İçindekiler
Kamuoyunda ve gayrimenkul sektöründe son dönemde sıkça dile getirilen “31 Aralık 2026 tarihine kadar tüm yapı kayıt belgelerinin tapuya tescil edilmesi gerektiği” yönündeki iddialar gerçeği yansıtıyor mu? 22 Mayıs 2026 tarihinde yayımlanan 7579 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemeyi mercek altına alıyor, yanlış algıları ve hukuki gerçekleri inceliyoruz.
Bu yazının temel amacı, söz konusu yanlış algının kaynağını irdelemek ve yasal düzenlemenin gerçekte hangi spesifik işlemi kapsadığını net bir şekilde ortaya koymaktır.
Piyasada Oluşan Yanlış Algı
İmar barışı kapsamında hayatımıza giren yapı kayıt belgesine ilişkin bir son tarih furyası esmekte. İmpomes mülkiyet erişim sistemimizde takip ettiğimiz gayrimenkullere ilişkin gayrimenkul sahiplerinden de sıkça sorular almaktayız. Ancak, mevzuatın karmaşıklığı ve süreçlerin çeşitliliği, zaman zaman yasa değişikliklerinin kamuoyunda hatalı yorumlanmasına yol açmaktadır. Bunun en taze ve dikkat çeken örneği, 22 Mayıs 2026 tarihli ve 32909 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7579 sayılı Kanun sonrasında yaşanmaktadır. Piyasada ve çeşitli sektörel yayınlarda, “31 Aralık 2026” tarihinin tüm yapı kayıt belgelerinin tapuya tescili (kat mülkiyeti veya cins değişikliği) için nihai bir hak düşürücü süre olduğu yönünde asılsız bir panik havası yaratılmıştır.
Yapı Kayıt Belgesi Sonrası Süreçlerin Birbirinden Ayrılması
Yapılan bu temel hatanın önüne geçebilmek için öncelikle yapı kayıt belgesi alındıktan sonra mülk sahiplerinin önünde uzanan hukuki yolların tek bir süreç olmadığını kavramak gerekir. İmar barışından yararlanan bir taşınmaz için izlenebilecek iki temel kulvar bulunmaktadır.
Bunlardan birincisi; mülkiyeti zaten özel şahıslara (gerçek veya tüzel kişilere) ait olan taşınmazlarda gerçekleştirilen cins değişikliği ve kat mülkiyeti tescili işlemleridir. İkincisi ise; mülkiyeti Hazineye veya belediyelere ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş yapılar için alınan yapı kayıt belgelerine istinaden, bu Hazine taşınmazlarının hak sahiplerine doğrudan satışı sürecidir. Bu iki süreç gerek tabi oldukları kanun maddeleri gerekse başvuru mercii ve usulleri bakımından tamamen birbirinden bağımsızdır.

31 Aralık 2026 Tarihi Gerçekte Hangi İşlem İçin Getirildi?
7579 sayılı Kanun incelendiğinde, getirilen süre sınırının kapsamı son derece net bir şekilde çizilmiştir. Bu düzenleme, sanıldığı gibi özel mülkiyetteki kat mülkiyeti geçişlerini kısıtlayan genel bir tescil süresi kesinlikle değildir. Söz konusu 31 Aralık 2026 tarihi; Hazineye ait taşınmazlar üzerinde bulunan ve imar barışı döneminde yapı kayıt belgesi alınmış olan yapıların, üzerinde bulundukları Hazine taşınmazlarının hak sahipleri tarafından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan (veya yetkili idarelerden) satın alınmasına yönelik başvuru ve işlemlerin tamamlanması için belirlenmiş bir süredir. Devlet, kamu arazilerinin üzerindeki yapıların mülkiyet sorununu tasfiye etmek amacıyla sunduğu bu doğrudan satın alma imkanına makul bir zaman sınırı koyarak süreci nihayete erdirmeyi amaçlamaktadır.
Tapuya Tescil ile Hazine’den Satın Alma Neden Karıştırılıyor?
Peki, kamuoyundaki ve hatta bazı gayrimenkul uzmanlarındaki bu kavram kargaşasının kaynağı nedir? İmar barışının ilk gününden bu yana; yapı kayıt belgesi, tapu tescili, cins değişikliği, kat mülkiyeti tesisi ve Hazine arazilerinin satışı gibi kavramlar halk nezdinde tek bir “imar affı” paketi olarak algılanmıştır. Vatandaş, elindeki yapı kayıt belgesini nihai bir tescil belgesi sanmakta ya da tapuda yapılacak her işlemi tek potada eritmektedir. Medyada yer alan “imar barışında tescil için son tarih” gibi eksik ve yanıltıcı başlıklar da bu kavramsal karışıklığı besleyerek, Hazine arazilerinin satışına yönelik tanzim edilen sürenin, tüm özel mülkleri kapsayan bir kat mülkiyeti zorunluluğu gibi algılanmasına sebebiyet vermiştir.
Kimler Açısından 31 Aralık 2026 Tarihi Önem Taşıyor?
Bu noktada hedef kitleyi net bir şekilde tarif etmek, gereksiz endişelerin önüne geçecektir. Eğer binanız Hazine mülkiyetinde (veya belediye mülkiyetinde) bir arazi üzerinde ise, bu yapı için zamanında yapı kayıt belgesi almışsanız ancak arsanın tapusunu henüz Hazineden satın alarak kendi adınıza tescil ettirmediyseniz; 31 Aralık 2026 sizin için hayati bir son tarihtir. Bu tarihe kadar satın alma başvurularınızı tamamlamamanız hâlinde, doğrudan satın alma hakkınızı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.
Öte yandan; tapusu zaten kendinize ait olan bir arsada yer alan ve yapı kayıt belgesi bulunan binanızın cins değişikliğini yapmak veya kat mülkiyetine geçmek istiyorsanız, bu işlemler için 7579 sayılı Kanun kapsamında getirilmiş 31 Aralık 2026 tarihli bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Özel mülkiyetteki bu tescil hakları mevcut yasal prosedürler çerçevesinde devam etmektedir.
Süreden Önce İşlemin Doğru Tanımlanması Gerekiyor
Sonuç olarak; gayrimenkul ve imar hukukuna ilişkin tartışmaların, sürenin daraltılması ya da uzatılması gibi sığ başlıklar yerine, öncelikle “işlemin doğru tanımlanması” ilkesi üzerinden yürütülmesi gerekmektedir. 7579 sayılı Kanun ile getirilen 31 Aralık 2026 sınırı, yapı kayıt belgelerinin genel olarak tapuya tesciline ket vuran bir düzenleme değildir. Bu tarih, yalnızca yapı kayıt belgesi bulunan Hazine taşınmazlarının hak sahiplerince satın alınması sürecine ilişkin belirlenmiş özel bir süredir. Hak sahiplerinin kulaktan dolma bilgilere itibar etmeden, kendi taşınmazlarının mülkiyet durumunu kontrol ederek adımlarını atmaları, olası hak kayıplarını engelleyecek yegane yoldur.





