İçindekiler
GYODER’in düzenlediği bu yılki 20. Gayrimenkul Zirvesi’ne katılırken açıkçası sektörün yine klasik başlıkları konuşacağını düşünüyordum. Ancak özellikle zirvenin ana teması olan “Soruyu Değiştirmek” yaklaşımının, sektörün bugün yaşadığı kırılmayı doğru özetlediğini düşünüyorum. Çünkü bugün artık mesele sadece daha fazla konut üretmek değil.Asıl mesele, üretilen konuta insanların nasıl ulaşacağı ve bu erişimin nasıl finanse edileceği hâline geliyor. Bana göre sektörün uzun süredir en büyük problemi tam da burada başlıyor. GYODER Başkanı Neşecan Çekici’nin konuşmasında özellikle “erişilebilir konut”, “sağlam finansman” ve “güvenli şehirler” vurgusu dikkat çekiciydi. Çünkü artık sektör yalnızca üretimi değil, finansmana erişimi de konuşmak zorunda.
Kentsel Dönüşümde Finansman Problemi Süreci Zorlaştırıyor
Zirvede benim açımdan en dikkat çekici bölümlerden biri ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Ömer Bulut’un yaptığı değerlendirmeler oldu. Özellikle Türkiye genelinde milyonlarca bağımsız birimin kentsel dönüşüm ihtiyacına dikkat çekmesi ve İstanbul için dönüşümün artık ertelenemez noktaya geldiğini vurgulaması oldukça önemliydi.
Açık konuşmak gerekirse bugün kentsel dönüşümün önündeki en büyük meselelerden biri finansman. Çünkü mevcut ekonomik tabloda yalnızca klasik kredi sistemiyle bu dönüşümün sağlıklı şekilde ilerlemesi kolay görünmüyor. Özellikle orta gelir grubunun konuta erişiminde yaşadığı sıkışma artık sektörün ana problemlerinden biri hâline geldi.

Tasarruf Finans Sistemi, Konut ve Taşıt Finansmanında Güçlü Bir Alternatif Hâline Geldi
Tam da bu noktada zirvede ekonomist M. Fatih Keresteci’nin yaptığı sunumda tasarruf finans sisteminin konut finansmanındaki etkisine dikkat çekmesini oldukça değerli buluyorum. Bana göre zirvenin en gerçekçi tespitlerinden biriydi.
Bugün tasarruf finans sistemi artık sadece alternatif bir model değil. Özellikle krediye erişimin zorlaştığı bir dönemde, her ay binlerce insanın konut ve taşıt finansmanına ulaşabildiği aktif bir yapı hâline geldi. Bu nedenle gayrimenkul sektörünün tasarruf finans sistemiyle daha güçlü iş birlikleri geliştirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Uzun süredir farklı yazılarımda da dile getirdiğim bazı başlıkların önümüzdeki dönemde çok daha fazla konuşulacağı kanaatindeyim:
- Arsa tasarruf finansmanı
- İnşaat proje tasarruf finansmanı
- Kentsel dönüşüm tasarruf finansmanı
- Proje gayrimenkul yatırım fonlarıyla entegre modeller
Kentsel Dönüşümde Tasarruf Finans Sistemi Daha Aktif Kullanılmalı
Özellikle kentsel dönüşüm tarafında tasarruf finans sisteminin daha aktif kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu model yalnızca finansman üretmiyor; aynı zamanda tasarrufa dayalı ve tabana yayılan bir yapı sunuyor.
Konut üretiminin sürdürülebilirliği kadar, konuta erişimin sürdürülebilirliği de artık sektörün temel gündemi olmak zorunda. Bu nedenle yalnızca finans kuruluşlarının değil; üreticilerin, sektör temsilcilerinin ve kamu otoritesinin de birlikte hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kanun koyucunun da sektörün dönüşüm hızını dikkate alarak, tasarruf finans sisteminin gayrimenkul sektörüyle daha entegre çalışabilmesini sağlayacak düzenlemeleri zaman kaybetmeden gündemine alması gerektiği kanaatindeyim.
Sektörün önündeki yeni dönem, yalnızca konut üretiminin değil, finansman modellerinin de yeniden şekillendiği bir dönem olacak.
Önümüzdeki süreçte; gayrimenkul geliştiricileri, tasarruf finans şirketleri, portföy yönetim şirketleri ve kamu otoritesinin daha entegre hareket etmek zorunda kalacağını düşünüyorum. Özellikle mevzuat tarafında sektörler arası iş birliklerini kolaylaştıracak yeni düzenlemelerin gecikmeden gündeme alınması gerektiği kanaatindeyim.
Bugün artık şunu net görüyoruz: Konut krizinin çözümü yalnızca daha fazla üretim değil. Üretilen konuta erişimi sağlayacak yeni finansman modelleri geliştirilmeden, erişilebilir konut hedefinin sürdürülebilir olması çok zor görünüyor. Bu nedenle bana göre GYODER Zirvesi’nin bu yıl verdiği en önemli mesaj şu oldu:
Soruyu değiştirmeden, sonucu değiştirmek artık pek mümkün görünmüyor.






