İçindekiler
Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici ile konut sektörüne dair satış, üretim ve arsa maliyetleri üzerine konuştuk.
Konut üretiminin ihtiyacın gerisinde kalmasındaki kritik noktanın arsa maliyeti olduğunu söyleyen Çekici, “Kamu arsalarının erişilebilir konut üretimi için devreye alınması maliyet dengesini sağlamlaştıracaktır. Kamu – özel iş birliği modeli, arsa payını daha makul seviyelere taşıyabilir. Planlı arsa geliştirme ve uzun vadeli bir konut politikasına ihtiyaç var. Uzun vadeli bir politika, üretim ölçeğimizi büyüterek daha erişilebilir projelerin hayata geçmesini de sağlayacaktır” diyor.
Sıfır Konut Stoku Sorununa GYODER Çözümü
Mevcut satış hızının devam etmesi hâlinde piyasadaki sıfır konut stokunun kısa sürede tükenebileceğini ifade ediyorsunuz. GYODER olarak konuyla ilgili çözüm öneriniz nedir?
Mevcut satış temposu özellikle büyük şehirlerde talebin güçlü ve süreklilik arz eden bir yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. Bazı segmentlerde sıfır stokların hızla azalması, konut ihtiyacının canlılığını net biçimde gösteriyor. Bu tablo, üretimin bu talep hızına planlı ve düzenli biçimde cevap vermesini gerektiğini de anlatıyor. Gayrimenkul sektörü uzun vadeli bir planlama alanı; arsa geliştirme süreci, finansman yapısı ve üretim takvimi birlikte ele alındığında arzın sürekliliği sağlıklı biçimde koruyabiliriz.
GYODER olarak sunduğumuz çözümün temelinde, üretimin finansman altyapısını güçlendirmek ve maliyet dengesini daha sürdürülebilir bir zemine taşımak var. Üretici finansmanının sermaye piyasaları üzerinden çeşitlenmesini, fon bazlı üretim modellerinin yaygınlaşmasını ve kurumsal yatırımın sektöre daha güçlü şekilde entegre edilmesini öncelikli görüyoruz. Dünyada konut üretimi banka kredileri, emeklilik fonları ve yatırım fonları gibi uzun vadeli kaynakların birlikte oluşturduğu bir finansman yapısıyla ilerliyor. Bu yapı üretimin daha planlı ve düzenli şekilde devam etmesini destekliyor. Türkiye’de de benzer bir finansman altyapısının güçlenmesinin arzın sürekliliğine katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Bunun yanında kamu arsalarının erişilebilir konut üretimi amacıyla planlı biçimde değerlendirilmesi, arsa maliyetinin dengelenmesine ve üretimin daha geniş kesimlere ulaşmasına imkân tanıyabilir. Finansman çeşitliliği ve arsa politikasının birlikte ele alındığı bir modelin piyasada daha güçlü bir denge oluşturacağı kanaatindeyiz.
Konut Üretimi Neden Yetersiz?
Günümüzde konut üretimi neden talebin gerisinde kalıyor? Bu anlamda en kritik kırılma noktası nedir?
Türkiye’de konut talebi güçlü ve süreklilik gösteren bir yapıya sahip. Artan hane sayısı, genç nüfus ve şehirleşme talebi canlı tutuyor. Üretim tarafında ise maliyet yapısı belirleyici oluyor. Özellikle arsa maliyetinin toplam proje maliyeti içindeki payı yüksek seviyelerde seyrettiğinde fiyat dengesi daha hassas bir zeminde oluşuyor. Bu durum üretim planlamasının kapsamını ve hızını doğrudan etkiliyor.
GYODER olarak bu tabloda en kritik kırılma noktasının arsa maliyeti olduğunu düşünüyoruz. Arsanın proje içindeki payı dengeli seviyelere geldiğinde üretim daha geniş kesimlere hitap edebilir ve erişilebilir konut üretimi güçlenir. Türkiye’de sektörün teknik kapasitesi ve üretim deneyimi güçlü; uygun maliyet zemini oluştuğunda arz tarafı daha hızlı devreye girer. Bu nedenle arsa başlığında sağlanacak yapısal bir denge, talep ile üretim arasındaki mesafeyi doğal biçimde kapatacaktır.
Arsa Maliyetlerini Düşürmek İçin Neler Yapılabilir?
Gelişmiş ülkelerde arsa maliyetinin ortalama %20 seviyelerinde kalabildiğini söylüyorsunuz. Türkiye’de bu oranı aşağı çekmek için hangi yapısal reformlara ihtiyaç var?
Gelişmiş ülkelerde arsa maliyeti, uzun vadeli planlama yaklaşımı ile dengeli seviyelerde tutulabiliyor. Kamu, konut üretimine ayrılan bölgeleri önceden planlıyor ve altyapısıyla birlikte geliştirilmiş şekilde piyasaya sunuyor. Arsa arzı belli bir program çerçevesinde ilerlemekte. Bazı modellerde kamu, arsayı projeye ortak ediyor ya da uzun vadeli kullanım hakkı da tanıyor. Bu yaklaşım arsa maliyetini proje içinde makul seviyede tutarak daha erişilebilir konut üretimine zemin hazırlıyor.
Türkiye’de de bu yaklaşımın mevcut üretim kapasitesini daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Kamu arsalarının erişilebilir konut üretimi amacıyla planlı biçimde devreye alınması maliyet dengesini sağlamlaştıracaktır. Kamu – özel iş birliği modeli, arsa payını daha makul seviyelere taşıyabilir. Planlı arsa geliştirme ve uzun vadeli bir konut politikasına ihtiyaç var. Uzun vadeli bir politika, üretim ölçeğimizi büyüterek daha erişilebilir projelerin hayata geçmesini de sağlayacaktır. Bu çerçevenin konut üretiminde daha kapsayıcı bir dönemi de destekleyeceğine inanıyoruz.

2025’te Konut Satışlarındaki Yükseliş Nasıl Açıklanabilir? Konut Neden Güvenli Liman?
Yüksek faiz ortamına rağmen 2025’te rekor kıran konut satışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Konutun “güvenli liman” olarak görülmesinin arkasında demografik ve sosyolojik hangi dinamikler var?
2025 verileri, konut talebinin güçlü ve yapısal bir zemine dayandığını net biçimde ortaya koydu. Satış hacminin yıl genelinde yüksek seyretmesi, piyasada canlı bir talep tabanı olduğunu gösteriyor. Faiz oranları önemli bir parametre; ancak piyasanın yönünü belirleyen asıl unsur erişilebilirlik ve finansman yapısının genişliği. Banka kredili satış oranlarındaki değişim de finansman modelinin çeşitlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu tablo, talebin farklı finansman kanallarıyla da desteklenebileceğini ortaya koyuyor.
Türkiye’de konut talebinin arkasında güçlü bir toplumsal refleks var. Halkımız için ev sahibi olmak yalnızca bir yatırım tercihi değil, aynı zamanda bir güven duygusu. Aileler için mülkiyet gelecek planlamasının önemli bir parçası. Kiradan çıkma isteği ve birikimi somut bir varlıkta değerlendirme eğilimi oldukça güçlü. Konutun fiziki ve kalıcı bir değer sunması da bu tercihi destekliyor. Bu kültürel yaklaşım, konutu Türkiye’de her zaman güvenle tercih edilen bir alan hâline getiriyor.
2026’da Konut Satışları Nasıl Seyreder?
2026’da konut satışlarında nasıl bir performans bekliyorsunuz, yeni bir satış rekoru öngörünüz var mı?
2025 yılı verileri, konut piyasasının güçlü bir hacmi sürdürebildiğini açık biçimde ortaya koydu. Yıl boyunca satışların yüksek seviyede gerçekleşmesi, talep tabanının canlı kaldığını gösteriyor. Özellikle kredi dışı satışların payının artması, talebin farklı kanallardan da destek bulabildiğini ortaya koydu. Bu tablo, 2026’da da hareketliliğin devam edeceğine işaret ediyor.
Demografik dinamizm ve hane oluşum hızı talebi beslemeye devam ediyor. Finansman araçlarının çeşitlenmesi ve üretim tarafındaki planlı ilerleme satış hacmini daha da güçlendirecektir. Piyasadaki erişilebilirlik koşullarının destekleyici seyretmesi hâlinde yüksek satış seviyelerinin korunması mümkün görünüyor. Bu çerçevede 2026’nın konut piyasasında güçlü performansın sürdüğü bir yıl olacağını öngörüyoruz.

Gayrimenkul Sektöründe Kadın Temsili Nasıl Artar?
Gayrimenkul gibi geleneksel olarak erkek egemen görülen bir sektörde kadın lider olmanın avantajları ve zorlukları hakkında neler söylemek istersiniz? Sektörde kadın temsilini artırmak için nasıl politikalar geliştirilmeli?
Gayrimenkul sektörü büyük yatırımların, teknik uzmanlığın ve sahadaki yoğun emeğin bir araya geldiği güçlü bir alan. Uzun yıllar erkek ağırlıklı bir yapı olarak şekillendi; bugün ise daha kapsayıcı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Kadınların sektörde daha görünür hale gelmesi ve liderlik pozisyonlarında yer alması bu değişimin en somut göstergesi. Bu sektörün çatı kuruluşunda liderlik sorumluluğunu taşımanın benim için özel bir anlamı var. Attığımız her adımın sektörün geleceğini şekillendirdiğinin bilinciyle hareket ediyorum. Gayrimenkulü daha kapsayıcı ve daha ileriye dönük bir anlayışla büyütmek temel önceliklerimden biri.
Bu dönüşümün kalıcı hâle gelmesi için politika tarafında da süreklilik önemli. Eğitim programlarının güçlendirilmesi, teknik alanlarda kadın istihdamını teşvik eden uygulamaların yaygınlaşması ve mentorluk mekanizmalarının kurumsallaşması bu süreci hızlandıracaktır. GYODER olarak kadın temsilini güçlendirmeye yönelik projeleri artırmayı ve sektör paydaşlarıyla kuracağımız iş birlikleriyle bu alanda somut katkı sağlamayı hedefliyoruz. Kadınların daha görünür, daha etkin ve daha fazla söz sahibi olduğu bir yapı, sektörün gelişimini daha da ileri taşıyacaktır.
Bu yıl düzenlenecek GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde hangi konular mercek altına alınacak?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da gayrimenkul sektörünün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturarak ortak aklı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. 20. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’ni 27–28 Nisan tarihlerinde Zorlu PSM’de gerçekleştireceğiz. Zirvemizde finansmandan konuta erişime, istihdamdan kentsel dönüşüme, sürdürülebilirlikten yeni iş ve yatırım modellerine kadar sektörün ana gündem başlıklarını kapsamlı biçimde ele alacağız. Farklı bakış açılarını bir araya getirerek çözüm alanları üretmeyi ve gayrimenkulün geleceğine daha kapsayıcı bir perspektif sunmayı hedefliyoruz.
GYODER olarak zirvemizi sektörün dönüşümüne yön veren güçlü bir düşünce ve çözüm platformu olarak görüyoruz. Bu yıl da sektörün nabzını tutan, kalıcı iş birliklerini destekleyen ve somut adımlara alan açan bir buluşma zemini sunacağız.






