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Bu sunum tarzı niteliksel bir karşılaştırma yapma olanağı vermektedir. Bu kıyaslamaların daha ayrıntılı bir çalışmayla nicel olarak (sayısal değerlerle) belirlenmesi yararlı olacaktır. Karakteristik Deprem Düzeyi’ne (MCE) ait PGA değerleri beklendiği gibi daha yüksektir.</p>
<figure id="attachment_21814" aria-describedby="caption-attachment-21814" style="width: 1378px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21814 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2.webp" alt="Tasarım Deprem Düzeyi (MDE)" width="1378" height="641" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2.webp 1378w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2-300x140.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2-1024x476.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2-768x357.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2-750x349.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim2-1140x530.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1378px) 100vw, 1378px" /><figcaption id="caption-attachment-21814" class="wp-caption-text">Tasarım Deprem Düzeyi (MDE)</figcaption></figure>
<figure id="attachment_21815" aria-describedby="caption-attachment-21815" style="width: 1378px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21815 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3.webp" alt="Karakteristik Deprem Düzeyi (MCE)" width="1378" height="642" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3.webp 1378w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3-300x140.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3-1024x477.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3-768x358.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3-750x349.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim3-1140x531.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1378px) 100vw, 1378px" /><figcaption id="caption-attachment-21815" class="wp-caption-text">Karakteristik Deprem Düzeyi (MCE)</figcaption></figure>
<p>6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli iki büyük deprem çok büyük can kayıplarına ve yıkımlara neden olurken, bir çok barajı da olumsuz etkilemiştir (Tosun, 2023; Eyidoğan, 2023). Bu konuyla ilgili olarak Baraj Güvenliği Derneği uzmanları depremden etkilenen bölgedeki bir çok barajı incelemişler ve gözlemledikleri hasar bulgularını ve görüşlerini basın bildirilerinde ve kapsamlı iki raporda açıklamışlardır (Şekil 4; Tosun, 2023).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21817 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4.webp" alt="" width="1126" height="817" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4.webp 1126w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4-300x218.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4-1024x743.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4-768x557.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4-120x86.webp 120w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Resim4-750x544.webp 750w" sizes="auto, (max-width: 1126px) 100vw, 1126px" /></p>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra Baraj Güvenliği Derneği adına konuşan dernek başkanı Prof. Dr. <strong>Hasan Tosun</strong> ikinci basın bildirisinde şu açıklamayı yapmıştır: <em>&#8220;Bu depremler sırasında ciddi hasar alan ve yakın kaynak zonu etkisi altında bulunan barajlarımız (</em><strong><em>Akçadağ-Sultansuyu, Doğanşehir</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Sürgü, Çelikhan</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Çat, Pazarcık</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Kartalkaya, Bahçe</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Arıklıkaş, Bahçe</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Kalecik, Antakya</em></strong> <strong><em>&#8211;</em></strong> <strong><em>Yarseli</em></strong><em>) ile hafif hasar alan ve toplam riski yüksek olan diğer bazı depolamalı baraj ve göletlerimiz için vakit geçirilmeden tasarım ve inşaat önlemleri alınmalıdır. Ama tüm bu baraj yapılarımız için öncelikli olarak gereken geçici ve koruyucu tedbirler mutlak surette hayata geçirilmelidir. </em><strong><em>Bölgedeki bazı barajlarda yapıldığı gibi kretin düzeltilmesi şeklinde alınabilecek palyatif uygulamalar, kabul edilebilir çözümler değildir.</em></strong>”</p>
<p>Depremler sırasında barajların su kütlesinin ve baraj gövdesinin deprem sırasında dinamik davranışlarının incelenmesi için baraj gövdesine yerleştirilen ivmeölçer (akselograf) adlı kayıtçılarla yapılan ölçümlerden belirlenen zaman bağımlı hareketler, barajın gerçek özelliklerini yansıtır. Bu konuda CİMER aracılığı ile DSİ’den bilgi istediğimde, 10.8.2023 tarihinde AFAD’dan gelen yanıta göre 46 barajımızda ivme ölçer kayıtçıları olduğu bildirilmiştir. Mevcut baraj ve hidroelektrik santrallerinin sayısı ile karşılaştırılınca bu sayının yeterli olmadığı açıktır.</p>
<p>Depremler sırasında ne kadar çok barajımızda deprem kayıtları alınıp inceleme yapılırsa, kuramsal çalışmalar aşamasında kullanılan analitik tasarımlar, deneysel ölçüm sonuçlarına göre test edilir ve gelecekte daha dayanıklı barajlar tasarlayabiliriz. Veriler üzerinde araştırma yapmak amacıyla talepte bulunulduğunda, AFAD ile DSİ arasında bir protokol olduğu ve <em>“ilgili kurumun kısıtlamalarının mevcut olduğu”</em> yanıtı alınmıştır. Dolayısıyla, 6 Şubat 2023 depremleri bölgesine yakın barajların deprem sırasında ne düzeyde maksimum ivme (PGA) ve yer hareketi hızı (PGV) değerlerine maruz kaldığını öğrenemedik.</p>
<h2>Deprem Güvenli Baraj Tasarımında Gerçek Verileri Kullanma Olanağımız Çok Sınırlı</h2>
<p>Sonuç olarak; deprem tehlikesi çok yüksek olan ülkemizde yüzlerce barajdan kaç barajımızın deprem hareketlerini kaydeden kayıt cihazlarına (ivme ölçer) sahip olduğu, barajlarımızın ne düzeyde yatay ve düşey PGA ve PGV değerlerine maruz kaldığı, depremlere nasıl bir dinamik tepki verdiği ve hasar oluşturabilecek sarsıntı düzeylerine ulaşılıp ulaşmadığı konusunda aletsel gözleme dayalı nicel bilgimizin ne durumda olduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla şu anda Türkiye’de deprem güvenli baraj tasarımında depremlerden elde edilecek gerçek verileri kullanma olanağımızın oldukça sınırlı olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Çok yönlü akademik ve mühendislik araştırmaları için bir “deprem laboratuvarı” olan ülkemizde, ivme ölçer kayıtçılarla donatılacak önemli barajlarımızın deprem sırasında dinamik davranışlarına dair elde edilecek sayısal bilgiler, <strong>depreme dayanıklı ve daha güvenli baraj</strong> üretimine katkı sağlayacak ve ilgili tüm akademik ve mühendislik araştırmalarına ve literatürüne zenginlik kazandıracaktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>AFAD Türkiye Deprem Tehlike Haritası, 2025. <a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi">https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi</a></li>
<li>Aldemir, A., Binici, B. Canbay, E., Kurç, Ö. ve Arıc, Y., 2013. Dinamik Benzeri Yöntemlerle Bir Beton Ağırlık Barajın Sismik Performansının Değerlendirilmesi, 2. Türkiye Deprem Mühendisliği ve Sismoloji Konferansı, 25-27 Eylül 2013-Hatay MKÜ. <a href="https://www.tdmd.org.tr/pdf/TDMSK151.pdf">https://www.tdmd.org.tr/pdf/TDMSK151.pdf</a></li>
<li>Eyidoğan, H., 2023. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremi, barajlar ve kısıtlanan veriler, T24 İnternet Gazetesi, <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/6-subat-2023-kahramanmaras-depremi-barajlar-ve-kisitlanan-veriler,42312">https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/6-subat-2023-kahramanmaras-depremi-barajlar-ve-kisitlanan-veriler,42312</a></li>
<li>Eyidoğan, H., Güçlü, U., Uz, Z., Utku, Z. ve Değirmenci, E., 1991. Türkiye Büyük Depremleri Makro-Sismik Rehberi (1900-1988), İTÜ Maden Fakültesi, Jeofizik Mühendisliği Bölümü, İstanbul, 197 sayfa.</li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Betonarme">https://tr.wikipedia.org/wiki/Betonarme</a></li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Devlet_Su_İşleri_Genel_Müdürlüğü">https://tr.wikipedia.org/wiki/Devlet_Su_İşleri_Genel_Müdürlüğü</a></li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Dolgu_baraj">https://tr.wikipedia.org/wiki/Dolgu_baraj</a></li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Elektrik_Üretim_Anonim_Şirketi">https://tr.wikipedia.org/wiki/Elektrik_Üretim_Anonim_Şirketi</a></li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrolik_mühendisliği">https://tr.wikipedia.org/wiki/Hidrolik_mühendisliği</a></li>
<li><a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye%27deki_barajlar_listesi">https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye%27deki_barajlar_listesi</a></li>
<li><a href="https://www.icold-cigb.org">https://www.icold-cigb.org</a></li>
<li>Su Politikaları Derneği, 2025. <a href="https://supolitikalaridernegi.org">https://supolitikalaridernegi.org</a></li>
<li>Tosun, H., 2023. 06.02.2023 Tarihli Pazarcık (Mw7.7) ve Elbistan (Mw7.6) Depremleri: Bölgedeki Barajlarda Oluşan Hasarlar Üzerine Değerlendirme, Rapor No:2 <a href="https://www.barajguvenligi.com/sayfa/31/iki-buyuk-depremin-barajlar-uzerindeki-etkisini-degerlendiren-2-rapor">https://www.barajguvenligi.com/sayfa/31/iki-buyuk-depremin-barajlar-uzerindeki-etkisini-degerlendiren-2-rapor</a></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://emsal.com/turkiyede-barajlar-ve-deprem-tehlikesi/">Türkiye’de Barajlar ve Deprem Tehlikesi</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çarpışan Kıtalar ve Myanmar Depremi Bize Ne Söylüyor?</title>
		<link>https://emsal.com/carpisan-kitalar-ve-myanmar-depremi-bize-ne-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2025 07:23:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=21627</guid>

					<description><![CDATA[<p>28 Mart 2025 tarihinde yerel saatle 12:50’de Myanmar’da 7.7 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem olunca dikkatlerimiz o ülkeye yöneldi. Myanmar Hindistan’ın doğusunda yer almaktadır ve güney ve güneybatıda Andaman Denizi ve Bengal Körfezi&#8217;ne kıyısı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/carpisan-kitalar-ve-myanmar-depremi-bize-ne-soyluyor/">Çarpışan Kıtalar ve Myanmar Depremi Bize Ne Söylüyor?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>28 Mart 2025 tarihinde yerel saatle 12:50’de Myanmar’da 7.7 büyüklüğünde yıkıcı bir <a href="https://emsal.com/deprem/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a> olunca dikkatlerimiz o ülkeye yöneldi. Myanmar Hindistan’ın doğusunda yer almaktadır ve güney ve güneybatıda Andaman Denizi ve Bengal Körfezi&#8217;ne kıyısı vardır. Myanmar, Güneydoğu Asya Kıtası’ndaki en büyük, Asya genelinde ise 10’uncu büyük ülkedir. Nüfusu 60 milyon civarındadır.</p>
<p>28 Mart 2025 tarihinde Myanmar’da olan 7.7 büyüklüğündeki deprem, milyonlarca yıldır Hint Levhası (*) ile Avrasya Levhası arasında bir çarpışmanın (şekil &#8211; 1) sonucunda oluşan binlerce örneğinden yalnız biridir. 70 milyon önce Hint Okyanusu’nda kuzeye doğru hareket eden Hint Levhası 10 milyon yıl önce Avrasya Levhası’na bindirmiş (çarpmış) ve bugün <strong>Himalaya Dağı</strong> adını verdiğimiz ve dünyanın en yüksek tepelerine sahip devasa dağ sıralarını ve Tibet Platosu’nu oluşturmuştur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21628 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-1024x605.jpg" alt="" width="1024" height="605" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-1024x605.jpg 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-300x177.jpg 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-768x454.jpg 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-750x443.jpg 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi-1140x673.jpg 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Avrasya-Levhasi.jpg 1192w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Hint Levhası’nın kuzeye hareket hızı, bindirme sınırı boyunca 29 mm / yıl ile 36 mm / yıl arasında değişmektedir (şekil -1). Hint &#8211; Avrasya levhalarının bindirme sınırının uzunluğu doğu &#8211; batı yönünde 2.500 km civarındadır ve Himalaya Bindirme Sınırı (cephesi) adıyla anılır. Bu sınırın kuzeyinde <strong>Tibet Platosu</strong> yer alır ve levhaların çarpışması yeryüzünde çok karmaşık jeolojik yapılar oluşturmuştur.</p>
<p>Platonun batısında kuzey &#8211; güney doğrultusunda uzanan Süleyman Sıradağları&#8217;nın etekleri, doğuda Hint &#8211; Burma Yayı ve Hindistan&#8217;ın kuzeyinde doğu &#8211; batı doğrultusunda uzanan yapılar ile kendini göstermektedir. Tibet Platosu bir dizi büyük (&gt;1000 km) doğu &#8211; batı yönlü, sol yanal, doğrultu atımlı fay tarafından kesilir. Bu bölgedeki sağ yanal, doğrultu atımlı faylar (sol yanal faylarla karşılaştırılabilir büyüklükte) Karakurum, Red River ve Sagaing faylarını kapsar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21629 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-1024x562.jpg" alt="" width="1024" height="562" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-1024x562.jpg 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-300x165.jpg 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-768x421.jpg 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-750x412.jpg 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar-1140x626.jpg 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Myanmar.jpg 1199w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Levhaların hareketleri sürmekte olup zaman zaman büyüklüğü 8’e varan büyük depremler bölgede büyük hasar ve can kayıplarına neden olmaktadır. Şekil &#8211; 2’de USGS (2025) kayıtlarına göre 1900 &#8211; 2025 yılları arasında Avrasya ve Hint levhaları çevresinde büyüklüğü 6.0 ve daha fazla olan 576 adet depremin dış merkez dağılımları görülmektedir.</p>
<p>Yoğun nüfus barındıran Güney Asya’da oluşan ve büyük kayıplara neden depremlere örnek olarak; Bihar’da 1934 yılında 8.1, Kangra’da 1905 yılında 7.5 ve Keşmir’de 2005 yılında 7.6 büyüklüğündeki depremler gösterilebilir. Son iki deprem, bugüne kadar Himalaya ve Tibet Platosu civarında olan depremler arasında en yüksek ölüm oranlarına neden olmuştur. Bu depremlerde toplamda 100.000&#8217;den fazla can kaybı olmuş ve milyonlarca kişiyi evsiz kalmıştır.</p>
<p>Deprem kayıtçılarıyla (sismograf) kaydedilen en büyük Himalaya depremi, 15 Ağustos 1950&#8217;de doğu Hindistan&#8217;daki Assam&#8217;da olmuştur. 8.6 büyüklüğündeki deprem Orta Asya&#8217;nın geniş bir bölgesinde yaygın olarak algılanmış ve dış merkezi çevresindeki köylerde büyük hasara neden olmuştur.</p>
<p>Myanmar’ı kuzey &#8211; güney doğrultusunda kesen ve bölgedeki en büyük faylardan biri olan <strong>Sagaing Fayı</strong> yılda 20 mm hızla hareket sağ yönlü doğrultu atımlı hareket eder. Sagaing Fayı, Sunda Levhası’nın Shan Platosu&#8217;nu sınırlayan doğu sınırını belirler. Bölgede yer alan tüm bu kırık ve faylar Hindistan ve Avrasya levhalarının süren bindirme hareketleriyle ilişkili kabuk kısalmasının sonucudur. <strong>Ters faylar</strong> kuzey &#8211; güney yönlerinde sıkışmaya, normal ve doğrultu atımlı faylar ise doğu &#8211; batı yönlerinde genişleme hareketlerine neden olur. Myanmar, en son 28 Mart 2025 tarihinde Mandalay bölgesindeki 7.7 büyüklüğündeki deprem gibi geçmişte çok sayıda yıkıcı depremlere maruz kalmıştır (şekil &#8211; 2, çizelge &#8211; 1).</p>
<table width="416">
<tbody>
<tr>
<td><strong>Yıl, Konum, Büyüklük </strong></td>
</tr>
<tr>
<td>1950, Assam &#8211; Tibet, 8.6</td>
</tr>
<tr>
<td>1934, Nepal, 8.0</td>
</tr>
<tr>
<td>1941, Bamboo-Flat India, 8.0</td>
</tr>
<tr>
<td>2008, Tianpeng China, 7.9</td>
</tr>
<tr>
<td>1912, Taunggyi Myanmar, 7.9</td>
</tr>
<tr>
<td>1937, Qinghai China, 7.8</td>
</tr>
<tr>
<td>2015, Bharatpur Nepal, 7.8,</td>
</tr>
<tr>
<td>1951, Nagqu China, 7.7,</td>
</tr>
<tr>
<td>1988, Jinghong China, 7.7,</td>
</tr>
<tr>
<td>2025, Mandalay Myanmar, 7.7,</td>
</tr>
<tr>
<td>1946, Myanmar, 7.6,</td>
</tr>
<tr>
<td>1931, Sarupathar India, 7.6,</td>
</tr>
<tr>
<td>1947, Qinghai &#8211; Sichuan border region China, 7.6</td>
</tr>
<tr>
<td>1930, Pyu Myanmar, 7.5</td>
</tr>
<tr>
<td>2009, Bamboo-Flat India, 7.5</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Çizelge &#8211; 1: Myanmar ve çevresinde 1950-2025 yılları arasında büyüklükleri 8.6 ile 7.6 arasında değişen depremlerin listesi</em></p>
<h2>Şiddeti 7’den Büyük Depremler Bölge Depremleridir</h2>
<p>28 Mart 2025 depremi sırasında Sagaing Fayı’nın 200 km uzunluktaki bölümü hareket etmiş ve fay üzerinde 6 metre civarında kaymalar olmuştur. Fayın hareketiyle oluşan sarsma şiddetine ek olarak fayın geçtiği alanlarda bulunan yollar, köprüler ve diğer alt yapı unsurları önemli hasarlara uğramıştır. 7.7 büyüklüğündeki depremin maksimum hasar şiddeti 10 düzeyindedir.</p>
<p>Bu yazıyı yayına hazırladığım sıralarda (2 Nisan 2025) Myanmar’daki <a href="https://www.researchgate.net/publication/280310695_Sagaing_Fault_A_desk_study_report_on_seismotectonic_implications_in_Myanmar" target="_blank" rel="noopener">Sagaing Fayı</a> üzerinde olan büyük depremle ilgili basın haberlerine göre can kaybı sayısı 3.000’i geçmişti. Bölgedeki yoğun nüfus ve gözlenen ağır hasar durumu göz önüne alındığında can kaybı sayısının daha da artabileceği olasılığı var. Çünkü, 7’den büyük depremler <strong>bölge depremleri</strong>dir ve çok geniş alanlarda hasar ve can kaybına neden olurlar. Bunu en son ağır kayıplara neden olan 6 Şubat 2023’te <strong>Kahramanmaraş depremleri</strong>nde yaşamıştık. Deprem merkezine uzaklıklarına ve nüfuslarına göre bölgedeki şehirlerin bir bölümü çizelge &#8211; 2’de sıralanmıştır.</p>
<table width="430">
<tbody>
<tr>
<td>Sagaing</td>
<td>Sagain</td>
<td>16.1 km, Nüfus: 78.739</td>
</tr>
<tr>
<td>Mandalay</td>
<td>Mandalay</td>
<td>17.2 km, Nüfus: 1.208.099</td>
</tr>
<tr>
<td>Kyaukse</td>
<td>Mandalay</td>
<td>50.4 km, Nüfus: 50.480</td>
</tr>
<tr>
<td>Pyin Oo Lwin</td>
<td>Mandalay</td>
<td>55.3 km, Nüfus: 11.303</td>
</tr>
<tr>
<td>Shwebo</td>
<td>Sagain</td>
<td>66 km, Nüfus: 88.914</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Çizelge &#8211; 2: 28 Mart 2025 Myanmar, Mandalay deprem merkezinin 70 km uzaklıktaki bazı şehirlere uzaklığı ve nüfusları.</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21630 size-large" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-1024x465.jpg" alt="" width="1024" height="465" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-1024x465.jpg 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-300x136.jpg 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-768x349.jpg 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-750x340.jpg 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok-1140x518.jpg 1140w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/04/Tayvan-Bankok.jpg 1216w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></p>
<p>Tayland’ın başşehri <strong>Bangkok</strong>, deprem merkezine 1.000 km uzakta olmasına rağmen oluşan önemli derecedeki hasarlar göz önüne alındığında (şekil &#8211; 3), Mandalay’a 70 km’den daha uzakta olan yerleşimlerdeki hasarın da önemli derecelerde olma olasılığı oldukça yüksektir. Önümüzdeki günlerde bu büyük depremin neden olduğu hasar ve can kayıpları ile ilgili bilgiler değişecektir.</p>
<p>28 Mart 2025 Myanmar Mandalay merkezli deprem, büyük depremlerin oldukça uzak alanlarda hasarlar yaratabilecek bölge depremleri olduğunu bize göstermiştir. Bunun yanında hareket eden faydan uzak bile olsa yapı üretiminde yetersiz mühendislik, malzeme ve denetim sorunları olan yerleşim alanlarında depremden yayılan sismik dalgaların yapılardaki hasarları bulup yıktığını ve acı sonuçlar oluşturduğunu bize yeniden hatırlatan bir deprem olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(*) Yeryüzünde hareket eden kıtalar yer bilimlerinde “<strong>tektonik levha</strong>” olarak adlandırılır.</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/carpisan-kitalar-ve-myanmar-depremi-bize-ne-soyluyor/">Çarpışan Kıtalar ve Myanmar Depremi Bize Ne Söylüyor?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>6 Şubat Depremleri&#8217;nden 2 Yıl Geçti Ama Öğrettikleri Aklımızda mı?</title>
		<link>https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Feb 2025 08:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=21155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, dünyanın deprem tehlikesi yüksek sayılı kuşaklarından birinin üzerindedir. Bu gerçeği değiştirme şansımız yok. Türkiye dahil Akdeniz &#8211; Ege Denizi çevresindeki ülkelerin yaşadıkları depremlerin acı sonuçları tarihlerinde yazılıdır. Türkiye ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/">6 Şubat Depremleri&#8217;nden 2 Yıl Geçti Ama Öğrettikleri Aklımızda mı?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, dünyanın <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/" rel="dofollow"><strong>deprem tehlikesi</strong></a> yüksek sayılı kuşaklarından birinin üzerindedir. Bu gerçeği değiştirme şansımız yok. Türkiye dahil Akdeniz &#8211; Ege Denizi çevresindeki ülkelerin yaşadıkları depremlerin acı sonuçları tarihlerinde yazılıdır.</p>
<p>Türkiye ve çevresinin <strong>deprem tarihi</strong> ile ilgili kayıtları M.Ö. 2100 yılına kadar gerilere gidiyor (1, 2, 3). Ülke sınırlarımız ve yakın çevresinde, 1900-2023 yılları arasında büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan 10.032 deprem kaydedilmiş (4). Bu belgeler ve bugüne kadar yayınlanmış bilimsel çalışmalar, bu doğa olayının bulunduğumuz coğrafyada her zaman gündemde olacağını gösteriyor. Deprem durdurulamaz ama hasarları ve can kayıpları azaltılabilir. Bunu başaran ülkeler var.</p>
<p><a href="https://emsal.com/deprem/" rel="dofollow"><strong>Deprem</strong></a> söz konusu olunca yalnızca <strong>faylar</strong>ı, olası depremlerin büyüklüklerini, bir depremin diğer bir depremi tetiklemesini vb. konuşmakla depremlerin kayıplarını azaltmak olanaksızdır. Bugüne kadar olmuş ve büyüklüğü 5.0 ve daha fazla olan depremlerin kırsalda ve şehirlerimizdeki yıkımlarını her nesil yaşadı (5). Ayrıca, sınırlarımıza yakın ülkelerdeki büyük depremlerden dolayı da ülkemiz sınırlarına yakın yerleşimlerde yıkım ve kayıplarımız olmuştur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21157 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1.webp" alt="" width="1280" height="720" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1.webp 1280w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1-300x169.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1-1024x576.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1-768x432.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1-750x422.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-1-1140x641.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1280px) 100vw, 1280px" /></p>
<h2>Büyük Depremler Çok Geniş Sınırlarda Hasar Bırakıyor</h2>
<p>Ülkemiz içerisindeki büyük depremlerin de komşu ülkelerde benzer şekilde yıkım ve can kayıplarına neden olduğunu gözlemliyoruz. Bununla ilgili son yıllardan iki örnek vereyim.</p>
<ul>
<li>Birincisi, 30 Ekim 2020’de Yunanistan’ın Sisam Adası’nda olan 7.0 büyüklüğündeki depremdir. Bu deprem merkezinden 75 km uzaktaki İzmir şehrimizin bazı ilçelerinde 117 kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda bina yıkıldı (6).</li>
<li>İkinci örnek ise resmî raporlara göre 53.537 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleridir (7). Deprem, komşu ülke Suriye’de sınırlarımıza yakın yerleşimlerde 8.500’e yakın can kaybına neden olmuştur. Türkiye ve Suriye’de toplamda hayatını kaybeden kişi sayısı toplamda 62.037 kişi olarak kayda geçmiştir.</li>
</ul>
<p>Bu örnekler şunu gösteriyor; <a href="https://emsal.com/17-agustos-1999-depreminden-aldigimiz-derslerin-odevlerini-yaptik-mi/" rel="dofollow"><strong>büyük depremler</strong></a> olumsuz etkileri uzaklara kadar uzanan bölge depremleridir. Diğer bir tanımlamayla, büyük depremleri oluşturan faylardan uzak olsanız da zemin ve <strong>inşaat</strong> sorunları nedeniyle kayıplar olabiliyor. Hareket eden faydan uzakta olsanız bile büyük depremler <strong>binaların yapım hataları</strong>nı bulup deviriyor.</p>
<h2>Açıklanan Kayıplar Gerçeği Yansıtıyor mu?</h2>
<p>Uluslararası afet değerlendirmeleri yapan EM &#8211; DAT raporuna göre (8) Türkiye&#8217;de 1900 ile 2022 yılları arasında (123 yıl), afete dönüşen toplam 110 deprem yaşanmıştır. Bu depremlerde can kaybı sayısı toplam 89.532 kişi, yaralı sayısı ise 99.874 kişidir.</p>
<p>6 Şubat 2023 depremleri ile ilgili AFAD tarafından açıklanan can kaybı sayısı 53.537 ve yaralı sayısı 107.213 ile EM-DAT’ın 1900 &#8211; 2022 sayılarını topladığımızda 1900 &#8211; 2023 yılları arasında (124 yıl), yalnızca depremlerden dolayı Türkiye’de toplam can kaybı sayısı 143.069 kişi, yaralı sayısı ise 207.087’dir. Bu sayılara, 6 Şubat 2023 depremlerinde Suriye’de hayatını kaybeden 8.500 kişi ve sayısını bilmediğimiz yaralı sayıları eklenmemiştir.</p>
<p>Bu saptamalara göre 6 Şubat 2023 depremlerinde kaybettiğimiz canların sayısı, 1900-2022 yılları arasında (123 yıl) kaybettiğimiz tüm canların yüzde 35’idir. Bu sonuçları kıyasladığımızda, 1900-2022 yılları arasında ülkemizde yaşanan depremler için belirlenen can kaybı ve yaralı sayısının gerçekçi olmadığını, muhtemelen daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Arşiv araştırmalarının biraz daha ayrıntılı yapılması gerekmektedir.</p>
<p>Yaptığım yeni bir araştırma sırasında eriştiğim kaynaklardaki bilgilere göre, 1900-2023 tarihleri arasında büyüklüğü 4.0 ile 7.9 arasında değişen 253 adet depremin oluşturduğu toplam <strong>hasarlı yapı</strong> sayısı 1.800.863, can kaybı sayısı ise 188.248 olarak bulunmuştur. 1900 &#8211; 2023 yıllarını kapsayan 124 yılda büyüklüğü 5.0 ile 7.9 arasında değişen 1.260 adet depremin olduğu ülkemizde, diğer 1.000 civarındaki depremlerde acaba ne kadar kaybımız olmuştur? Bu da ayrı bir araştırma konusudur.</p>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası oluşan sağlık sorunları ve can kaybı sayısı ile ilgili olarak BBC Türkçe’ye konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut’a göre (9, 10) can kaybı sayısı verileri şüphelidir. Bulut, şu açıklamayı yapmıştır; <em>“Depremin ikinci günü Kahramanmaraş’ta 11 bin defin varken, resmi rakamlar 6 bin defin gösteriyordu. Ölü sayıları neredeyse iki kat daha yüksek olabilir. Bunun gerçek verisi 2024 nüfus sayılarında, fazladan ölüm denilen, açıklanamayan ölüm istatistikleri ile ortaya çıkacaktır”</em> (9).</p>
<p>AFAD kayıtlarına göre 1900 &#8211; 2022 yılları arasında Türkiye’de büyüklüğü 6.0 ve daha fazla olan 138 depreme rağmen toplam ekonomik kayıp değeri 25.5 milyar dolar olarak açıklanmıştır. 6 Şubat 2023 tarihindeki Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan depremlerinin ise neden olduğu ekonomik kayıp değeri yaklaşık 103 milyar ABD dolarıdır (7). Bu durumda 123 yılda deprem kaynaklı ekonomik kaybın 25.5 milyar dolar olması gerçekçi midir? 2023 yılı merkezi yönetim bütçesinin 4 trilyon 500 milyar TL olduğu düşünülürse, iyimser tahminle ülke maliyesinin çok yüksek oranda ekonomik kayba uğradığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>Son yıllardaki büyük depremlerin neden olduğu ekonomik kayıp meblağlarının büyüklüğüne baktığımızda daha eski yıllardaki ekonomik kayıpların gerçek değerlerinin daha fazla olduğunu ve bunların sağlıklı belirlenemediğini düşünmekteyim. Buna rağmen, belirtilen meblağlarla dünya istatistiklerini karşılaştırdığımızda, Türkiye <strong>deprem kaynaklı can kaybı</strong> ve ekonomik kayıp sıralamasında ne yazık ki ilk sıralarda yer almaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21158 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2.webp" alt="" width="1376" height="918" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2.webp 1376w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2-300x200.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2-1024x683.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2-768x512.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2-750x500.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-2-1140x761.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1376px) 100vw, 1376px" /></p>
<h2>Önlem Alınmayan Depremler, Afete Dönüşüyor</h2>
<p>Türkiye’nin “deprem gerçeği” iki katmanlıdır. Birincisi, çok etkin bir deprem kuşağı üzerinde olmak, diğeri ise depremde yıkılmak ve canları kaybetmektir. Bunun nedeni, deprem gibi doğa kaynaklı bir tehlikenin bize düşman olmasından değil, onu iyi anlayarak bize vereceği zararları doğru tahmin etmekle hayati ve ekonomik riskleri en aza indirme konusunda başarısız olmamızdandır. Deprem doğadan kaynaklı bir tehlikedir. Eğer insanlar buna karşı gerekli önlemleri almamış, hazırlıkları yapmamış ve <strong>dirençli bir yerleşim</strong> oluşturamamışsa, tehlike ortaya çıktığında afet kaçınılmazdır. Bugüne kadar her kuvvetli depremde beklenenin üstündeki kayıplarımız, <strong><a href="https://emsal.com/afete-direncli-kent-nedir/" rel="dofollow">afetlere dayanıklı binalar</a>,</strong> sokaklar, mahalleler, şehirler ve yaşam sorunlarımızın sürdüğünü göstermektedir.</p>
<p>Nüfusun giderek arttığı ve <strong>şehir merkezleri</strong>nde yoğunlaştığı ülkemizde en son 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ikiz depremlerinde can kaybının, <strong>yapısal hasar</strong> büyüklüğünün ve ağır ekonomik kayıpların ne kadar büyük acılara neden olduğunu hepimiz yaşadık. Depremi tanıyıp olası kayıpları azaltacak; yönetsel, hukuki, sosyal, teknik düzeni kurmadan ve gerekli eylemleri başarmadan, yalnızca “fayları ve depremlerin büyüklüklerini medyada konuşarak” bu coğrafyada deprem kaynaklı kayıplardan kurtulmak olanaksızdır.</p>
<h2>Her Yıkıcı Deprem Sonrası Tespitler Yapıyor Raporlar Yazıyoruz. Ya Uygulamalar?</h2>
<p>1920’lerde kırsal nüfus oranı yüzde 25, şehir nüfusu oranı ise yüzde 75’di. 1950’lerde başlayan kırsaldan kent çeperlerine <strong>göçler</strong> sonucu nüfus oranı 1980’lerde eşitlendi. Kentleşme politikasındaki yetersizlikler nedeniyle 1980’den sonra göç hızı daha da arttı ve bugün şehir nüfusu oranı yüzde 75 oldu.</p>
<p>Şehirlere göçlerle başlayan <strong>gecekondulaşma</strong> süreci, yetersiz denetim düzeninde çok katlı <strong>betonarme karkas inşaat</strong> sürecine evrildi. İnşaat önde gitti, afet risklerini azaltan <strong>imar ve planlama</strong> (sakınım planı) geride kaldı. <strong>Deprem direnci sorunlu binalar</strong> giderek daha da yükselmeye başladı. Şehirlerde her türlü zeminlerde kilometre kareye düşen <strong>konut</strong> ile iş yeri sayısı ve dolayısıyla insan sayısı arttı. Bu plansız ve denetimsiz artış, <strong>olası deprem kayıp riskleri</strong>ni de artırdı.</p>
<p>Yirminci yüzyılın bitmesine bir yıl kala, 17 Ağustos 1999’da sabaha karşı herkes uykudayken 7.4 büyüklüğündeki Gölcük (Kocaeli) merkezli deprem (bazı yayınlarda 7.6) sabaha karşı Türkiye nüfusunun dörtte birine yakın (16 milyon) kişiyi çeşitli derecelerde olumsuz etkiledi. Depremde yaklaşık 286.000 bin konut ve 43.000 iş yeri büyük hasar gördü. Nüfusu yoğun, sanayisi / ticari kapasitesi ve yüksek GSYH oranı olan bir bölge olması nedeniyle, depremin can kaybı ve ekonomiye etkisi çok ağır oldu. O depremde 18.000 yurttaşımız hayatını kaybetti ve ülke maliyesi darbe yedi.</p>
<p>“Milat” oldu denilen 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrası <strong>1998 Deprem Yönetmeliği</strong> değiştirildi. Yapı denetim ve <strong>DASK</strong> yasaları çıktı. <strong>Hazır Beton Birliği</strong> kuruldu. <strong>Deprem vergisi</strong> konuldu. 2000 yılında Ulusal Deprem Konseyi kuruldu. Konsey “Deprem Zararlarını Azaltma Ulusal Strateji” raporu yayınladı. Konsey 2007’de kapatıldı. 2007’de deprem yönetmeliğinde bazı değişiklikler yapıldı. <strong>İnşaat malzemeleri</strong>nde TSE standartları değişti. Zeminlerin kalitesinin önemi anlaşıldı. 2009 yılında AFAD ve 2012‘de kentsel dönüşüm yasaları çıkarıldı. 2011’de yeni bakanlıklar kuruldu.</p>
<p>2000 yılında İzmir Deprem Master Planı, 2003 yılında İstanbul Deprem Master Planı ve 2004’de Deprem ve Şehircilik Şuraları yapıldı. DPT ve KENTGES raporları yazıldı. DPT kapatıldı. 2012’de AFAD “Ulusal Deprem Strateji ve Eylem Planı (2012-2023)” ve “Ulusal Deprem Araştırma Programı” yayınladı.</p>
<p>Üniversitelerdeki bilim insanlarının, TMMOB ile çeşitli STK’lerin düzenlediği ve hâlen süren çalıştaylarda; yaşanabilir, <strong>dirençli ve afet güvenli şehircilik</strong> için politika önerileri sunuldu ama çoğu kağıt üzerinde kaldı. TMMOB’nin denetim işlevi kaldırıldı. TBMM tarihinde 1962’den bugüne kadar 6 Şubat 2023 depremi sonrası dahil 11 kez “Deprem Araştırma Komisyonu” kuruldu ve depremle ilgili sorunları saptayan ve çözüm önerilerini içeren kapsamlı raporlar yayınlandı (11). Uzmanların hazırladığı ve yöneticilerin önüne konulan raporlarda belirtilen tespitlerin, stratejiler ile eylem önerilerinin, mevzuatta ve teknik uygulamalarda yapılan değişiklik önerilerinin büyük bir çoğunluğu kuşe kağıtlara basılan sayfalarda kaldı.</p>
<p>Kısacası, acı sonuçlar oluşturan her büyük depremden sonra depreme dayanıklı (şimdilerde dirençli deniliyor) yerleşmeleri oluşturma amaçlı teknik kuralların daha iyisini belirleme ve ilgili yasa, yönetmelik ve kararnamelerde önemli değişiklikler yapma çalışmaları ile <strong>deprem dirençli yerleşimler</strong>i sağlayacak öneriler sunumu bugüne kadar sürdü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21159 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5.webp" alt="" width="1500" height="894" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5.webp 1500w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5-300x179.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5-1024x610.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5-768x458.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5-750x447.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-5-1140x679.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /></p>
<h2>Depremlerde Bizi Yıkan Ne Oldu? Neyimiz Eksikti?</h2>
<p>17 Ağustos 1999 Depremi’nden sonra ülke çapında her sahada oluşan farkındalık dönemine rağmen, geçen 24 yılda ağır hasarlar bırakan ve can kaybına neden olan çeşitli büyüklüklerde birçok deprem yaşadık. Yine yıkıldık ve canlarımızı kaybettik. 24 yıl sonra 6 Şubat 2023 Depremi’ni yaşadık ve yine yıkıldık. 53.537 yurttaşımızı bir gecede yitirdik. 8.500 kişi de Suriye sınırları içerisinde kalan bölgelerde hayatını kaybetti.</p>
<p>Neyimiz eksikti de “yıkılmaz binalar ve güvenli mekânlar” üretemedik? Üniversitelerimiz, bilim insanlarımız, mühendislerimiz, bakanlıklarımız, AFAD’ımız, valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediyelerimiz, deprem yönetmeliklerimiz, yasalarımız, <strong>deprem tehlike haritaları</strong>mız, TBMM raporlarımız, deprem ve şehircilik şuralarımız, meslek odalarımız, iş adamlarımız, yapı denetimimiz, sigorta şirketlerimiz, müteahhitlerimiz, betonumuz, demirimiz, bilgisayar programlarımız vb. vardı. Her şey vardı. Ne eksikti?</p>
<p>6 Şubat 2023 Depremleri sonrası, depremde bir daha yıkılmama özlemiyle yeniden bir TBMM Deprem Araştırma Komisyonu kuruldu ve deprem şurası yapıldı. 1990’larda BM tarafından her ülkeye önerilen ve ülkemizde işitilmeyen “dirençli kentleşme” strateji ve eylemlerini son zamanlarda birdenbire fark ettik ve her yerde “dirençli kentler” sözcüğünü duyar olduk.</p>
<h2>Şehirlerimiz Doğa ve İnsan Kaynaklı Afetlere Nasıl Direnecek?</h2>
<p>Kitaplarını masamdan ayırmadığım rahmetli Prof. Dr. Murat Balamir, afetlere dirençli şehirler oluşturmayı başarmak için Birleşmiş Milletler’in yıllar önce başlattığı “Dirençli Kentler” kampanyasını yayınlarında sıkça hatırlatmış ve yerel yönetimlere önerilen, birbiriyle bağlantılı 10 temel ilkeyi şöyle özetlemiştir (12):</p>
<p><strong>1. Kurumsal ve Yönetsel Eşgüdümün Güçlendirilmesi</strong><strong>:</strong> Yerleşme alanlarındaki yerel topluluklar ve sivil toplum örgütlerinin katılımı ile sakınım etkinliklerinin gereğinin ve katkılarının öneminin anlaşılması için çaba gösterilmesi; yerel yönetimde sakınım çalışmalarının önderliğini yapacak birimin belirlenmesi ve bu birim aracılığıyla gönüllüler, STK&#8217;lar, akademi, iş çevreleri ve yerel topluluk birimlerinin katılımının sağlanması.</p>
<p><strong>2. Finans Kaynakları:</strong> Sakınım çalışmaları için bir bütçe belirleyerek konut sahipleri, dar gelirli hane halkları, yerel topluluklar, iş çevreleri ve kamu birimlerinin bu amaçla kaynak ayırmalarının özendirilmesi.</p>
<p><strong>3. Çoklu Risk Analizleri</strong><strong>:</strong> Yerel tehlikeler ve korunmasız değerler konularını kapsamak üzere güncel değerlendirmelerin toplum tarafından erişilebilir bilgiler olarak tutulması ve <strong>kent planlaması</strong> ile gelişme kararlarında kullanılması.</p>
<p><strong>4. Altyapı Koruma, Geliştirme, Sağlamlaştırma:</strong> İklim değişikliği karşısında, riskleri azaltmak üzere özellikle yaşamsal altyapı ve drenaj sistemlerinin uyarlanması.</p>
<p><strong>5. Acil Durum Görevlisi Eğitim ve Sağlık Tesislerinin Korunması:</strong> Okul ve hastanelerin incelenerek güçlendirilmeleri.</p>
<p><strong>6. Yapı Yönetmelikleri ve Planlama Düzenlemeleri</strong><strong>:</strong> Risk azaltan <strong>yapı yönetmelikleri</strong> ve sakınım planlaması ilkelerinin titizlikle uygulanarak, dar gelirli kesimlerin yaşadığı bölgelerin güvenli duruma getirilmesine özel önem verilmesi.</p>
<p><strong>7. Öğretim ve Farkındalık Yaratmak için Uygulamalı Senaryolar</strong>: Yerel topluluk ve okullardaki öğretim programlarında, tehlikeler ve risklere ilişkin konulara yer verilmesi.</p>
<p><strong>8. Çevre Koruma ve Ekosistemi Güçlendirme</strong>: İklim değişikliğinin getirdiği tehlikelere ve su baskınlarına karşı önlemler arasında ekosistemin korunması ve doğal kuşaklardan yararlanma uygulamalarına öncelik verilmesi.</p>
<p><strong>9. Erken Uyarı ve Etkili Karşı Eylem Hazırlığı:</strong> Kentlerde hazırlık planları ile erken uyarı sistemleri geliştirilerek, acil durumlarda etkili karşı eylem kapasitelerinin geliştirilmesi.</p>
<p><strong>10. İyileştirmeler ve Yerel Toplulukların Geliştirilmesi:</strong> Afet sonrasında <strong>yeniden yapılaşma</strong> ve iyileştirme çalışmalarının, yerel topluluğun gereksinme ve istekleri göz önünde tutularak yürütülmesi.</p>
<h2>Ödevlerimizi Yapıyor muyuz?</h2>
<p>Medyada hemen her gün deprem, sel, yangın, ulaşım kazası, çevre kirliliği vb. gibi olayların haber olduğu bu ülkede yukarıda sıralanan önlemleri aldığımıza dair ne kadar bilgilendiriliyoruz? Ödevlerimizi yapıyor muyuz? Bu 10 maddenin gerçekleştirilmesi için mevzuatta, her ölçekteki planlamada ve <strong>afetlere direnen kent tasarımı</strong>nda yetkinliğin, sorumluluğun, hesap vermenin ve katılımcılığın yer aldığı bir <strong>afet yönetimi ve yönetişim düzeni</strong> kurduğumuza dair medyada haberler var mı? “Deprem korkuttu” veya “deprem kapıya dayandı” gibi magazinleşmiş başlıkların yukarıdaki 10 maddedeki önerilerin gerçekleşmesine katkısı var mı?</p>
<p>Doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin afete dönüşmemesi için 2012 yılında çıkarılan “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” yeterli mi? Afetlere dirençli ve yaşanabilir yerleşmeler oluşturacak projeleri finansal olarak destekleyecek ve her yıl genel bütçeden ayrılacak bir “Afet Fonu” var mı? Kanundaki “alansal” sözcüğü mahallelerde “parsel bazında” gayrimenkul geliştirme işine dönünce deprem riskleri azalıyor mu? <strong>Kentsel dönüşüm</strong> işleri başladıktan sonra yollar ve kaldırımlar genişledi mi?</p>
<p>2012’de başlayan “dönüşüm” sürecinde alt yapı kapasitesi, yeşil alanlar ve toplanma ve geçici barınma alanları arttı mı? Kent merkezlerimize doğru akan göçler ve artan yoğunluklar sürecinde iyileştirme, güçlendirme ve yenileme işleri alt ve orta gelir grubuna yönelik oldu mu? Bütün bu sorular yanıt arıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-21161 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir.webp" alt="" width="2000" height="1297" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir.webp 2000w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-300x195.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-1024x664.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-768x498.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-1536x996.webp 1536w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-750x486.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2025/02/deprem-dayanikli-sehir-1140x739.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></p>
<h2>Afetlere Direnen Yerleşim Alanları Nasıl Oluşturulur?</h2>
<p>Afetlere direnen yerleşim alanları oluşturmak istiyorsak yapı üretim sürecinde yer alan aktörlere ve ilgili mevzuata yönelik önerilerim şunlardır:</p>
<p>Müteahhitlik kurumunu belli eğitimleri tamamlamış veya diplomalara sahip kişiler tarafından icra edilen meslek kimliğine kavuşturacak bir <strong>Yapı Müteahhitliği Yasası</strong> çıkarılmalıdır.</p>
<p>İnşaat sürecinde iş yapan mühendisler için 1996’dan bu yana gündeme gelen Yetkin (Profesyonel) Mühendislik Yasası uygulamaya konulmalıdır.</p>
<p>Bina onarımları ve inşaatında görev alan usta ve işçileri eğitecek ve sertifikalandıracak bir düzen kurulmalıdır.</p>
<p>Binalarda yapılan tüm onarımları ve değişiklikleri kayıt altına alacak ve bina yönetimine sorumluluk yükleyecek bir uygulama geliştirilmelidir.</p>
<p>Yapı Denetim Mevzuatı gerçekçi denetimin yapılmasını sağlayacak içeriğe kavuşmalı, yapı denetim düzeni kurumsallaşmalıdır. Yapı üretim sürecine, <strong>afetlere dayanıklılık garanti belgesi</strong> ve sigorta düzeni eklemlenmelidir. 1.5 milyon TL verip bir araç aldığınızda, üretici olası hatalarının arkasında duruyor ve size garanti belgesi veriyor; ama, kocaman binalarda bir konut için çok daha fazla ödeme yaptığınız hâlde deprem için güvenlik ve garanti belgesi alamıyorsunuz. Neden, çok mu zor?</p>
<p>Yetkinlik, denetim, sorumluluk, hesap verebilirlik, katılımcılık konularında düzenimizdeki eksiklik ve yetersizlikleri, her kuvvetli depremdeki yıkımlarla, canlarımızla ve ekonomik kayıplarla milletçe ödüyoruz. Farkındalığımızı artırarak, çağdaş bir afet yönetim &#8211; yönetişim düzeni kurarak, yerleşim planlama ve yapılaşma sürecindeki hatalarımızı en aza indirerek, bilimi ve akılcılığı kılavuz alarak, doğadan gelen tehlikelerin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Aksi durumda, ikinci yüzyıla giren Türkiye Cumhuriyeti’nde risk havuzlarına dönüşmeye başlayan şehirlerimizi, başta deprem tehlikesi olmak üzere afetler sarmalına girmekten kurtaramayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Kaynaklar</em></strong></p>
<ul>
<li><em>Ergin, K., Güçlü, U. ve Uz, Z., 1967. Türkiye ve civarının deprem kataloğu (MS.11-1964), İTÜ Maden Fakültesi, Arz Fiziği Enstitüsü yayınları No: 24, İstanbul.</em></li>
<li><em>Pınar, N. ve Lahn, E., 2001, Türkiye Depremleri İzahlı Kataloğu, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı, YTÜVAK-KT-2001,007, 2. Baskı, 155. sayfa.</em></li>
<li><em>Soysal, H., Sipahioğlu, S., Kolçak, D. ve Altınok, Y., 1981. Türkiye ve çevresinin tarihsel deprem kataloğu, TBAG. 341.</em></li>
<li><em>AFAD-DAD. Türkiye Afet ve Acil Durum Başkanlığı, Deprem Araştırma Dairesi, Ankara, Türkiye, <a href="https://deprem.afad.gov.tr">https://deprem.afad.gov.tr</a></em></li>
<li><em>Eyidoğan, H., U. Güçlü, Z. Utku ve E. Değirmenci, 1991. Türkiye büyük depremleri makro-sismik rehberi (1900-1988), İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul, 199. sayfa.</em></li>
<li><em>Eyidoğan. H., 2020. İzmir’i vuran depremin özellikleri ve etkileri, Bilim ve Gelecek, <a href="https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/%202020/12/01/izmiri-vuran-depremin-ozellikleri-ve-etkileri">https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/ 2020/12/01/izmiri-vuran-depremin-ozellikleri-ve-etkileri</a></em></li>
<li><em>TC-SBB Raporu, 2023. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Raporu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Ankara, 140 sayfa.<a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf">https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf</a></em></li>
<li><em>EM-DAT, 2023. The International Disaster Database, <a href="https://www.emdat.be">https://www.emdat.be</a></em></li>
<li><em>BBC, 2024. 6 Şubat depremlerinin birinci yılında Hatay: &#8220;İnsanlar öfkeli ama yorgun, günü kurtarmaya çalışıyoruz&#8221; <a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c51rezpg45zo">https://www.bbc.com/turkce/articles/c51rezpg45zo</a></em></li>
<li><em>BBC, 2024. 6 soruda 6 Şubat depremleri, <a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/cnen1eep0e1o">https://www.bbc.com/turkce/articles/cnen1eep0e1o</a></em></li>
<li><em>TBMM Deprem Araştırma Raporu, 2010. Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu, Temmuz 2010, 154. sayfa.</em></li>
<li><em>Balamir, M., 2019. Afetler, Risk Yönetimi, Sakınım Planlaması: Kavram ve Terimler, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Genişletilmiş 2. Baskı, 267. sayfa.</em></li>
</ul>
<p>The post <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinden-2-yil-gecti-ama-ogrettikleri-aklimizda-mi/">6 Şubat Depremleri&#8217;nden 2 Yıl Geçti Ama Öğrettikleri Aklımızda mı?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Depremler ve Dirençli Şehirleri Doğru Planlamak</title>
		<link>https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 05:20:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Planlama]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=20726</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu makalede, dirençli şehirler temasını deprem ile ilgili sorunlarımız bağlamında ele aldım. Her ülkenin bulunduğu coğrafyanın özelliklerine bağlı olarak kendine özgü doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin önem derecesi farklı olabilir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/">Depremler ve Dirençli Şehirleri Doğru Planlamak</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu makalede, <a href="https://emsal.com/afete-direncli-kent-nedir/" rel="dofollow"><strong>dirençli şehirler</strong></a> temasını deprem ile ilgili sorunlarımız bağlamında ele aldım.</p>
<p>Her ülkenin bulunduğu coğrafyanın özelliklerine bağlı olarak kendine özgü doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin önem derecesi farklı olabilir. Sel, taşkın, <a href="https://emsal.com/deprem/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a>, tayfun, kuraklık vb. Türkiye’nin üzerinde bulunduğu <strong>deprem kuşağı</strong> ve sıkça yaşadığı <strong>deprem kaynaklı afetler</strong> göz önüne alındığında, <strong>dirençli şehirler planlama</strong>da deprem tehlikesine daha fazla önem verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.</p>
<p>Ülkemiz ve çevresinin en az 2.000 yıllık <strong>deprem tarihi</strong> kayıtları var. Çok eski yıllara gitmeyeceğim. 1999 ile 2023 yılları arasındaki son 24 yılda ülkemizde can kayıplarına neden olan ve çeşitli derecelerde hasar yapan 57 adet deprem sayıyorum. Bu depremlerden 39 tanesinin büyüklüğü 5.0 &#8211; 5.9 arasında, 12 tanesinin büyüklüğü 6.0 &#8211; 6.9 arasında ve 6 tanesinin büyüklüğü ise 7.0 ile 7.8 arasındadır. Bu süre içerisinde büyüklüğü 5.0 ile 7.8 arasında değişen depremlerin neden olduğu hasarlı ve yıkık bina sayısı toplamda 607.155, can kaybı sayısı ise 82.375’dir. Bu sayılar son 24 yılda deprem tehlikesinin ve onun yarattığı kayıp risklerinin ülkemizde ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.</p>
<h2>Cevaplanması Gereken Soru: Neden Yıkılıyoruz?</h2>
<p>Faylar bize yakın mı, uzak mı ya da deprem olacak mı, olmayacak mı gibi haberlerle oyalanırken komşu ülkelerdeki kuvvetli depremlerde bile önemli kayıplarımız oluyor. Örneğin, 30 Ekim 2020 yılında Ege Denizi’nde 7.0 büyüklüğünde deprem, haberlere ve söylemlere <strong>“İzmir Depremi”</strong> olarak geçti. Hâlbuki, deprem İzmir merkezli değildi. Deprem İzmir şehir merkezine 75 km uzaktaki Sisam Adası’nda oldu. Deprem nedeniyle İzmir şehir merkezinde 115 yurttaşımız hayatını kaybetti ve 1.365 hane ağır hasar aldı ve yıkıldı. <strong>Büyük depremler,</strong> <strong>bölge depremleri</strong>dir ve uzak olsa da <strong>sorunlu zeminler</strong> üzerinde inşa edilmiş <strong>hatalı binalar</strong>ı bulup yıkar.</p>
<p>Deprem gündeme geldiğinde; fayları, depremin başka yerlerde başka depremleri tetikleyeceği vb konuları tartışmak yerine yanıt aramamız gereken soru şu: “Neden yıkılıyoruz?”</p>
<p>6 Şubat 2023 Pazarcık (büyüklük 7.8) ve Elbistan (büyüklük 7.5) (Kahramanmaraş) depremlerinde Türkiye ve Suriye’de toplam 62.013 kişi hayatını kaybetti. Türkiye topraklarında 311.000 bina kullanılmaz derece hasar aldı ve yıkıldı. 2023 <a href="https://www.sbb.gov.tr/2023-kahramanmaras-ve-hatay-depremleri-raporu/">TC SBB Raporu’</a>na göre toplamda 104 milyar dolar ekonomik kayba uğradık. Bu makale yazıldığı tarihte depremden sonraki 23. ayın içerisindeyiz ve kalıcı <strong>barınma sorunları</strong> sürüyor.</p>
<p>1940’larda başladığımız <a href="https://emsal.com/afet-direncli-kentler-icin-neler-yapilmali/" rel="dofollow"><strong>depreme dayanıklı yapılar</strong></a> üretme amaçlı yönetmelikleri yayınlanmakla birlikte, her kuvvetli depremden sonra can ve mal kayıplarını beklenen düzeyde azaltamadığımızı herkes görmektedir. <strong>Kent merkezleri</strong>ne ve çevrelerine gelen göçün yarattığı <strong>barınma</strong> gereksinimi yoğun ve <strong>çok katlı betonarme yapılaşma</strong> sürecini hızlandırmıştır. Bu hızlı yapılaşma sürecinde;</p>
<ul>
<li>Merkezi ve yerel ölçekte riskleri azaltan bir <strong>afet yönetim ve yönetişim düzeni </strong>kurulamaması, <a href="https://emsal.com/imar-plani-nedir-nasil-yapilir/" rel="dofollow"><strong>imar planları</strong></a>nın <strong>afet risklerini azaltma</strong> amaçlı planlama olarak (sakınım planı) yapılamaması,</li>
<li>Deprem yönetmeliklerinin ve yapı denetiminin gerektiği gibi uygulanmaması,</li>
<li>İmalat hataları ve zemin sorunları gibi etkenler kuvvetli ve büyük depremlerin, yoğun <strong>bina stoku</strong>nun olduğu ilçe ve şehirlerde can ve mal kaybı oranını önemli ölçüde artırmıştır.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-20732 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem.webp" alt="" width="1920" height="1080" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem.webp 1920w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-300x169.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-1024x576.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-768x432.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-1536x864.webp 1536w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-750x422.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/deprem-1140x641.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1920px) 100vw, 1920px" /></p>
<h2>Deprem Riskine Karşı Hangi Adımlar Atıldı, Sonuçları Ne Oldu?</h2>
<ul>
<li>TBMM tarihinde 1962’den bugüne kadar 11 kez “Deprem Araştırma Komisyonu” kurularak <strong>depremle ilgili sorunlar</strong>ı ve çözüm önerilerini içeren kapsamlı raporlar yazıldı.</li>
<li>2 kez deprem şurası yapıldı. Şehircilik şuralarında afet risklerinin kentsel alanlarda nasıl azaltılacağı belirlendi.</li>
<li>Her yıkıcı depremden sonra çok sayıda üniversite tespitleri ve çözüm önerileri raporlarla ülke yöneticilerine sunuldu.</li>
<li>Ulusal Deprem Konseyi kuruldu, 6 yıl sonra işlevi kalmadı gerekçesiyle kapatıldı.</li>
<li><strong>Yapı Denetim Yasası</strong> ve <strong>DASK</strong> Yasası çıkarıldı.</li>
<li>2007 yılında <strong>Türkiye Deprem Yönetmeliği</strong> revize edildi. 2009 yılında <strong>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)</strong> İlgili yasada AFAD’ın görevi şu şekilde tanımlandı: <em>“</em><em>Afet ve acil durumlar ile sivil savunmaya ilişkin hizmetlerin ülke düzeyinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve olayların meydana gelmesinden önce hazırlık ve zarar azaltma, olay sırasında yapılacak müdahale ve olay sonrasında gerçekleştirilecek iyileştirme çalışmalarını yürüten kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonun sağlanması ve bu konularda politikaların üretilmesi ve uygulanması hususlarını kapsar.”</em></li>
<li>2012 yılında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çıkarıldı. Yasanın uygulamaları incelendiğinde <strong>yeniden planlanmış alanlar</strong> bazında dönüşüm uygulamaları yerine yoğunluğu daha da arttıran <strong>parsel bazında gayrimenkul geliştirme</strong> işine döndüğü gözleniyor. Yasanın büyükşehirlerde uygulamalarına baktığımızda, bunun parsel bazında ve üst gelir grubuna arz edilen konut sürecine girdiğini gösteren binlerce örnek uygulama var.</li>
<li>2019 yılında yeni Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği ve yeni Türkiye Deprem Tehlike Haritası yayınlandı. 2019 Yönetmeliği’nde ilk kez <strong>yüksek yapı (60 metre ve daha yüksek) deprem yönetmeliği kuralları</strong> uygulamaya konuldu.</li>
<li>Bütün illerimizde AFAD tarafından <strong>İl Risk Azaltma Planı (İRAP) </strong>yapıldı ve raporlar yayınlandı. Her ilimizin maruz kalabileceği doğa ve insan kaynaklı tehlikeler, olası kayıp riskleri belirlendi ve bu riskleri azaltmak için öneriler rapor hâlinde yerel yönetimlere sunuldu. İlk İRAP çalışmasının Kahramanmaraş için yapılması ve 2020’de yerel yönetime sunulması, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri düşünüldüğünde çok dikkat çeken bir durum oldu.</li>
</ul>
<h2>Önlem Alınmayan Tehlikeler Afete Dönüşür</h2>
<p>1999‘daki İzmit büyük depremi için <em>“milat oldu”</em> denilmiştir. 24 yıl sonra olan 2023 Kahramanmaraş ve Elbistan depremleri ise <em>“asrın felaketi”</em> olarak adlandırılmıştır. Gelecekteki bir büyük depreme acaba ne sıfat bulacağız?</p>
<p>Olsun istemeyiz ancak yüzyıllardır yaşadığımız bu coğrafyada depremler, seller ve heyelanlar bitmedi, bitmeyecek. Doğa kaynaklı bu tehlikeler hep vardı ve hep olacak. Kaynağı ne olursa olsun tehlikelerin afete dönüşmesinin sorumlusu insanlar. Tehlike neden, afet sonuçtur.</p>
<p>Tehlikelerin farkında değilseniz, hazırlık, önlem alma ve olası kayıpları azaltacak çalışmaları yapmamışsanız tehlike afete dönüşür. Tehlikenin afete dönüşmesinin önlenmesi bizim elimizdedir. Bunu başaramazsak “asrın felaketleri” bitmez.</p>
<p>6 Şubat 2023 depremlerinden sonra, <em>&#8220;yerleşim alanlarını nasıl afetlere dirençli duruma getirebiliriz?&#8221;</em> söylem ve tartışmalarını daha sık duyar olduk. Umarım örnek olacak birkaç <strong>dirençli şehir</strong> oluşturabiliriz.</p>
<h2>Birleşmiş Milletler’in Afet Risklerine Karşı Çalışmaları</h2>
<p><a href="https://www.un.org/en/">Birleşmiş Milletler</a> (BM), <strong>kentsel dirençliliğin artırılması ve afet risklerinin azaltılması programlarını 1970&#8217;li yıllarda başlatmıştı. </strong>BM, doğal olayların insanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için 1970&#8217;li yıllardan bu yana çok sayıda ülke ile uluslararası kuruluşu bir araya getirmiş, <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/haluk-eyidogan/turkiye-de-ulusal-ve-yerel-olcekte-afet-risklerini-azaltma-eylemleri-hakkinda-bir-degerlendirme,31039">afet politikalarını</a> geliştirme amaçlı toplantılar yapılmasına, kararlar alınmasına ve belgeler yayınlanmasına öncülük etmiştir.</p>
<p>BM&#8217;in bu girişimlerinin amacı; insanların, işletmelerin, halkların ve ülkelerin yaşamlarında, geçim kaynaklarında, sağlıklarında, ekonomik, fiziksel, sosyal, kültürel ve çevresel varlıklarında afet riskinin ve kayıplarının önemli ölçüde azaltılmasıdır. Bu hedeflere ulaşma eylemleri, devletlerinin afet riskini azaltmada birincil sorumluluğunda olmakla birlikte, bu sorumluluk katılımcılık anlayışıyla; yerel yönetim, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere tüm paydaşlarla yürütülmelidir.</p>
<p>BM tarafından 2015 yılında düzenlenen <a href="https://www.wcdrr.org/">Afet Risklerini Azaltma Dünya Konferansı</a>&#8216;nda <strong>afet risklerinin azaltılması</strong> için <a href="https://www.undrr.org/publication/sendai-framework-disaster-risk-reduction-2015-2030">Sendai Çerçeve Programı</a> oluşturuldu. Ulusların ve toplumların afetlere karşı direncinin artırılmasına yönelik yapılan Sendai Çerçeve Programı, Hyogo Eylem Çerçevesi (HFA) 2005 &#8211; 2015&#8217;in devamı niteliğindedir. Yani bugünlerde yaygın bir şekilde işittiğimiz <em>“Dirençlilik (Resilience)”</em> kavramı 2005’ten itibaren gündemdedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-20733 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan.webp" alt="" width="1996" height="920" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan.webp 1996w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-300x138.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-1024x472.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-768x354.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-1536x708.webp 1536w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-750x346.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/plan-1140x525.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1996px) 100vw, 1996px" /></p>
<h2>Dayanıklılık ya da Dirençlilik Gerçekte Ne Demek?</h2>
<p>6 Şubat 2023 depremleri felaketinden sonra çok sayıda bina ve can kayıplarının yanı sıra, ağır ekonomik kaybın yarattığı travma ile “afetlere dirençlilik” ve “şehirlerin dirençliliği” konusunu kapsayan söylemler, haberler ve toplantılar son yıllarda artmaya başlamıştır.</p>
<p>İngilizce yayınlarda “resilience” olarak adlandırılan, Türkiye’de ise “dayanıklılık” ya da “dirençlilik” olarak açıklanan bu sözcüğe, kullanıldığı yere göre farklı anlamlar yüklenebiliyor. WEBSTER &#8211; II sözlüğüne göre “resile” Latince kökten geliyor ve “gerilmiş veya bastırılmış bir şeyin eski hâline veya şekline dönmesi” olarak açıklanıyor. Yani bu sözcük genel anlamda bir cismin ya da ortamın, etkisinde kaldığı bir kuvvet ya da yük kalktığında eski durumuna dönmesi sonrası özelliklerinden ve yapısından bir şey kaybetmemiş olması durumu olarak düşünülüyor. Resilience sözcüğü Google ve DeepL’e sorulduğunda “dayanıklılık, dirençlilik, direnç” anlamında kullanılan bir sözcük olarak açıklanıyor.</p>
<p>Bir şehri oluşturan sosyal yapıyı, alt ve üst yapıyı, ekonomiyi, çevreyi vb. tüm unsurların bir arada olduğu bir sistem gibi düşündüğümüzü varsayalım. Bu bağlamda <strong>kentsel dirençlilik</strong>; doğa ve insan kaynaklı tehlikelere maruz kalındığında kentin tüm işlevlerini sürdürme, değişime uyum sağlama ve mevcut ya da gelecekteki adapte olma kapasitesini sınırlayan sistemleri hızla dönüştürme yeteneği olarak açıklanmaktadır (<a href="https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0169204615002418">Meerow vd, 2016</a>; <a href="http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&amp;DergiSayi=432&amp;RecID=5228">Gerçek, 2022</a>). Bu yetenek aynı zamanda ağırlıklı olarak <strong>“sürdürülebilirlik”</strong> olgusunun da sağlanmasını gerektirmektedir.</p>
<p>Konu, doğa ile insan kaynaklı tehlikelere karşı dirençli olmak ve tehlikelerin afete dönüşmesinin engellenmesi olunca, bu yolda geliştirilecek strateji ve eylem planlarında, uygulanacak projelerde, ilgili tüm kurumlar / kişiler arasında kullanılacak terimlerle kavramların herkesin birbirini kolaylıkla anlayabileceği içerikte olmasında çok yarar vardır. Bu bağlamda, Prof. Dr. Murat Balamir’e ait ve TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından 2021 yılında 2. baskısı yayınlanan <em>“Afetler, Risk Yönetimi ve Sakınım Planlaması; Kavramlar ve Terimler”</em> başlıklı kitabını <em>(</em><a href="https://www.spo.org.tr/yayinlar/kitap_goster.php?sube=0&amp;kod=100&amp;grubu=ODA%20YAYINLARI"><em>Balamir, 2021</em></a><em>) </em>çok önemsiyorum. Bu kitap hep elimin altındadır.</p>
<p>Prof. Dr. Murat Balamir’in kitabında, afet riski bağlamında dirençlilik (resilience) ve ilgili olarak türetilmiş sözcükler şöyle tanımlanmıştır:</p>
<p><strong>Direnç (Resilience<u>)</u>:</strong> Dış etkiler (doğa ya da insan kaynaklı tehlikeler) karşısında bireyin, kurumun, toplumun ya da sistemin kendi işlevsel bütünlüğünü ve dengesini koruyabilmesi ya da kısa sürede yeni bir dengeye kolaylıkla geçebilme yetisidir. Afetler bağlamında; toplumsal, örgütsel, teknik, ekonomik olmak üzere 4 farklı direnç türü konu edilmektedir. Başka bir açıklama, bu kavramın dış etkene direnme, bu etkenin özümsenmesi ya da birlikte yeni bir uyum sağlanması gibi 3 ayrı özelliği kapsadığını ileri sürer. <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Intergovernmental_Panel_on_Climate_Change">Uluslararası İklim Değişikliği Paneli (2014)</a> ise, <em>“sosyal, ekonomik ve çevresel sistemlerin tehlikeler karşısında temel yapı, işlev ve kimliğini koruyarak uyum, öğrenme ve dönüşüm yapabilmesidir” </em>tanımını yapmaktadır.</p>
<p><strong>Dirençli altyapı (Resilient infrastructure):</strong> Olası tehlikelere karşı güçlendirilmiş, esnek birimlerle oluşturulmuş, ya da yedekli olarak düzenlenmiş, özellikle acil durum ortamında işlevini sürdürülebilecek nitelikte tasarlanmış bir ağ yapısına sahip altyapı <strong>sistemi</strong>dir.</p>
<p><strong>Dirençli sistem (Resilient system):</strong> Dış etkilerden dolayı işlerliğini kaybetmeyen, bu etkileri daha kolay sindirebilen ve güçlü bir sürdürülebilirlik gösteren sistemdir. Dirençli bir sistemin özelliklerini <a href="https://scholar.google.com/citations?user=0AA-n3IAAAAJ&amp;hl=en">Tierney (2001)</a> &#8216;sağlamlık&#8217; (robustness), &#8216;eski durumuna dönebilme süresi&#8217; (rapidity), &#8216;gerekli fazlalık sahipliği&#8221; (edundancy) ve ihtiyaçları karşılamada kaynak zenginliği (resourcefulness) ile tanımlar (bkz. gerekli fazlalık).</p>
<p><strong>Dirençli toplum / kent (resilient community / city):</strong> Afetler ve krizler karşısında etkinlik ve üretkenliğini kaybetmeksizin, uğranabilecek kayıpları en alt düzeye çekebilen, olağan yaşamı sürdürülebilen kent ya da toplumdur.</p>
<p><strong>Dirençlilik planı (plan for resilience):</strong> Afetler alanında uygulanan dört farklı planlama konusu ve biçiminden biridir. Afetlere karşı toplumu uzun dönemde daha dirençli kılmak üzere kurumsal ve yasal yapıların geliştirilmesi ya da yeniden tasarlanmasını öngören plan türüdür (bkz. acil durum planı, iyileştirme planı, sakınım planı).</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_20727" aria-describedby="caption-attachment-20727" style="width: 1349px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20727 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2.jpg" alt="" width="1349" height="585" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2.jpg 1349w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2-300x130.jpg 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2-1024x444.jpg 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2-768x333.jpg 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2-750x325.jpg 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/23-Ekim-2011-Van-Ercis-Depremi-Buyukluk-7.2-1140x494.jpg 1140w" sizes="auto, (max-width: 1349px) 100vw, 1349px" /><figcaption id="caption-attachment-20727" class="wp-caption-text">23 Ekim 2011 Van &#8211; Erciş Depremi (Büyüklük: 7.2)</figcaption></figure>
<h2>BM Dirençli Şehirler Kampanyası</h2>
<p>Yerel risk yönetişimi ile <strong>kentsel risk ve dirençlilik</strong> konularını gündemine alan <strong>BM Afet Riski Azaltma Ofisi</strong>, afet riskini azaltacak ve toplumun refahını ve güvenliğini artıracak <strong>sürdürülebilir kalkınma</strong> uygulamalarına yönelik farkındalığı ve bağlılığı artırmak için çalışmaktadır.</p>
<p>UNDRR ve ortakları bu kapsamda, 2010 yılında <a href="https://mcr2030.undrr.org/who-we-are/history">Şehirleri Dirençli Hale Getirme (MCR)</a> kampanyasını başlatmıştır. Kampanya, ulusal yetkililer, yerel temsilciler ve STK&#8217;ların katılımı ile yerel yönetimlerin <strong>kentsel risk azaltma</strong> konusunda farkındalık yaratmasını amaçlıyordu. <a href="https://www.unisdr.org/2005/wcdr/intergover/official-doc/L-docs/Hyogo-framework-for-action-english.pdf">Hyogo Eylem Çerçevesi</a> programı esas alınarak, yerel düzeyde afetlere karşı direnç sağlayacak yapı taşlarını oluşturma amacına yönelik “<a href="https://www.unisdr.org/files/26462_13.tenessentialschecklist.pdf">Şehirleri Dirençli Hale Getirmek için 10 Temel İlke</a>” geliştirilmiştir. Bu ilkeler 2015 Sendai Çerçeve Programı&#8217;nın yerelde uygulanmasının güçlendirilmesi için 2016&#8217;da İtalya, Floransa&#8217;da yapılan toplantıda yeniden ele alınmıştır. Yenilenen ilkelerin test edilmesi için 20 şehirde pilot testler yapılmış ve ilkeler geri bildirimlere göre düzenlenmiştir. Türkiye&#8217;de Ankara Büyükşehir Belediyesi Nisan 2022 tarihinde BM&#8217;in Dirençli Şehirler Kampanyası’na (<a href="https://mcr2030.undrr.org/who-we-are/history">MCR</a>) <a href="https://www.bizimankara.com.tr/ankara/ankara-afetlere-direncli-ornek-sehir-olacak-h18344.html">katılım belgesini</a> almıştır. Bu sevindirici girişimin diğer illere örnek olmasını dileriz.</p>
<p>MCR’nin 10 ilkesini esas olarak üç ana başlıkta tanımlayabiliriz. Birincisi yönetişim ve finansal kapasite, ikincisi planlama ve afet hazırlığının çeşitli boyutları, üçüncüsü ise afete müdahale ve afet sonrası toparlanma kapasitesi.</p>
<p>Afetlere dirençli şehirler oluşturmayı başarmak için <a href="https://www.unisdr.org/files/26462_13.tenessentialschecklist.pdf">10 temel ilkenin</a> her biri birbiriyle bağlantılıdır ve ilkeleri şöyle özetleyebiliriz:</p>
<ol>
<li>Vatandaş grupları ve sivil toplumun katılımına dayalı olarak <strong>afet riskini anlamak</strong> ve azaltmak için örgütlenmeyi ve iletişim ağlarını hayata geçirin. Yerel ittifaklar kurun. Katılan tüm birimlerin afet riskinin azaltılması ve hazırlıklı olma konusundaki rollerinin önemini anlamalarını sağlayın.</li>
<li><strong>Afet riskinin azaltılması</strong> için bir bütçe tahsis edin ve ev sahiplerinin, düşük gelirli ailelerin, toplulukların, işletmelerin ve kamu sektörünün karşı karşıya oldukları riskleri azaltmaya yatırım yapmaları için teşvikler sağlayın.</li>
<li>Tehlikeler ve duyarlılıklar hakkında güncel verileri koruyun. Risk değerlendirmeleri hazırlayın ve bunları <strong>kentsel gelişim planları</strong> ve kararları için temel olarak kullanın, bu bilgilerin ve kentinizin dirençliliğine yönelik planların halka kolayca ulaşmasını ve onlarla tam olarak tartışılmasını sağlayın.</li>
<li>Sel drenajı gibi riski azaltan kritik altyapılara yatırım yapın ve bakımını sağlayın, gerektiğinde <strong>iklim değişikliği</strong>yle başa çıkacak şekilde düzenleme yapın.</li>
<li>Tüm okulların ve sağlık birimlerinin güvenliğini değerlendirin ve gerektiğinde bunları iyileştirin.</li>
<li>Gerçekçi, risklere uygun <strong>bina yönetmelikleri</strong>ni ve arazi kullanım planlama ilkelerini uygulayın ve yürürlüğe koyun. Düşük gelirli vatandaşlar için güvenli <strong>arazi</strong>ler belirleyin ve mümkün olan her yerde gayri resmi yerleşim yerlerini iyileştirin.</li>
<li>Okullarda ve yerel topluluklarda afet riskinin azaltılmasına ilişkin eğitim programlarının ve eğitimlerin uygulanmasını sağlayın.</li>
<li>Selleri, fırtına dalgalarını ve şehrinizin duyarlı olabileceği diğer tehlikeleri azaltmak için ekosistemleri ve doğal eşikleri koruyun. Yeni ve uygun risk azaltma uygulamaları geliştirerek iklim değişikliğine uyum sağlayın.</li>
<li>Şehrinizde erken uyarı sistemleri ve acil durum yönetimi kapasiteleri oluşturun ve düzenli olarak halka açık hazırlık tatbikatları düzenleyin.</li>
<li>Herhangi bir afetten sonra, evlerin ve geçim kaynaklarının yeniden inşası da dahil olmak üzere müdahalelerin tasarlanması ve uygulanmasına yardımcı olmak için sivil toplum kuruluşlarına destek vererek, etkilenen nüfusun ihtiyaçlarının yeniden yapılanmasının en önemli öğesi olmasını sağlayın.</li>
</ol>
<p>Dünyada çeşitli türde doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin doğuracağı riskleri azaltmak ve şehirleri “afetlere dirençli kılmak” için yukarıdaki 10 maddelik öneriler dizisinin belirlenmesi süreci 20 yıla yakın sürede yapılan toplantılar ve uygulamalar sonucunda belirlendi.</p>
<p>10 ilkenin ilk ikisi ile ilgili olarak yerelde halkın görüşünü temsil edecek ve iletişimi sağlayacak STK, platform, mahalle meclisleri, kent konseyleri, meslek gruplarının katılımını özendirecek ve ayrıca geliştirilecek projelerde dar gelirlileri önceleyen bir katılımcılık ve finans modeli var mı? Yok.</p>
<figure id="attachment_20728" aria-describedby="caption-attachment-20728" style="width: 1307px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20728 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5.jpg" alt="" width="1307" height="572" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5.jpg 1307w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5-300x131.jpg 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5-1024x448.jpg 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5-768x336.jpg 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5-750x328.jpg 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/12/Subat-2023-Kahramanmaras-Depremleri-Buyuklukler-7.8-ve-7.5-1140x499.jpg 1140w" sizes="auto, (max-width: 1307px) 100vw, 1307px" /><figcaption id="caption-attachment-20728" class="wp-caption-text">Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri (Büyüklükler: 7.8 ve 7.5)</figcaption></figure>
<h2>Afete Dirençli Şehirlerin İnşasında Kritik Sorular</h2>
<p>Afetlere dirençli şehir toplantıları ne sonuç verir bilmiyorum ama bugüne kadar her yıl genel bütçeden ayrılacak, adı konulmuş ve yüksek faiz ortamında risk altındaki alt &#8211; orta gelir grubuna öncelikli iyileştirme, güçlendirme ve yenileme projelerine bir fon desteği modeli yok.</p>
<ul>
<li>Yerel yönetimlerin olası afet risk azaltma ve <strong>dirençli kentlerin inşası</strong> amaçlı her ölçekte yeniden planlama, altyapı ve üstyapı iyileştirme, dönüştürme ve geliştirme projelerini onaylama, projelerine bütçe desteği sağlama, iş birliği yapma, hukuki sorunları çözme yönündeki taleplerinin merkezi yönetim tarafından değerlendirilmesi ve destek verilmesi yolları açık mı?</li>
<li>Afetlere dirençli yerleşimlerin inşasında yer alan <strong>müteahhitlik</strong> kurumunu belli eğitimleri tamamlamış ve diplomalara sahip kişiler tarafından yürütülen bir meslek kimliğine kavuşturacak ve sorumlulukları belirlenmiş <strong>Yapı Müteahhitliği Yasası</strong> çıktı mı?</li>
<li>İnşaat sürecinde iş yapan her mühendislik erbabı için 1996’dan bu yana gündeme gelen <strong>Yetkin (Profesyonel) Mühendislik Yasası</strong> çıkarıldı mı?</li>
<li><strong>Bina onarımları</strong> ve inşaatında görev alan usta ve işçileri eğitecek ve sertifikalandıracak bir düzen kuruldu mu?</li>
<li>Binalarda yapılan tüm onarımları ve değişiklikleri kayıt altına alacak ve bina yönetimine sorumluluk yükleyecek yapı kimliği uygulaması var mı?</li>
<li><strong>Yapı üretim ve denetim</strong> ile ilgili mevzuatın sıkıntıları gerçekçi denetimin yapılmasını sağladı mı?</li>
<li><strong>Yapı denetim</strong> ile ilgili sorunlar çözüldü mü ve yapı denetim kurumsallaştı mı?</li>
<li>Yapı üretim sürecine katılan tüm meslek erbabının mesleki sorumluluk sigorta düzeni var mı?</li>
<li><strong>DASK</strong> afet sonrası yara sarma yapısını düzeltecek mi?</li>
<li>Çok önemli bir soru daha soracağım: Konutunuzun / binanızın <strong>depreme dirençlilik garanti belgesi</strong> var mı?</li>
</ul>
<p>Çok gerilere gitmeyelim. 17 Ağustos 1999 depreminden sonra geçen 24 yılda birçok deprem yaşadık, yine yıkıldık ve canları kaybettik. Her depremden sonra yazılan raporları incelediğimizde “kopyala &#8211; yapıştır” izlenimini veren ağır hasar ve yıkılma nedenlerini görüyoruz.</p>
<p>Yukarıda sıraladığım yerel yönetim yetkileri, yerel-merkezi yönetim iş birliği, topluluk katılımı, risk azaltma amaçlı yer seçimi ve planlama yetkileri, finansal destek düzeni, denetim mekanizması, yetkin mühendislik, müteahhitlik düzeni, mesleki sorumluluk sigortası, işçilik, malzeme, proje denetimi vb. ilgili sorunları çözmek zorundayız. Bu sorunları çözmeden dirençli şehirler oluşturmak için bir 24 yıl daha yazarız ve konuşuruz.</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/depremler-ve-direncli-sehirleri-dogru-planlamak/">Depremler ve Dirençli Şehirleri Doğru Planlamak</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay Zekâ ile Depremleri Önceden Bilmek Mümkün mü?</title>
		<link>https://emsal.com/yapay-zeka-ile-depremleri-onceden-bilmek-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 06:44:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[İnovasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=19767</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçenlerde beni bir televizyon kanalından aradılar. Depremi önceden bilen ve yapay zekâ yöntemine dayanan bir bilimsel çalışmanın ABD’de yayınlandığını belirterek, bu konuda bilgi almak için çevrimiçi olarak canlı yayına davet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/yapay-zeka-ile-depremleri-onceden-bilmek-mumkun-mu/">Yapay Zekâ ile Depremleri Önceden Bilmek Mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçenlerde beni bir televizyon kanalından aradılar. Depremi önceden bilen ve<a href="https://emsal.com/kentler-yapay-zeka-ile-planlanabilir-mi/" rel="dofollow"> <strong>yapay zekâ</strong> </a>yöntemine dayanan bir bilimsel çalışmanın ABD’de yayınlandığını belirterek, bu konuda bilgi almak için çevrimiçi olarak canlı yayına davet ettiler. Ancak internet üzerinden kullandığım bir uygulamayı çalıştıramadım ve epey bir uğraştan sonra yayına katılmam sağlanamadı. Anlaşılan bilgisayarımda yapay zekâ yetmezliği var. Ama bu konuda topluma bazı bilgileri aktarmam gerektiğine inanan bir deprembilimci olarak burada yazmaya karar verdim.</p>
<p>İngilizce’de “<strong>Artificial Intelligence</strong>” olarak tanımlanan ve kısa adı <strong>AI</strong> olan (Türkçe’de kısaca “YZ” olarak kullanılan) yöntem, birçok konuyla ilgili gündeme geliyor ve çeşitli mecralarda yoğun bilgi alışverişi sürüyor. <strong>Makine öğrenmesi</strong>, <strong>derin öğrenme</strong>, <strong>doğal dil işleme</strong> (<strong>NLP</strong>) ve <strong>bilgisayarla görme</strong>, yaygın olarak kullanılan YZ teknikleri.</p>
<h2>Yapay Zekâ Nedir ve Hangi Alanlarda Kullanılır?</h2>
<p>Yapay zekâ; algılayan, akılda tutan ve duruma göre uyum sağlayan bir bilgisayar programıdır. Makine öğrenimi, yeni veri elde edildiğinde daha iyi sonuçlar üretmeye odaklanan algoritmalardır. Derin öğrenme ise çok katmanlı sinir ağlarının büyük miktarda veriden oluştuğu makine öğrenmesi alt kümesi olarak tanımlanmaktadır (1).</p>
<p>Derin öğrenme, makine öğrenimi ve yapay zekâ yöntemlerinin, depremi önceden bilme amacına yönelik uygulamalar dâhil aklınıza gelebilecek birçok konuda kullanılmaya başladığı günler yaşıyoruz. Geçenlerde yeni bir telefon reklamı gördüm. Kullanıma sunulan cep telefonu AI destekli. Telefonla kendi dilinizde, bir başka dili konuşan yabancı kişiyle sohbet edebiliyorsunuz. Sürücüsüz araçlar, insansı robotların çalışma hayatına girmesi ve üretime başlaması gibi, önümüzdeki yıllarda çok daha farklı alanda YZ tekniklerinin uygulandığına tanık olacağız. Yaşamımıza konfor sağlayacağını düşündüğümüz çözümler sunulurken; her türlü sanayi dalında, robotik ürünlerde, eğitimde, haberleşmede, trafikte, alışverişte ve hatta politikada çok sayıda uygulamayı göreceğimiz günler yakın.</p>
<p>Bizim nesil bunun başlangıcını yaşıyor. Yeni nesil ise yapay zekâ ürünlerinin hızla hayatlarının birçok alanına girdiği günleri görecek. Tabii bu arada, önümüzdeki yüzyılda nasıl bir dünya ve yaşam biçimi ile karşılaşacağız konusunu da düşünmek gerekli. Dileğimiz, teknolojinin iyiliklere hizmet etmesidir. İyi şeyler düşünelim ki, iyi şeyler olsun. Ne diyelim?</p>
<h2><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-19779 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji.webp" alt="sismoloji" width="1500" height="750" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji.webp 1500w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-300x150.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-1024x512.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-768x384.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-360x180.webp 360w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-750x375.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/sismoloji-1140x570.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" />Erken Uyarı Sistemi ile Depremi Önceden Bilmek Arasındaki Fark</h2>
<p>Gelelim depremi önceden bildiği belirtilen ve basına yansıyan yapay zekâ araştırmasına. ABD Georgia Üniversitesi, Bilgi Teknolojisi (IT) bölümü araştırmacısı <strong>Cemil Emre Yavaş</strong>’ın birinci yazar olduğu dört kişilik bir ekibin Los Angeles şehri için yaptığı yeni bir araştırmanın (2) ilgi çeken sonuçlarına değineceğim.</p>
<p>Yapay zekâ teknikleri konusunda fazla bilgi verecek bir meslek erbabı değilim. Bu konuya ilgi duyuyorum (3), hatta bu konuda bir YZ grubu ile temasım da oldu (4) ama haddimi aşmayayım. Yerbilimlerinin dalları olan <strong>jeofizik</strong> (yerfiziği) ve <strong>deprembilim</strong> (sismoloji) benim uzmanlık alanım. <a href="https://emsal.com/17-agustos-1999-depreminden-aldigimiz-derslerin-odevlerini-yaptik-mi/" rel="dofollow"><strong>Deprem</strong></a> gündeme gelince, çok kimse, <em>“şu depremi önceden bilsek de deprem olmadan önce evden kaçıp kurtulsak”</em> diye düşünüyor. Ayrıca,<em> “<strong>depremi önceden bilme</strong> (prediction)”</em> ile <em>“<strong>erken uyarı</strong> (early warning)”</em> birbirine karıştırılan iki ayrı olgu. Erken uyarı, bir deprem oluştuktan sonra, en kısa sürede, deprem dalgaları insanlara ulaşmadan önce bildirmektir. Depremi önceden bilmek ise, insanları deprem olmadan önce uyarmaktır.</p>
<p>Depremi önceden bilmek konusunda çok sayıda araştırma var ama o noktaya varamadık. Erken uyarı ise depremlerin yakın olduğu yerleşimler için çok etkin değil. Depremi önceden bilmek demek; depremin yerini, büyüklüğünü, zamanını (gün ve saat) kesine yakın saptamak oluyor. Ancak, bu düzeyde bir önceden bilmeye dair bir deprembilim yöntemi hâlen yok. Neleri biliyoruz? Depremin en tehlikeli olduğu alanları, diri fayların yerlerini, yüzlerce yıl öncesi yaşanan deprem olaylarını, içerisinde yaşadığımız yapıların ve onun altındaki zeminin durumunu, depremlerden sonra şehirlerin ne duruma geldiğini, neleri kaybettiklerimizi ve benzeri şeyleri biliyoruz. Aslında, deprem sırasında bulunduğumuz mekânın yıkılmayacağını bilsek ve emin olsak, sarsılırız ve korkarız ama yıkılmayız, hayatları kaybetmeyiz. Ancak her büyük depremde, büyüyen şehirlerde kayıplarımızın daha da arttığını görüyoruz.</p>
<p>Deprem kayıplarını azaltma konusunda istenen başarıya ulaşamadığımız için “depremi önceden bilme” arayışı giderek artıyor<em>.</em> Kaliforniya eyaleti de büyük diri fayların hareket edip, sürekli deprem ürettiği bir yer. Tarihinde önemli deprem kayıpları vermiş ve giderek büyüyen şehirleri var. Büyüyen şehirler depreme hazır ve dayanıklı değilse kayıplar da artar. O nedenle YZ teknikleri, halkın bu ihtiyacına çözüm bulmak için uğraşıyor şimdilerde. Araştırmacılar, basına yansıyan araştırmalarına ait makalenin özetinde şunu yazmışlar:</p>
<blockquote><p>“<em>Öne çıkan başarımız, Random Forest (5) makine öğrenmesi modeliyle birlikte uygulandığında, önümüzdeki 30 gün içindeki en büyük deprem düzeyini önceden bilmede yüksek doğruluk sağlayan bir yöntem oluşturmamızdır”.</em></p></blockquote>
<h2><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-19783 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-scaled.webp" alt="yapay zeka" width="2560" height="1440" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-scaled.webp 2560w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-300x169.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-1024x576.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-768x432.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-1536x864.webp 1536w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-2048x1152.webp 2048w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-750x422.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/11/yapay-zeka-1140x641.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" />Depremi Önceden Bilmek İçin Yapay Zekâ Ne Yapar?</h2>
<p>Yapay zekâ algoritmasında öğrenen makineye, araştırma yaptığınız alanda bildiğiniz ve bulduğunuz bütün bilgileri yüklersiniz. Deprem için bütün jeofizik, sismolojik, jeolojik, jeoteknik, jeodezik, jeomorfolojik, coğrafik bilgilerini yapay zekâ algoritmasına tanıtırsınız. Ayrıca bilgisayarınıza (makine) bölgenin mevcut deprem oluş tarihlerini, büyüklüklerini, derinliklerini, artçı ve öncü deprem bilgilerini, yeraltı ve üstü dağılım örüntülerini, daha önce yapılmış deprem istatistiklerini vb. öğretirsiniz. <strong>Yapay zekâ algoritması</strong> ne kadar çok öğrenirse, bütün olgular ve olaylar arasındaki ilişkileri kurmada o kadar başarılı olur. Her yeni veri üretildiğinde, bu verileri de öğretmeniz gerekir. Bu çok katmanlı veriler arasında sinir ağları algoritmaları, çok farklı ilişkileri araştırırlar. O kadar ki, bizim kullandığımız tüm veri katmanları arasında oluşan ama göremediğimiz, algılayamadığımız bir ilişkiyi bulabilirler.</p>
<p>Bunun sonunda; makine öğrenimi, derin öğrenme ile bunu izleyen, algılayan, akılda tutan ve duruma göre uyum sağlayan yapay zekâ, inceleme yapılan bir alanda (bölge, şehir vb.) “gelecek şu kadar gün içerisinde, şu büyüklükte bir deprem olabilir” kararını verecek. Cemil Emre Yavaş’ın bulunduğu Georgia Üniversitesi ekibi; Los Angeles ve çevresindeki depremlerle ilgili olan, yukarıda sıraladığımız türden tüm bilgileri “<strong>Random Forest</strong>” adlı YZ yöntemine tanıtmışlar. Bulgularını elde ettikleri tarih itibarıyla 30 gün içerisinde, %97’ye varan olasılıkla, Kaliforniya’da bir depremin olma ihtimalini “önceden bilme” eşiğine gelmişler.</p>
<p>Neden 30 günlük bir zaman dilimi seçmiş olduklarını ise şöyle açıklıyorlar:</p>
<blockquote><p>“30 günlük bir tahmin periyodunun seçilmesine, yoğun nüfuslu kentsel alanlarda hazırlık için uyarılara yetecek zamanın stratejik olarak en uygun olduğu düşünülerek verildi. Mevcut birçok çalışma 7 gün gibi daha kısa tahmin periyotlarına odaklanırken, biz afet yönetimi ve kamu güvenliği bağlamında önemli faydalar sağlayabilecek daha uzun bir zaman dilimini araştırmayı amaçladık”.</p></blockquote>
<p>Araştırmacıların başarılarının devamını diliyorum. Umarım bu başarı, Türkiye’deki deprembilim çalışmalarına katkı sağlar. Bu tür araştırmalar sürecek ama depremler karşısında dayanıklılığımızı artıran, güvenli, yaşanabilir mekânlar oluşturmak ve depremi en az can kaybı &#8211; ekonomik yıkımla atlatmak için deprem risklerini azaltan, çağdaş bir yönetim düzenini de yapay zekâ ürünlerini beklerken kurmak zorundayız.</p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<ol>
<li><a href="https://teknofesor.com/category/yapay-zeka/">https://teknofesor.com/category/yapay-zeka/</a></li>
<li><a href="https://www.nature.com/articles/s41598-024-76483-x">https://www.nature.com/articles/s41598-024-76483-x</a></li>
<li><a href="https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2022/03/01/deprem-icin-erken-uyari-ve-yapay-zeka-uygulamalari/">https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2022/03/01/deprem-icin-erken-uyari-ve-yapay-zeka-uygulamalari/</a></li>
<li><a href="https://rsa.kodland.org/hackathon">https://rsa.kodland.org/hackathon</a></li>
<li><a href="https://medium.com/machine-learning-t%C3%BCrkiye/yapay-%C3%B6%C4%9Frenme-rastgele-orman-e8debdc886e7">https://medium.com/machine-learning-t%C3%BCrkiye/yapay-%C3%B6%C4%9Frenme-rastgele-orman-e8debdc886e7</a></li>
</ol>
<p>The post <a href="https://emsal.com/yapay-zeka-ile-depremleri-onceden-bilmek-mumkun-mu/">Yapay Zekâ ile Depremleri Önceden Bilmek Mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>17 Ağustos 1999 Depreminden Aldığımız Derslerin Ödevlerini Yaptık mı?</title>
		<link>https://emsal.com/17-agustos-1999-depreminden-aldigimiz-derslerin-odevlerini-yaptik-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Eyidoğan (Prof. Dr.)]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Aug 2024 06:40:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Mevzuat]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Tasarımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://emsal.com/?p=18899</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hemen hemen her gün haberlerde okursunuz; baş köşede bir başlık, “korkutan deprem”. Google aramasında 4 milyondan fazla kez yer almış. Bu korkutan deprem büyüklüğü 3.5’e kadar inmiş meğerse. Bu küçük [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/17-agustos-1999-depreminden-aldigimiz-derslerin-odevlerini-yaptik-mi/">17 Ağustos 1999 Depreminden Aldığımız Derslerin Ödevlerini Yaptık mı?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen hemen her gün haberlerde okursunuz; baş köşede bir başlık, “korkutan deprem”. Google aramasında 4 milyondan fazla kez yer almış. Bu korkutan deprem büyüklüğü 3.5’e kadar inmiş meğerse. Bu küçük <a href="https://emsal.com/6-subat-depremlerinde-en-cok-hasar-neden-hatayda-oldu/" rel="dofollow"><strong>deprem</strong></a> kimi korkuttu, nasıl korkuttu belli değil. <strong>Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü</strong>’nün (<strong><a href="http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/2/wp-content/uploads/2023/01/2022.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">KRDAE</a></strong>) kayıtlarına bakarsanız 2022 yılında büyüklüğü 3.0 &#8211; 3.9 arasında 1.080 deprem olmuş. Aynı yıl, büyüklüğü 4.0 &#8211; 4.9 arasındaki deprem sayısı ise 151. Yani, her gün bir deprem haberi yapabileceğimiz bir coğrafyada yaşıyoruz.</p>
<p>Google’a göre diğer fenomen haber başlıklarının yer alma sayıları şöyle: “depremi bildi” + 17 milyon, “bugün deprem olacak mı?” + 16 milyon, “deprem geliyor” + 15 milyon, “deprem uzmanı” haberi ise + 6 milyon kez yer almış. “Yarın deprem olacak mı?” + 2 milyon, “neden yıkıldık” + 2 milyon, “yapı denetim sorunları” + 900 bin, “deprem kapıya dayandı” + 300 bin. “Depremi tetikler mi?” ise daha az, + 60 bin civarında ve bundan pek fenomen haberi olmaz.</p>
<p>Havaya dikkatle bakacaksın, istihareye yatacaksın ve “bu ay deprem olacak mı?” veya “deprem geliyor mu?” sorularına inandırıcı yanıt vereceksin. Depremlerde yıkılma ve can kaybı sorunlarımızı böyle çözebilir miyiz? Elbette hayır.</p>
<h2><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-18906 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1.webp" alt="deprembilim" width="1500" height="1000" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1.webp 1500w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1-300x200.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1-1024x683.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1-768x512.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1-750x500.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprembilim-1-1140x760.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" />Depremler Önceden Bilinebilir mi?</h2>
<p><strong>Deprembilim</strong>de (<strong>sismoloji</strong>) depremleri önceden haber verebilme yöntemi keşfedilemedi. Depremin yerini, büyüklüğünü, tarihini ve saatini önceden bilemiyoruz. Olanları kaydediyoruz, inceliyoruz, zaman ve yerkabuğu içerisinde davranış özelliklerini araştırıyoruz. Her geçen gün depremlerin nasıl oluştukları konusunda bilgimiz daha da artıyor. Türkiye ve yakın çevresinde 1900 &#8211; 2023 yılları arasında büyüklüğü 4.0 ve daha fazla olan 11 bin civarında deprem olmuş (KRDAE, <strong><a href="https://deprem.afad.gov.tr/home-page" target="_blank" rel="nofollow noopener">AFAD</a></strong>). Daha küçük depremleri söylemiyorum. Onlar kat kat daha fazla.</p>
<p>Yüzlerce yıldır kaydedilen depremlerden, istatistik ve ihtimaller hesaplarına göre deprem tehlikesi tahminleri yapılıyor. Örneğin, <strong>Türkiye Deprem Tehlike Haritası</strong> bu amaçla hazırlanmıştır ve bulunduğunuz konumda karşılaşabileceğiniz en büyük yer hareketinin değerini verir (<a href="https://www.afad.gov.tr/turkiye-deprem-tehlike-haritasi" target="_blank" rel="nofollow noopener">TDTH, 2018</a>). Bu değere ve zemin özelliklerine göre <strong>bina inşaatı</strong> tasarlanır ve bina yapılır.</p>
<h2>Binalar Depremde Neden Çöküyor?</h2>
<p>Deprem risklerini azaltan<a href="https://emsal.com/imar-plani-degisikliklerinde-deger-artisi-kaosu/" rel="dofollow"> <strong>imar</strong></a> planlarına (sakınım planı) göre planlanmamış, nüfusu ve <strong>depreme dayanıksız bina</strong> sayısı hızla artarak büyüyen şehirlerimiz risk havuzlarına dönüştü. Kentlerimiz, başta deprem olmak üzere doğa ve insan kaynaklı tehlikelerin<strong> afet</strong>lere dönüşeceği mekânlar durumuna geliyor.</p>
<p>Eskiden köylerde kerpiç yapılar yıkılıyordu, şimdilerde betonlaşmış kentlerimiz yıkılıyor. 1940’lardan bu yana sekiz kez <strong>deprem yönetmeliği</strong> çıkardık. Ancak depreme dayanıklı bina inşaat kuralları belirlenmiş olmakla birlikte denetimsizlikten, yer seçimi ve inşaat hatalarından dolayı yine yıkıldık.</p>
<p>Şehirleşme sürecinde doğa tehlikelerinden sakınan ve koruyan, bütüncül bir planlama yapılmadan şehirlerdeki sorunlu <strong>arazi</strong>ler, dere yatakları, tarım alanları, yeşil alanlar inşaata açıldı. Yatayda yayılırken binalar giderek daha da sıklaşmaya ve yükselmeye başladı.</p>
<p>Yönetmeliklere uyulmadan, yeteri kadar denetim yapılmadan oluşan yapı sayısı ve dolayısıyla nüfus arttı. Her kuvvetli depremde, yağmurun selinde can ve mal kayıplarımız da artmayı sürdürdü. Bugün gelinen noktada birinci ve ikinci derece <strong>deprem tehlikeli bölgeler</strong>deki aşırı nüfus ve varlık yığılması, büyük üretim ve ekonomik ilişkiler kapasitesi, altyapı ve donanım yetersizlikleri, afet sonrasına kilitlenmiş yönetim anlayışı, risk azaltma planına dayanmayan imar uygulamaları, denetimsizlik ve liyakatsizlik deprem kayıplarının artmasına neden oldu.</p>
<h2><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-18904 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik.webp" alt="jeofizik" width="1500" height="1000" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik.webp 1500w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik-300x200.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik-1024x683.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik-768x512.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik-750x500.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/jeofizik-1140x760.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" />Deprem Yönetmeliğini Değiştirmek Çözüm Olur mu?</h2>
<p><strong>17 Ağustos 1999 depremi</strong> sonrası yapılan incelemelerde tespit edilen inşaat hatalarını gidermek için yeni yasal düzenlemeler yapıldı. 2001‘de <strong>Yapı Denetim ve Doğal Afet Sigortası Kurumu</strong> (<strong>DASK</strong>) yasaları çıkarıldı. İmar mevzuatında bazı düzenlemeler yapıldı, 2004’te deprem şurası düzenlendi. 2007’de deprem yönetmeliği revize edildi. 2012’de <a href="https://emsal.com/yeni-kentsel-donusum-yasasinda-ruhsat-sureci/" rel="dofollow"><strong>kentsel dönüşüm yasası</strong> </a>çıkarıldı. Hazır ve kaliteli beton kullanımı zorunlu kılındı. 2019’da yeni deprem yönetmeliği yayınlandı.</p>
<p>23 Ekim 2011’de Van, 24 Ocak 2020’de Elazığ ve Malatya yıkıldı. 30 Ekim 2020’de 70 kilometre uzakta 7.0 büyüklüğündeki Sisam Adası depreminde İzmir yıkıldı. Sisam Adası’ndaki depreme “İzmir depremi” dediler! “Zemin kötüydü o yüzden” denildi. 2000 yılı öncesi eski yönetmeliğe göre yapılmış binalara, “onlar eski yönetmeliğe göre yapılmıştı, o nedenle yıkıldı” denildi. Hatta “mücbir sebep” veya “takdiri ilahi” denildi. Kentsel dönüşümle daha iyisinin yapılacağı söylendi.</p>
<p><strong>6 Şubat 2023 yılında Kahramanmaraş depremi</strong>yle yine yıkıldık. O gün sabaha karşı 04:17’de bir dakika içerisinde 817 bin konut ve işyerinin çeşitli derecelerde hasar almasına, 97 bin konutun tümüyle çökmesine neden olan inşaat hatalarının; 1999’da, 2011’de ve 2020’deki depremlerdeki sonuçlara benzer olması bize ne anlatıyor? Biz neden çok sayıda can kaybı yaratan toptan göçen binalar yapıyoruz?</p>
<p><a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">Resmi sayılara göre</a>; Elazığ’dan Hatay’a kadar olan bölgede, sabaha karşı herkes uykudayken 97 bin konut yıkıldı, 421 bin hane ağır hasar aldı. Can kaybı sayısı 53 bin 537 olarak belirlendi. 8 bin 500 can kaybı da Suriye’de vardı, onları bizim sayılara katmadık. Gaip, yitiklerin sayısını bilmiyoruz. Gece 04:17’de 97 bin hane yıkıldı ve can kaybı 53 bin 537 olarak açıklandı.</p>
<p>Neden kayıplarımızı azaltan etkin bir afet yönetim düzeni kuramıyoruz? Neden binalarımızı, mahallelerimizi, şehirlerimizi sellere ve depremlere dayanıklı duruma getiremiyoruz? Bu ulusal sorunu çözmemiz gerekiyor. Her afetten sonra onlarca resmî / özel raporlar yazılıyor, paneller / sempozyumlar yapılıyor, stratejiler ve eylem planları belirliyoruz. Ama yine yıkılıyoruz.</p>
<p>1960 yılından bugüne kadar 11 kez <strong>TBMM Deprem Araştırma Komisyonu</strong> kuruldu, ilgili herkes görüşünü, önerilerini bildirdi ve raporlar yayınlandı. Bütün hatalar tespit ediliyor, çözüm önerileri sunuluyor. Ama depremler ve seller karşısında büyük kayıplara uğramaktan kurtulamıyoruz. Risk yönetimini yapamıyor, kayıpları azaltamıyor ve dolayısıyla dayanıklı yerleşimler geliştiremiyoruz. Sürekli göç alan şehirleri planlamada ve kurallarına uygun inşaat üretiminde sorunlar sürüyor.</p>
<p>17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi sonrası 1998 Deprem Yönetmeliği değiştirildi. 2000 yılında Ulusal Deprem Konseyi kuruldu, hükûmet, “Deprem Konseyi işe yaramaz” dedi ve 2006’da kapattı. 2007’de deprem yönetmeliğinde değişiklikler yapıldı. <strong>Deprem vergisi</strong> konuldu, onlarca milyar TL toplandı.</p>
<p>Yapı denetim, DASK, AFAD ve Kentsel Dönüşüm Yasası çıkarıldı. <strong>İmar Yasası</strong>’nda bazı değişiklikler yapıldı. Hazır çimento sistemi kuruldu. TSE standartları yenilendi. Deprem Şurası ve Şehircilik Şurası yapıldı. KENTGES raporları yazıldı. DPT kapatıldı ve yeni bakanlıklar kuruldu. Üniversitelerdeki bilim insanlarının, TMMOB’un yaşanabilir ve afet güvenli şehircilik için politika önerileri görmezden gelindi. Riskleri azaltan imar planları, mekânsal planlar yapılamadı. En kötü zeminli alanlar bile imara açıldı.</p>
<p>Türkiye’de; birkaç yüz bin müteahhit, iki yüze yakın üniversite, bin yıllık deprem tarihi, imar mevzuatı, deprem yönetmeliği, yapı denetim kanunu, deprem diri fay haritası, deprem tehlike haritası, parlamento, bakanlıklar, valilikler, AFAD, belediyeler, kaymakamlıklar, Kızılay, STK’lar ve 12 yıllık Kentsel Dönüşüm Kanunu var. Deprem Şurası, Şehircilik Şurası, KENTGES raporları, DPT raporları ve üniversite raporları var.</p>
<p>Ama bir şey eksik kalmıştı… Afet risklerini azaltmaya odaklanmış bütünleşik bir afet yönetim ve yönetişim düzeni, planlama düzeni kurulamadı, yerelde örgütlenme gelişmedi, yerel &#8211; merkezi yönetim iş birlikleri arzulanan düzeyde gerçekleşmedi. Şehircilik bilimi görmezden gelindi. Başta deprem olmak üzere afetlere dayanıklı, yaşanabilir, çevre ve iklim dostu planlı şehircilik gerçekleştirilemedi. Dayanıklı yapı üretiminde yetkinlik ve liyakat umursanmadı. Meslek etiği zayıfladı.</p>
<p>Geçen gün bir panelde “1999 depremlerinden sonra 25 yıl geçmiş, çeyrek asırdır ne yapmadık ya da neyimiz yoktu da hâlâ yıkılıyoruz?” dedim. Değerli bir inşaat ve deprem mühendisi hocamız yanıt verdi; “ahlâkımız eksik”.</p>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ortaya koyduğu acı ve ağır sonuçlar, bir deprem ülkesinde afet öncesi, anı ve sonrası kayıpları azaltacak düzeni kuramadığımızın en ağır ve de unutulmayacak bir örneğidir. 17 Ağustos 1999 “milat” olmuştu. 6 Şubat 2023 “asrın felaketi” oldu. Ya bundan sonrakiler?</p>
<h2>&#8220;Deprem Bölgesine Yapılan Yeni Konutlar Ne Kadar Sağlam?&#8221;</h2>
<p>Bugünlerde deprem bölgesinde on binlerce konut yapılacağı duyuruluyor. Yapı üretim ve denetim işlerindeki sorunlar, bizi yıkan sorunlar çözülmeden yeni yapılanların sağlamlığı konusunda garanti nedir ve bu garantiyi kim verir?</p>
<p>İçişleri Bakanı Yardımcısı Sayın Münir Karaloğlu,<em> “</em><strong>Marmara Depremi</strong> yaşandığında ülkede deprem yönetmeliğinin bulunmadığını<em>” </em>dile getirerek<em>, &#8220;</em>Bu çok acıdır. 17 Ağustos depreminden sonra deprem yönetmelikleri yayınlandı. Yenilenerek geldi. Şu anda biz yeterli görmüyoruz. Deprem yönetmeliğinde yeni ilaveler yapmak üzere çalışmaları tamamladık” ifadelerini kullandı. Halbuki, 1940 yılından bugüne kadar Türkiye Deprem Yönetmeliği, en sonuncusu 2019 yılında olmak üzere sekiz kez değiştirildi. Deprem yönetmeliğimiz var ama yıkılma ve can kayıplarına neden olan deprem hasarlarında sorumluyu bulmada büyük zorluk var.</p>
<p><strong>Türkiye Deprem Yönetmeliği</strong>’nin yetkin bir mühendis tarafından uygulanması ve inşaatın zemininin, malzemesinin, işçiliğinin yine yetkin bir mühendis tarafından denetlenmesi durumunda, yapıların büyük depremlerde hasar alsa bile yıkılmaması ve çökmemesi gerektiğini, dolayısıyla ölümcül olmayacağını söylüyor inşaat mühendisliği hocaları.</p>
<p>Sayın Münir Karaloğlu, “Yaptığımız binaları, konutları, iş yerlerini depreme daha dayanıklı hâle getirebilmek için yeni kriterler koyacağız. Bu, 6 Şubat depreminden çıkardığımız ders olarak yeni yönetmeliğe ilave edeceğimiz, yeni uygulamalar olacak&#8221; derken, son 25 yıldan bu yana 17 Ağustos 1999, 12 Kasım 1999, 23 Ekim 2011, 20 Ocak 2020 ve 30 Ekim 2020 yılındaki büyük depremlerden çıkarılan derslerin sonuçsuz kaldığını göz önüne almamız gerekiyor.</p>
<p>AFAD Başkanı Sayın Oktay Memiş’in &#8220;Nüfusumuzla orantılandığında dünyada en fazla arama kurtarma ekibine sahip ülke olacağız çok yakın bir sürede ama asıl yapmamız gereken, sağlam zemine sağlam binaları yapmak zorundayız. İyileştirme çalışmaları olarak da dünyanın en büyük afet sonrası iyileştirme operasyonu yapan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti var” şeklinde bir açıklaması var. Bu açıklamayı, afet risklerinin azaltılmasına yönelik geçmişte yeterince kaynak ayrılmadığı için şu an gereğinden fazla harcama yapıldığı şeklinde yorumluyorum.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi için “milat” tanımı kullanıldığı için “asrın depremi” adı verilen 6 Şubat 2023 depremi sonrası yayınlanan <a href="https://www.sbb.gov.tr/wp-content/uploads/2023/03/2023-Kahramanmaras-ve-Hatay-Depremleri-Raporu.pdf">resmi raporda</a>; bölgedeki 11 ilde toplam 2 milyon 618 bin 697 binadan, tespit yapılamayan 147 bin 895 bina (296 bin 508 bağımsız birim) hariç ağır hasar + yıkık + acil yıkılacak 232 bin 632 bina (651 bin 416 bağımsız birim) belirlendi.</p>
<p>Evet, deprem büyüktü, iki büyük deprem arka arkaya oldu, 2000 yılı sonrası yapılmış binalar daha az yıkıldı. Ancak 2000 öncesi deprem yönetmelikleri o dönemde yapılan yapıların ölümcül şekilde hasar almalarına ve yıkılmalarına gerekçe olabilir mi?</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bir sertifika töreninde konuşan Mahalle Afet Gönüllüleri Başkanı, yüzbinlerle ifade edilen bina enkazının her birine yüzbinlerce arama  &#8211; kurtarma ekibi konuşlandıracak bir strateji olmadığını söyledi ve “keşke yıkılmasak da bize daha az ihtiyaç olsa” dedi.</p>
<h2><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-18905 size-full" src="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1.webp" alt="deprem" width="1500" height="1001" srcset="https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1.webp 1500w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1-300x200.webp 300w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1-1024x683.webp 1024w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1-768x513.webp 768w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1-750x501.webp 750w, https://emsal.com/wp-content/uploads/2024/08/deprem-1-1140x761.webp 1140w" sizes="auto, (max-width: 1500px) 100vw, 1500px" />&#8220;Türkiye Bir Deprem Afeti Sarmalına Girdi&#8221;</h2>
<p>Deprem kaynaklı kayıp risklerini azaltma hızımız yavaş olunca, arka arkaya gelen depremler bizi hazırlıksız, önlemsiz ve dayanıksız yakalıyor. Yıkılıyoruz, yeniden inşa ediyoruz; yıkılıyoruz, yeniden inşa ediyoruz. Bu bir afet sarmalıdır. Türkiye bir deprem afeti sarmalına girmiştir ve artık bu sarmaldan çıkmanın bir yolunu bulmak zorundadır.</p>
<p>Her depremden sonra yayınlanan onlarca resmî ve özel kurum raporları yanı sıra, üniversite raporlarında sorunlar saptanıyor, çözüm önerileri sunuluyor. Ancak “deprem olacak mı olmayacak mı?”, “fay nereden geçiyor?” söyleşileri dışında “neden yıkıldığımıza dair tespitler ve çözüm önerilerini” televizyonlardaki tartışmalarda göremiyoruz. Her büyük depremden sonra yıkılan ve altında insanların can verdiği binaların yıkılma nedenlerine ve çözüm yollarına dair tartışmalarını niçin göremiyoruz, duyamıyoruz?</p>
<p>Acaba haberciler; jeologlar ve jeofizikçilerin yanı sıra yapı müteahhitlerini, inşaat mühendislerini, mimarları, şehir plancılarını, kent yöneticilerini, yapı denetimcilerini, hazır betoncuları, ustaları ve kalfaları bu yıkılma sorunlarını tartışmak, halkı bilgilendirmek ve aydınlatmak için televizyonlara çağırıyorlar ama onlar mı gelmiyor? Yoksa geliyorlar da ben mi görmüyorum?</p>
<p>The post <a href="https://emsal.com/17-agustos-1999-depreminden-aldigimiz-derslerin-odevlerini-yaptik-mi/">17 Ağustos 1999 Depreminden Aldığımız Derslerin Ödevlerini Yaptık mı?</a> appeared first on <a href="https://emsal.com">EMSAL.COM</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
