İçindekiler
Apartman yaşamı, beraberinde bazı ortak giderleri de getirmektedir. Bu giderlerin karşılanması amacıyla her daire veya bağımsız bölüm sahibinden aylık aidat toplanır. Apartman ve site aidatları; bina temizliği, güvenlik hizmetleri, asansör bakımı, ortak alan elektriği ve suyu gibi çeşitli masrafları kapsar. Ancak aidatın kim tarafından ödeneceği, ödenmediğinde ne olacağı veya itiraz durumları, çoğu zaman kafa karışıklığı yaratır. Bu yazıda aidatlarla ilgili en çok merak edilen konuları detaylarıyla ele alacağız.
Kat Maliki ile Kiracının Sorumluluk Farkı
Aidat konusunda en çok karıştırılan hususlardan biri, kiracı ile kat maliki (yani daire sahibi) arasındaki yükümlülük farkıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu‘na göre apartman ya da site aidatları esasen kat malikine aittir. Yani dairenin sahibi, ortak giderlerin tamamından yasal olarak sorumludur.
Ancak uygulamada kiracılarla yapılan kira sözleşmeleriyle bu yükümlülüğün bir kısmı kiracıya devredilebilir. Örneğin, kira sözleşmesinde “kiracı aidatları ödeyecektir” maddesi yer alıyorsa, kiracı rutin aidat ödemelerini yapmakla yükümlü hâle gelir. Fakat bu durumda bile, apartman yönetimi borcun tahsili için yalnızca kat malikine başvurabilir. Yani kiracı aidatı ödemezse, yönetim önce daire sahibinden tahsil yoluna gider; malik daha sonra kendi kiracısına rücu eder.
Kiracı genellikle şu giderlerden sorumludur:
- Temizlik
- Ortak alan elektriği
- Bahçe bakımı
- Asansör kullanımı
- Güvenlik hizmetleri
Kat maliki ise şunlardan sorumludur:
- Bina sigortası
- Asansör büyük onarımları
- Dış cephe tadilatı
- Çatı onarımı gibi büyük ölçekli bakım giderleri
Aidat Ödemezsem Ne Olur?
Aidatların düzenli ödenmemesi, apartman veya site yönetimi açısından ciddi bir sorundur. Çünkü aidatlar sayesinde ortak yaşam alanları işler hâlde tutulur. Eğer bir kat maliki ya da kiracı aidat ödemezse, diğer sakinler daha yüksek ödemelerle karşılaşabilir. Bu nedenle aidat borcu yasal yaptırımlara tabidir.
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesi, kat malikinin ortak giderlere katılmak zorunda olduğunu açıkça belirtir. Aidat ödemeyen kişiye karşı, apartman veya site yönetimi tarafından önce yazılı ihtar gönderilir. Borç hâlâ ödenmezse, icra takibi başlatılır. Sonuç alınamazsa, mahkemeye başvurularak tahliye davası dahi açılabilir (kiracı için).
Ayrıca yargı kararlarında, aidat borcu birikmiş kat malikinin, apartman ortak kullanım alanlarından (örneğin havuz, spor salonu) süreli olarak menedilmesi meşru kabul edilebilmektedir.

Geç Ödeme Cezaları ve Hukuki Sonuçlar
Aidatların zamanında ödenmemesi durumunda sadece borç kalemi oluşmaz, aynı zamanda gecikme faizi de devreye girer. Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, aidatını ödemeyen kat malikine aylık %5 gecikme tazminatı uygulanabilir. Bu ceza, topluluğun diğer bireylerini korumak ve zamanında ödeme yapanlara haksızlık oluşmasını engellemek amacıyla uygulanır.
Aidat borcunu geç ödeyen kat maliki ya da kiracı, bu faiz yükünü de ödemekle yükümlüdür. Ayrıca bu tür bir borç, adı geçenin kredi notunu da olumsuz etkileyebilir, çünkü site yönetimi yasal yollarla icra takibi başlattığında bu durum kayıt altına alınır.
Yönetim, gecikmeli ödemeleri yasal yolla tahsil edemezse, sulh hukuk mahkemelerine başvurarak borcun tahsilini talep edebilir. Bu da hem ek masraf doğurur hem de sosyal huzursuzluklara neden olur.
Ortak Giderlere İtiraz Edilebilir mi?
Aidat kalemleri bazen kat maliklerine yüksek ya da gereksiz gelebilir. Bu durumda “Ben bu hizmetten yararlanmıyorum, o hâlde ödemem” gibi bir savunma sıkça duyulur. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, bir kat maliki ortak alanları kullanmasa dahi o alanların bakımına katılmakla yükümlüdür. Yani, dairesinde oturmasa da aidat ödemesi gerekir.
Ancak aidatın tutarına ya da harcama kalemlerine itiraz etme hakkı elbette vardır. Bunun yolu, apartman veya site genel kurul toplantılarına katılmak ve oy kullanmaktır. Eğer giderlerde usulsüzlük olduğu düşünülüyorsa, aidat kararının alındığı toplantının tutanakları incelenebilir, kararın iptali için sulh hukuk mahkemesine başvurulabilir (toplantıdan itibaren 1 ay içinde) ya da denetçi seçilerek harcamalar kontrol ettirilebilir.
Ancak yönetim planına uygun şekilde alınmış ve oy çokluğuyla kabul edilmiş kararlar geçerlidir. Bu nedenle keyfi olarak aidat ödememek, yasal dayanağı olmayan bir itiraz biçimidir.
Özetle, aidat ödemelerinde kimin hangi yükümlülüğe sahip olduğu, yasal hükümlerle net şekilde belirlenmiştir. Kat maliklerinin ve kiracıların bu sorumluluklarını bilmesi hem hukuki süreçlerin hem de toplumsal ilişkilerin sağlıklı işlemesi adına büyük önem taşır. Aidatlara itiraz etmek mümkündür, ancak bunun da belirli bir hukuki zemine dayanması gerekir. En sağlıklı yol ise, şeffaf bir yönetim ve aktif katılım ile toplu yaşam kültürünü desteklemektir.






