İçindekiler
Apartmanda evcil hayvan beslenmesi, son yıllarda en sık karşılaşılan komşuluk hukuku uyuşmazlıklarından biri hâline gelmiştir. Bir yandan kişilerin mülkiyet hakkı ve özel yaşamın korunması kapsamında evcil hayvan besleme özgürlüğü bulunurken, diğer yandan apartmanda yaşayan diğer kişilerin huzur, güvenlik ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı da hukuk tarafından korunmaktadır. Bu nedenle apartmanda evcil hayvan beslenmesine ilişkin uyuşmazlıklarda tek taraflı bir değerlendirme yapılmaz; her somut olay kendi koşulları içinde ele alınır.
Kat Mülkiyeti Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, apartmanda evcil hayvan besleme hakkının mutlak olmadığı, ancak keyfi şekilde de sınırlandırılamayacağı görülmektedir. Özellikle yönetim planı hükümleri, komşuluk hukukunun gerekleri ve evcil hayvanın diğer kat maliklerine etkisi, hukuki değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Yönetim Planında Evcil Hayvan Yasağı Varsa Ne Olur?
Apartmanlarda en çok tartışılan konulardan biri, yönetim planında yer alan evcil hayvan yasağıdır. Yönetim planı, kat mülkiyetine tabi yapılarda bütün kat maliklerini bağlayan temel sözleşme niteliğindedir. Bağımsız bölüm satın alan veya kiralayan kişiler de yönetim planındaki kurallara uymayı kabul etmiş sayılır.
Yönetim planında açıkça “bağımsız bölümlerde evcil hayvan beslenemez” veya benzeri bir yasak hükmü bulunuyorsa, bu düzenleme kural olarak geçerlidir. Ancak bu durum, her olayda otomatik olarak evcil hayvanın apartmandan çıkarılacağı anlamına gelmez.
Mahkemeler, yalnızca yönetim planındaki yasağı değil, olayın tüm özelliklerini birlikte değerlendirir. Örneğin;
- Hayvanın apartman düzenini bozup bozmadığı,
- Diğer kat maliklerine somut bir rahatsızlık verip vermediği,
- Sürekli şikâyet konusu olup olmadığı,
- Ortak alanların kullanımını olumsuz etkileyip etkilemediği,
- Gürültü, hijyen veya güvenlik problemi oluşturup oluşturmadığı gibi hususlar ayrıntılı şekilde incelenir.
Özellikle son yıllarda mahkemeler, yönetim planındaki yasağın mutlak şekilde uygulanması yerine ölçülülük ilkesini de dikkate almaktadır. Evcil hayvanın herhangi bir rahatsızlık oluşturmadığı durumlarda, yalnızca teorik bir yasak nedeniyle müdahale edilmesinin her zaman hakkaniyete uygun olmayabileceği yönünde değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Bununla birlikte, yönetim planındaki yasağın tamamen geçersiz olduğu da söylenemez. Kat maliklerinin ortak iradesiyle kabul edilen bu hükümler hukuki sonuç doğurur ve uyuşmazlıklarda önemli deliller arasında yer alır.
Komşu Rahatsızlığı Ne Zaman Hak İhlali Olur?
Apartman yaşamının temelinde karşılıklı hoşgörü ve komşuluk hukukuna uygun davranma yükümlülüğü bulunmaktadır. Evcil hayvan besleyen kişilerin de diğer apartman sakinlerinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemeyecek şekilde hareket etmeleri gerekir. Ancak her rahatsızlık iddiası hukuken hak ihlali olarak kabul edilmez. Mahkemeler subjektif değerlendirmeler yerine objektif ölçütleri esas alır.
Örneğin aşağıdaki durumlar hak ihlali olarak değerlendirilebilir:
- Köpeğin günün büyük bölümünde sürekli havlaması nedeniyle diğer bağımsız bölümlerde yaşamın çekilmez hâle gelmesi,
- Hayvanın saldırgan davranışlar sergileyerek apartman sakinlerinin güvenliğini tehdit etmesi,
- Ortak alanların düzenli olarak kirletilmesi,
- Ağır ve kalıcı kötü kokuların oluşması,
- Hayvanın kontrolsüz şekilde ortak alanlarda dolaşması,
- Asansör, merdiven veya bahçede hijyen sorunlarına neden olunması.
Bu gibi durumlarda diğer kat maliklerinin huzurlu yaşam hakkı ihlal edilmiş olabilir ve hukuki süreç başlatılabilir.
Buna karşılık yalnızca “hayvan sevmiyorum”, “köpekten korkuyorum” veya “apartmanda hayvan istemiyorum” şeklindeki kişisel tercihler tek başına hukuki müdahale için yeterli değildir. Rahatsızlığın somut delillerle ispatlanması gerekir.
Mahkemeler çoğu zaman; tanık beyanlarını, apartman yönetiminin tuttuğu tutanakları, kamera kayıtlarını, veteriner raporlarını, çevresel incelemeleri ve bilirkişi raporlarını değerlendirerek karar vermektedir. Bu nedenle yalnızca sözlü şikâyetler yerine objektif delillerin bulunması büyük önem taşır.
Evcil Hayvanın Ortak Alan Kullanımı
Apartmanlarda evcil hayvanların ortak alanları nasıl kullanacağı da sıkça tartışma konusu olmaktadır. Koridorlar, merdivenler, asansörler, bahçeler, otoparklar ve bina girişleri bütün kat maliklerinin ortak kullanım alanlarıdır.
Evcil hayvan sahipleri bu alanları kullanırken hem Kat Mülkiyeti Kanunu’nun ortak yaşam kurallarına hem de genel komşuluk hukukuna uygun davranmalıdır.
Örneğin;
- Köpeklerin tasmalı şekilde dolaştırılması,
- Gerekli hâllerde ağızlık kullanılması,
- Asansörde diğer kişilerin güvenliğinin gözetilmesi,
- Dışkı ve idrarın derhâl temizlenmesi,
- Ortak alanlarda hijyen kurallarına uyulması,
- Hayvanın başıboş bırakılmaması,
- Çocukların ve yaşlıların güvenliğinin gözetilmesi evcil hayvan sahibinin özen yükümlülüğünün bir parçasıdır.
Apartman yönetimleri apartmanlarda ortak alanların kullanımına ilişkin makul kurallar belirleyebilir. Örneğin bahçede tasmasız dolaştırmanın yasaklanması, ortak alanların temiz tutulmasına ilişkin kurallar konulması veya belirli hijyen tedbirlerinin alınması mümkündür.
Ancak yönetim, ortak alanların kullanımını tamamen yasaklayacak veya evcil hayvan sahiplerini diğer kat maliklerinden farklı şekilde ayrımcılığa maruz bırakacak keyfi kararlar alamaz. Alınan kararların ölçülü, makul ve ortak yaşam düzenini sağlamaya yönelik olması gerekir.
Evcil hayvan sahipleri ile diğer apartman sakinleri arasında yaşanabilecek uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, karşılıklı anlayış ve iletişim yoluyla çözülebilecek niteliktedir. Bu nedenle hukuki sürece başvurmadan önce uzlaşma yollarının denenmesi çoğu zaman daha sağlıklı sonuçlar doğurmaktadır.

Yargıtay Kararlarında Evcil Hayvan Örnekleri
Evcil hayvanlarla ilgili davalarda Yargıtay’ın yıllar içerisinde verdiği kararlar, uygulamaya yön veren önemli içtihatlar oluşturmaktadır. Ancak bu kararlar incelendiğinde, her olay için geçerli tek bir sonucun bulunmadığı görülmektedir.
Bazı kararlarında Yargıtay, yönetim planında açık bir yasak bulunduğu gerekçesiyle evcil hayvanın bağımsız bölümden uzaklaştırılmasını hukuka uygun bulmuştur. Bu yaklaşımda yönetim planının bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.
Buna karşılık bazı uyuşmazlıklarda ise yalnızca yönetim planındaki yasak yeterli görülmemiştir. Mahkemeler, hayvanın gerçekten rahatsızlık oluşturup oluşturmadığını, apartman düzenini bozup bozmadığını ve diğer kat maliklerinin haklarını somut olarak ihlal edip etmediğini araştırmıştır.
Örneğin;
- Sessiz ve kontrol altında tutulan tek bir ev kedisinin apartman yaşamını olumsuz etkilemediği,
- Küçük ırk bir köpeğin herhangi bir gürültü veya hijyen sorunu oluşturmadığı,
- Buna karşılık sürekli havlayan veya saldırgan davranış gösteren köpeklerin komşuluk hukukunu ihlal ettiği yönünde farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.
Yargıtay kararlarında dikkat çeken bir diğer husus ise ölçülülük ilkesidir. Mahkemeler, evcil hayvan sahibinin mülkiyet hakkı ile diğer kat maliklerinin huzurlu yaşam hakkı arasında adil bir denge kurulmasını amaçlamaktadır.
Bu nedenle davalarda;
- Hayvanın türü,
- Sayısı,
- Davranışları,
- Gürültü seviyesi,
- Hijyen koşulları,
- Apartmanın fiziksel yapısı,
- Yönetim planındaki hükümler,
- Komşuların sunduğu deliller birlikte değerlendirilmektedir.
Dolayısıyla “apartmanda evcil hayvan beslemek her zaman yasaktır” ya da “her zaman serbesttir” şeklinde kesin bir hukuki sonuç çıkarmak mümkün değildir. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları çerçevesinde incelenmekte ve mahkeme, tarafların haklarını dengeleyen bir karar vermektedir.






