İçindekiler
Koruma amaçlı imar planları, sit alanlarında koruma kararlarının mekânsal planlama sistemine aktarılmasını sağlayan özel nitelikli planlardır. Planlama süreci; alanın koruma statüsünün belirlenmesinden araştırma ve analizlere, mülkiyet yapısından koruma – kullanma koşullarına, uzmanlık alanlarından uygulama araçlarına kadar çok katmanlı bir çalışma gerektirir. Doğru bir koruma planlamasının temelinde ise alanı yalnızca parseller veya yapılaşma hakları üzerinden değil, korunması gereken değerleri ve çevresiyle kurduğu ilişkiler üzerinden bütüncül biçimde değerlendirmek bulunur.
Koruma Amaçlı İmar Planı Nedir?
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu‘nda Koruma Amaçlı İmar Planı (KAİP), sit alanlarında etkileşim – geçiş sahası da göz önünde bulundurularak kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunmasını amaçlayan bir planlama aracı olarak tanımlanmaktadır.
Bu tanım, KAİP’in yalnızca yapılaşma koşullarını belirleyen bir imar planı olmadığını açıkça ortaya koyar. Planın; arkeolojik, tarihî, doğal, mimari, demografik, kültürel, sosyo – ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmalarına dayanması öngörülmektedir. Bunun yanında koruma esasları, kullanma şartları, yapılaşma sınırlamaları, açık alan sistemi, ulaşım, altyapı, uygulama etapları ve finansman gibi konular da planlama sisteminin parçalarıdır.
Dolayısıyla plan kararları, plan notları ve açıklama raporu birbirinden bağımsız değil, bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Planlama Sit Sınırıyla Sınırlı Değildir
Koruma amaçlı planların hazırlanmasındaki temel ilkelerden biri bütüncül planlama yaklaşımıdır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği‘nde KAİP’lerin, varsa etkileşim – geçiş sahaları dikkate alınarak sit alanının bütününü kapsayacak biçimde veya uygun görülen etaplar hâlinde ve içinde bulunduğu yerleşmeyle ilişkileri kurularak hazırlanması öngörülmektedir.
Bu yaklaşım özellikle önemlidir. Çünkü ulaşım, siluet, yoğunluk, açık alan sistemi, ekolojik bağlantılar veya çevredeki yapılaşma kararlarının etkisi idari bir sit sınırında sona ermez. Bu nedenle doğru uygulamada koruma alanı çevresinden bağımsız bir planlama adası olarak değil, daha geniş mekânsal sistemin parçası olarak değerlendirilmelidir.

Doğal Sitlerde Koruma Statüsü, Planlamanın Temel Verisidir
Doğal sitlerde planlama açısından öncelikle alanın koruma statüsünün doğru belirlenmesi gerekir. Mevcut sistemde doğal sit alanları; kesin korunacak hassas alan, nitelikli doğal koruma alanı ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı olmak üzere üç temel statü altında ele alınmaktadır.
Kesin korunacak hassas alanlarda koruma hassasiyeti en yüksek düzeydedir ve doğal süreçlerin devamlılığı esastır. Nitelikli doğal koruma alanlarında doğal yapının korunması temel yaklaşım olmakla birlikte, mevzuatın belirlediği koşullarda doğal karakterle uyumlu kullanımlar değerlendirilebilir. Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında ise koruma ilkeleri gözetilerek kontrollü kullanımların planlanması mümkündür.
Buradaki önemli husus, koruma statüsünün tek başına bir yapılaşma hakkı veya yapılaşma yasağı şeklinde okunmamasıdır. Kullanım ve yapılaşma kararlarının; üst ölçekli planlar, diğer koruma statüleri, kurum görüşleri ve alanın doğal özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Doğal Sitlerde Planlama Hangi Verilere Dayanır?
Doğal sit alanlarında hazırlanacak KAİP’lerde hâlihazır harita ve mülkiyet verileri temel girdiler arasındadır. Bunun yanında sit ve diğer koruma sınırları, mevcut arazi kullanımı, yapılaşma durumu, jeolojik – jeoteknik veriler, doğal yapı, bitki örtüsü ve gerekli durumlarda biyolojik çeşitlilik veya bilimsel araştırmalar planlama kararlarına veri oluşturur. Plan tekliflerinde kurum görüşleri ile araştırma, analiz ve sentez çalışmalarının birlikte değerlendirilmesi de sürecin önemli bir parçasıdır.
Burada analiz ile plan kararı arasındaki ilişkinin kurulması esastır. Örneğin biyolojik çeşitlilik araştırmasının plan dosyasında bulunması tek başına yeterli değildir; ortaya koyduğu ekolojik hassasiyetlerin kullanım kararlarına ve plan hükümlerine yansıtılması gerekir.
Müelliflik ve Planlama Ekibi
Koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması aynı zamanda özel bir mesleki organizasyon gerektirir. İlgili yönetmelikte plan müellifi, şehir planlama veya şehir ve bölge planlama eğitimi almış şehir plancıları ile mevzuatta belirtilen koşulları sağlayan ilgili büro ve şirketler üzerinden tanımlanmaktadır. Planlama ekibi ise planın yapımını üstlenen müellif tarafından yönetmelik hükümleri doğrultusunda oluşturulur.
Alanın niteliğine göre farklı uzmanlıkların sürece katılması koruma planlamasının temel özelliklerinden biridir. Kültürel ve arkeolojik sitlerde mimarlık, restorasyon, sanat tarihi ve arkeoloji gibi disiplinler; doğal sitlerde ise peyzaj mimarlığı, biyoloji, ekoloji, çevre, orman, ziraat, jeoloji ve ilgili diğer uzmanlık alanları planlama çalışmalarına veri sağlar. Burada müellifin temel işlevi, farklı disiplinlerden gelen verileri mekânsal senteze dönüştürerek plan kararını oluşturmaktır.
Koruma Kararı Uygulanabilir Olmalıdır
Koruma amaçlı planlamada sonuç yalnızca bir plan paftası değildir. Kullanım kararları, yapılaşma koşulları, koruma hükümleri, ulaşım ve açık alan sistemi ile uygulama esaslarının birbirleriyle tutarlı olması gerekir.
Bu nedenle doğru koruma planlaması; tespit, araştırma, analiz, sentez, plan kararı ve uygulama araçları arasında kesintisiz bir ilişki kurulmasını gerektirir. Koruma Amaçlı İmar Planının teknik niteliği de burada ortaya çıkar: Plan, korunması gereken değeri yalnızca tanımlamakla kalmamalı; bu değerin hangi mekânsal kararlar ve hangi kullanım koşulları altında sürdürülebileceğini uygulanabilir biçimde tarif etmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Koruma amaçlı imar planı nedir?
Koruma amaçlı imar planı; sit alanlarında, alanın etkileşim – geçiş sahasını da dikkate alarak kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilir biçimde korunmasına yönelik kullanım, yapılaşma ve uygulama kararlarını bütüncül olarak belirleyen plandır.
Koruma amaçlı imar planını kim hazırlar?
Plan müellifi şehir plancısıdır. Alanın sit statüsü ve özelliklerine göre mimarlık, arkeoloji, peyzaj mimarlığı, sosyoloji, mühendislik ve ilgili diğer uzmanlık alanlarından oluşan planlama ekibiyle birlikte hazırlanır.
Sit alanında yapılaşma mümkün müdür?
Sit alanında yapılaşma olanağı yalnızca ‘sit’ statüsüne bakılarak belirlenemez. Sit türü ve koruma statüsü ile yürürlükteki koruma amaçlı imar planı, plan hükümleri, kurul veya komisyon kararları ve ilgili özel mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak:
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği; Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik; Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik ve konuya ilişkin güncel akademik çalışmalar esas alınmıştır.





