İçindekiler
Bu makale, İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü öğrencisi ve Bilge Gayimenkul Değerleme & Danışmanlık çalışanı Sn. Aleyna Güngör’ün katkılarıyla hazırlanmıştır.
İmar hakkı aktarımı kavramı ile ilgili esas kurallar, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklikle 11 Eylül 2025 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir (Anonim, 2025). Düzenlemenin hukuki dayanağı, 5 Aralık 2024’te TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen Köy Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifidir. Bu kanun ile İmar Kanunu’na ilk defa “imar hakkı aktarımı” tanımı eklenmiştir (Anonim, 2024).

İmar Hakkı Nedir?
İmar hakkı; bir taşınmaz üzerinde, İmar Kanunu, ilgili yönetmelikler ve onaylı imar planı çerçevesinde tanınan yapılaşma (emsal / yoğunluk, yükseklik, kullanım türü vb.) yetkilerinin bütünüdür (Anonim, 2023).
İmar Hakkı Aktarımı Nedir?
İmar hakkı aktarımı, taşınmazın üzerinde fiilen kullanılamayan imar haklarının, denklik esası gözetilerek başka bir alana taşınmasıdır (Anonim, 2024). Bu yöntem, korunması ya da kamu hizmetine ayrılması gereken alanlarda gelişmeyi sınırlandırırken, gelişmeye elverişli bölgelerde büyümeyi teşvik eder.
Yeni düzenleme ile:
- Mülkiyet el değiştirmeyecek, vatandaş taşınmazının maliki olmaya devam edecek.
- Hak kaybı yaşanmayacak, kullanılamayan hak başka bir taşınmaza aktarılacak.
- Değer tespiti, SPK lisanslı değerleme kuruluşları tarafından yapılacak.
- Süreç, Bakanlık tarafından geliştirilen PARSİD (Parselasyon İzleme Denetleme Sistemi) üzerinden şeffaf biçimde izlenebilecek.
İmar Hakkı Aktarımı Neden Gündeme Geldi?
Türkiye’de yıllardır, planlarda yol – park – okul gibi umumi / kamu hizmet alanı ayrılmış olmasına rağmen bütçe yetersizliği nedeniyle kamulaştırılamayan parseller özel mülkiyette kalıyordu. 2019’da 7181 sayılı Kanun’la KOP kaldırılırken DOP üst sınırı %35’ten %45’e çıkarıldı; fakat kamulaştırma ihtiyacı tamamen ortadan kalkmadı. İmar hakkı aktarımı, bu tıkanıklığı nakit kamulaştırma yerine hak transferi ile çözmeyi hedefleyen araçtır (Aksoy, 2019).
Hukuki Anlaşmazlıkların Giderilmesi
Geçmişte, taşınmazların kamu hizmet alanı içinde kalmasına rağmen yapılaşma hakkı verilememesi hem mülk sahipleri açısından mağduriyetlere hem de idare açısından uzun süren dava süreçlerine yol açmaktaydı. Yeni düzenleme ile bu tür parsellerdeki kullanılmayan imar haklarının, imar planlarında belirlenen farklı alanlara aktarılabilmesi öngörülmektedir.
Bu yaklaşım ile;
- Vatandaşların mülkiyet haklarının korunması,
- Kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu hizmet alanlarını daha düşük maliyetle kazanabilmesi,
- İdare ile mülk sahipleri arasında sıkça yaşanan hukuki ihtilafların azalması amaçlanmaktadır.
Böylelikle hem bireysel mağduriyetlerin önlenmesi hem de planlama süreçlerinin daha etkin ve sürdürülebilir bir zemine oturtulması hedeflenmektedir.

Yönetmeliğin Getirdiği Yenilikler
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik, Madde 38 / A
Hangi Alanlarda Aktarım Yapılır?
Yönetmeliğe göre imar hakkı aktarımı, yalnızca Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) kesintisi ile kamu hizmet alanı ihtiyacının karşılanamadığı durumlarda uygulanır. Eğer planlama aşamasında DOP ile gerekli umumi ve kamu hizmet alanları (yol, park, okul vb.) sağlanabiliyorsa ayrıca imar hakkı aktarımı yapılmaz. Ancak aşağıda sayılan özel durumlarda, DOP kesintisinin yeterli olmaması veya ikinci kez DOP alınamaması hâlinde aktarım gündeme gelir:
- 2019 öncesi KOP geçmişi bulunan parseller: 7181 sayılı Kanun öncesinde Kamu Ortaklık Payı (KOP) ile ayrılmış, fakat kamuya fiilen geçmemiş alanlar,
- İkinci kez DOP alınamayan alanlar: Daha önce DOP kesintisi yapılmış olduğu için yeni plan revizyonlarında ek kesinti yapılamayan parseller,
- Planla kamu hizmetine ayrılmış ama hâlen malik üzerinde görünen taşınmazlar: İmar planında yol, park, eğitim veya sağlık alanı olarak belirlenmiş olmasına rağmen kamulaştırılmadığı için özel mülkiyet üzerinde kalan parseller,
- Tamamı kamu alanına denk gelen parseller: Çevresindeki uygulamalar tamamlandığı için tek başına düzenleme yapılamayan, tümüyle kamu hizmet alanına ayrılmış parseller (Anonim, 2025).
Bu düzenleme, hem kamuya ait donatı alanlarının kamuya kazandırılmasını, hem de hak kaybı yaşayan maliklerin mağduriyetinin giderilmesini amaçlamaktadır.
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik, Madde 38 / B
Aktarım Usulü
İmar hakkı aktarımı sürecinde iki temel aktör vardır: verici parsel ve alıcı parsel. Verici parsel, uygulama imar planı kararı ile umumi veya kamu hizmet alanına ayrıldığı için üzerinde yapılaşma hakkı kullanılamayan parseli ifade eder. Buna karşılık, alıcı parsel, verici parselden taşınan hakların fiilen kullanılabileceği ve yapılaşmanın mümkün olduğu parseldir.
Aktarım işlemleri, öncelikle değer tespiti üzerinden yapılır ve alıcı parselde emsale esas inşaat alanı en fazla %30 oranında artırılabilir. Bununla birlikte alıcı parselin metrekare birim değerinin verici parselinkinden yüksek olmaması gerekir. Bu sınırlamalar, planlama dengelerinin korunmasını ve yoğunluğun keyfi şekilde artmamasını amaçlamaktadır.
Yönetmelik, aktarımın il bazında yetkili idare sınırları içerisinde yapılabileceğini öngörmektedir. Bu durum teorik olarak ilçeler arası transferi mümkün kılsa da, nüfus projeksiyonu, donatı dengesi ve uygulama kolaylığı dikkate alındığında öncelik aynı ilçe sınırları içinde yapılacak aktarımlara verilmelidir. Böylelikle hem plan kararlarının öngördüğü kapasite korunacak hem de yerel ölçekte dengeli bir gelişme sağlanacaktır (Anonim, 2025).
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik, Madde 38/C
Değerleme Esasları
İmar hakkı aktarımında değerleme, inşaat metrekaresi üzerinden değil, ekonomik değer esas alınarak yapılır. Bu kapsamda alıcı ve verici parseller için ayrı ayrı değer tespiti yapılır; özellikle verici parselde fiilen kullanılamayan imar hakkının ekonomik karşılığı hesaplanır. Değer tespitinde, verici parselin en yakın komşuluğundaki imar parselleri veya adalarında tanımlanmış emsale esas inşaat hakları dikkate alınır. Bu durumda verici parselin emsali, komşuluk alanlarında kullanılan emsal değerini aşamaz; birden fazla komşuluk söz konusu olduğunda ise ilgili parsellerin emsal değerlerinin ortalaması alınır.
Değerleme çalışmaları, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş en az iki SPK lisanslı gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından hazırlanır. Bu raporlardan elde edilen değerlerin ortalamasından az olmamak üzere, nihai bedel 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından belirlenir. Yönetmelik ayrıca, değerleme raporlarının maliyetinin imar hakkı aktarımını talep edenler tarafından karşılanacağını hükme bağlamıştır (Anonim, 2025). Bu yaklaşım, eşdeğerlik ilkesini piyasa değeri üzerinden kurmayı hedeflerken, komşuluk emsalleri ve plan kararlarıyla süreçte şeffaflık ve denetim sağlamayı amaçlamaktadır.
Sürecin İşleyişi
İmar hakkı aktarımı şu adımlar çerçevesinde gerçekleşecektir:
- Başvuru ve Gerekçe: Verici parsel maliki veya ilgili kamu kurumu tarafından idareye başvuru yapılır. Başvuruda, imar hakkı aktarımının zorunluluğunu ortaya koyan ayrıntılı bir teknik gerekçe raporu sunulur.
- Kurumsal Görüşler: İdare, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşünü talep eder. Görüşlerin en geç 30 gün içinde verilmesi gerekir; süre sonunda yanıt gelmezse, olumsuz görüş olmadığı kabul edilir.
- Plan Kararı: Alıcı parsel, uygulama imar planı veya plan hükümleriyle açıkça belirlenir. Aktarımın yapılabilmesi için plan kararında bu hususun işlenmiş olması şarttır.
- Değerleme: 38 / C maddesi uyarınca, hem verici hem alıcı parseller için en az iki SPK lisanslı gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından rapor hazırlanır. Bu raporların ortalaması esas alınarak, idarenin oluşturduğu kıymet takdir komisyonu nihai değeri belirler.
- Uzlaşma ve Onay: Verici ve alıcı parsel maliklerinin muvafakati alınır ve bu uzlaşma bir tutanakla kayıt altına alınır. Sonrasında ilgili encümen veya kurul kararıyla aktarım resmen onaylanır.
- Tapu ve PARSİD İşlemleri: Verici parselin kamuya terk edilmesi / şerh işlemleri yapılır, alıcı parsel üzerinde imar hakkı tesis edilir. Tüm bilgiler PARSİD sistemi üzerinden e-Devlet ile duyurulur; maliklere bildirim yapılır ve itiraz süreçleri de buradan yürütülür (Anonim, 2025).
Değerleme Sürecine İlişkin Sorgulamalar
Her ne kadar yönetmelik değerleme sürecini ekonomik değer ekseninde tanımlasa da, bu yaklaşım çeşitli soru işaretlerini beraberinde getirmektedir.
Komşuluk Kavramı Ne Kadar Nesnel?
Yönetmelik, verici parselin değerinin yakın komşuluk adalarının emsalleri dikkate alınarak belirlenmesini şart koşuyor. Ancak burada “komşuluk” sınırının nasıl çizileceği belirsiz. Aynı cadde üzerinde bile kot farkı, ulaşım aksına yakınlık, manzara etkisi veya parsel geometrisi gibi mikro farklılıklar, istatistiksel ortalamayı yanıltıcı hale getirebilir (Aynural, 2020). Bu sorun, yalnızca teorik değil; nitekim İspanya’nın Valensiya kentinde benzer uygulamalarda maliklerin büyük kısmı, “emsal ortalaması”nın mikro farklılıkları göz ardı ettiğini iddia ederek dava açmış, sürecin güvenilirliği ciddi biçimde tartışmaya açılmıştır (Colavitti, 2018). O hâlde, ortalama değer üzerinden yapılan bir hesaplama gerçekten adil midir, yoksa mekânsal farklılıkları göz ardı eden bir mekanizma mı yaratır?
Piyasa Ne Kadar Sabit?
Bir diğer sorun, değerlemenin hangi “an”da bağlayıcı olacağı sorusudur. Plan onayı, encümen kararı, uzlaşma ya da tapu tescili arasında geçen süreçte piyasa fiyatları değişebilir. Bu durumda değer farkını kim üstlenecek? Mal sahibi mi, idare mi? Olası oynaklıklara karşı TÜFE, REIDIN veya Endeksa gibi endekslerle güncelleme yapılması gerekmez mi? Yönetmelik bu konuda sessiz kalıyor ve kısa süreli dalgalanmalar eşitlik sorununa dönüşebilir (Aksoy, 2019).
ABD’de TDR programları üzerine yapılan geniş çaplı bir araştırma, piyasa oynaklıklarının hem kamu hem özel taraflar için ciddi riskler yarattığını göstermektedir (BenDor vd., 2022). Örneğin, ABD’nin King County (Seattle çevresi) TDR programı benzer bir sorunla karşılaşmış, arsa değerleri kısa sürede dalgalanınca hem kamu hem yatırımcı tarafı mağduriyet yaşamış, ek endeksleme mekanizmalarının devreye alınması gerekmiştir.
Teknik Kapasite ile Ekonomik Değer Arasındaki Çelişki
Piyasa değeri çoğunlukla teknik kapasitenin (emsal, yükseklik, çekme mesafesi, fonksiyon) türevinden ibarettir. Eğer teknik parametreler ikinci plana itilirse, ölçülebilirlik ve denetlenebilirlik ciddi biçimde zayıflar. Yani aslında değer ile kapasite birbirinden koparıldığında, aktarımın hem planlama mantığı hem de piyasa dengeleri açısından sorunlu bir tablo ortaya çıkabilir (Aynural, 2020).
Bu noktada bir çözüm önerisi olarak, sürecin yalnızca parasal değerle değil, hibrit bir “aktarım eşdeğerlik endeksi” ile yürütülmesi düşünülebilir. Bu endeks; (i) pazar değeri, (ii) teknik kapasite skoru (emsal×parsel etkinliği×fonksiyon), (iii) altyapı / erişilebilirlik göstergelerini birlikte ağırlıklandırabilir. Böylece aktarım, yalnızca mali değil, mekânsal etkiler üzerinden de kalibre edilir. TDUB veya IVSC standartlarına uyumlu raporlarda böyle bir endeksin “zorunlu bölüm” hâline getirilmesi, hem değerleme sürecine güvenilirlik kazandırır hem de senaryo / duyarlılık analizlerini devreye sokarak olası belirsizlikleri minimize eder.
Planlama Açısından Tartışmalı Noktalar
38 / A – B – C maddeleri imar hakkı aktarımı için güçlü bir hukuki çerçeve sunuyor. Ancak burada kritik bir soru var: Bu düzenleme gerçekten mekânsal dengeyi ve kentsel yaşam kalitesini gözetiyor mu, yoksa yalnızca teknik bir prosedür mü işletiyor?
Bir bölgeye dışarıdan %30’a kadar yoğunluk ithal edildiğinde, o bölgenin altyapısı, ulaşımı, yeşil alan kapasitesi ve sosyal donatıları bu yükü karşılayabilecek mi?
Yönetmelik, alıcı parsel için %30 sınırını koyuyor; ancak bu sınır, kentsel sistemlerin gerçek kapasitesiyle test edilmeden uygulanırsa ciddi riskler doğurabilir. Örneğin, bir ilçede konut yoğunluğu artarken su – kanal altyapısı aynı kalırsa, sorun yalnızca gayrimenkul değerleri üzerinden değil, doğrudan yaşam kalitesi üzerinden de kendini gösterecektir (Yanık, 2020).
Alıcı Bölgeler Planlarda Yeterince Net Tanımlanmazsa Ne Olacak?
Yönetmelik, aktarımın “plan kararıyla” yapılacağını söylüyor; fakat alıcı alanların ölçütlü şekilde belirlenmemesi, idarenin takdir yetkisini genişletebilir. Bu durumda, hangi parselin alıcı olacağı, ne kadar yoğunluk artışı alabileceği öngörülebilirlikten uzaklaşır. İtalya’da Milano ve Lombardiya bölgesinde TDR uygulamalarında alıcı bölgeler planla net işaretlenmediği için hakların bir kısmı hiç kullanılmamış, diğer tarafta yoğunluk ithali öngörülmeyen bölgelere kaymış ve piyasa spekülasyonu artmıştır (Serra, 2021). Oysa plan notlarında açık kriter setleri tanımlanmalı (kademeli yoğunluk artışları, ulaşım eşikleri, donatı karşılıkları ve altyapı kapasiteleri vb.). Böylece aktarım, idari bir tercihten çıkıp planlama disiplinine oturmuş bir süreç hâline gelebilir.
Bir başka kritik soru ise şudur: Aktarım kararları, parsel bazlı doğaçlama çözümler mi üretecek, yoksa stratejik planlama aracına mı dönüşecek?
Eğer uygulama imar planlarına “aktarım karar şeması” eklenirse; verici havzalar, uygun alıcı koridorlar, yoğunluk kademeleri, altyapı kapasite tabloları ve eşik analizleri birlikte onaylanır. Böylece transfer yalnızca bir hak telafi mekanizması değil, aynı zamanda kentlerin gelişim yönünü şekillendiren bir planlama aracı olur.
Bugün için yönetmelik bu adımları zorunlu kılmıyor. Ancak şu soruyu sormak gerekiyor: İmar hakkı aktarımı, yalnızca mülkiyet sorunlarını çözen bir mekanizma olarak mı kalmalı, yoksa mekânsal dengeyi gözeten stratejik bir araç olarak mı kurgulanmalı?

İmar Hakkı Aktarımının Avantajları
- Mülkiyet Hakkının Korunması: Kamulaştırma yerine hakların başka alanlara taşınması, vatandaşın mülkiyet hakkının fiilen korunmasına imkân tanır.
- Kamulaştırma Maliyetlerinin Azaltılması: Belediyeler ve kamu kurumları, yüksek kamulaştırma yükünden kurtularak maliyetleri düşürür.
- Uyuşmazlıkların Azalması: Mülk sahipleri ile idare arasında yıllarca süren davaların önüne geçilmesi hedeflenir.
- Şeffaflık ve Dijitalleşme: PARSİD üzerinden süreçlerin e-Devlet entegrasyonu ile yürütülmesi, izlenebilirliği ve güveni artırır.
- Planlama Esnekliği: Özellikle kentsel dönüşüm ve koruma alanlarında, gelişimin daha dengeli ve kontrollü yönetilmesine katkı sağlayabilir.
- Uluslararası Uyum: ABD, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde kullanılan benzer TDR (Transfer of Development Rights) modelleriyle paralellik kurulabilir, Türkiye’nin şehircilik pratiği uluslararası standartlara yaklaşır.
İmar Hakkı Aktarımının Dezavantajları
- Mekânsal Denge Riski: Yoğunluk aktarımı, altyapı ve sosyal donatı kapasitesi dikkate alınmadan yapıldığında mekânsal eşitsizliklere yol açabilir.
- Planlama Belirsizlikleri: Alıcı bölgelerin planlarda yeterince açık tanımlanmaması, idari keyfiyet ve öngörülemezlik yaratabilir.
- Bürokratik Karmaşıklık: SPK lisanslı raporlar, kıymet takdir komisyonu ve encümen onay süreçleri, zaman ve maliyet açısından yavaşlatıcı bir etki doğurabilir.
- Piyasa Dalgalanmaları: Değerleme sürecinde piyasa fiyatlarının değişkenliği, eşdeğerlik ilkesini zedeleyebilir.
- Uygulama Eşitsizlikleri: İl / ilçe bazında farklı uygulama yaklaşımları, ülke genelinde standart dışı sonuçlar doğurabilir.
- Yatırımcı Belirsizliği: Aktarım yapılan bölgelerde, yatırımcıların “yoğunluk artışı mı, altyapı kısıtı mı” sorusu üzerinden tereddüt yaşaması mümkündür.
Sonuç olarak imar hakkı aktarımı, Türkiye şehircilik pratiğinde uzun süredir çözülemeyen kamulaştırma sorunlarına alternatif bir araç olarak öne çıkmaktadır. Düzenleme ile mülkiyet hakkı korunurken, kamu kurumlarının da ihtiyaç duyduğu alanlara daha düşük maliyetle erişmesi hedeflenmektedir.
Ancak başarı, yalnızca hukuki çerçeveye değil; değerleme süreçlerinin adilliğine, planlama kararlarının netliğine ve altyapı kapasitesinin gözetilmesine bağlıdır. Doğru kurgulandığında stratejik bir planlama aracı olabilir; yanlış uygulandığında ise mekânsal eşitsizlikleri ve yeni ihtilafları beraberinde getirme riski taşır.
Uygulamanın ilk örnekleri, hem hukuki hem pratik açıdan yol gösterici olacak; ilerleyen dönemde bu aracın kentsel dönüşüm, koruma alanları ve yeni gelişme bölgelerinde etkin biçimde kullanılacağı öngörülmektedir.
Kaynakça:
- Aksoy, M. A., Yalçıner, K., & Aksoy, E. E. 2019. İmar Hakkı Transfer Sistemi ve Türkiye İçin Bir Model Önerisi. Makale. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi İİBF Dergisi. Cilt/Sayı: 12/3. Sayfa: 444-453.
- 2022. İmar Planları Ve Uygulamalar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Web Sitesi: https://www.ibb.istanbul/, Erişim Tarihi: 24.09.2025.
- 2023. İmar Hakkı Nedir? Web Sitesi: https://murattunatur.av.tr/, Erişim Tarihi: 24.09.2024
- 2023a. İmar Hakkı Transferi Ve Şehircilik Açısından Değerlendirmeler. TMMOB Şehir Plancıları Odası. Web Sitesi: https://www.spo.org.tr/, Erişim Tarihi: 24.09.2025.
- 2024. Köy Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. Resmi Gazete. Web Sitesi: https://www.resmigazete.gov.tr/, Erişim Tarihi: 24.09.2025.
- 2025. Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik değişikliği. Resmî Gazete. 34305. Web Sitesi: https://www.resmigazete.gov.tr/, Erişim Tarihi: 24.09.2025.
- 2025a. Türkiye’de Imar Hakkı Aktarımı Ve Yasal Boyutları. Mevzuat Takip. Web Sitesi: https://www.mevzuattakip.com/, Erişim Tarihi: 24.09.2025.
- Aynural, M. S. 2020. İmar Hakkı Transferinin Hukuki Rejimi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Üniversitesi.
- BenDor, T. K., Branham, J., Whittemore, A., Linkous, E., & Timmerman, D. 2022. A National Inventory and Analysis of US Transfer-of-Development-Rights Programs. Makale. Journal of Environmental Policy & Planning. Cilt/Sayı: 65/12. Sayfa: 2276-2296.
- Colavitti, A. M. 2018. The Transfer of Development Rights as a Tool for the Urban Growth Containment: A Comparison Between the United States and Italy. Makale. Land Use Policy. Cilt/Sayı: 97/4. Sayfa: 1247-1266.
- Hou, Jun & Chan, Edwin & Li, Ling Hin. (2018). Transfer of development rights as an institutional innovation to address issues of property rights. Journal of Housing and the Built Environment. 33. 10.1007/s10901-018-9613-6.
- Hou, J., Chan, E., & Li, L. H. 2018. Transfer of Development Rights as an Institutional Innovation to Address Issues of Property Rights (Hong Kong Case). Makale. Journal of Housing and the Built Environment. Cilt/Sayı: 33/2.
- Mataracı, O., Haznedar, H., Şahin, N., & Bayraktar, Ş. 2017. Kentsel Dönüşümde Alternatif Bir Yöntem: İmar Hakkı Transferi. Bildiri. TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, Türkiye Harita Kurultayı Bildirisi.
- Niron, S., & Sence, Ş. 2023. Using Transfer of Development Rights in a Legally Ambiguous Context: Istanbul Case. Makale. Land Use Policy. Cilt: 135. Sayfa: 106934.
- Serra, S. 2021. Urban Planning and the Market of Development Rights in Italy. Makale. City, Territory and Architecture. Cilt/Sayı: 8/3. Sayfa: 1–17.
- Yanık, T., & Suri, L. 2020. İmar Hakkı Transferi. Makale. İstanbul Ticaret Üniversitesi Teknoloji ve Uygulamalı Bilimler Dergisi. Cilt/Sayı: 2/2. Sayfa: 35-42.
- Yeşil, S., & Demir, H. 2021. İmar Hakkı Aktarımı Yönteminin Türkiye’de Uygulanabilirliğinin Değerlendirilmesi. Makale. The Journal of Academic Social Science. Cilt/Sayı: 9/113. Sayfa: 402-419.
- Zorlu Kaman, A. F., & Aliefendioğlu, Y. 2017. Doğa Koruma Alanlarında İmar Hakkı Aktarımı Uygulamaları Üzerine Bir Değerlendirme. Makale. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi. Cilt/Sayı: 72/3. Sayfa: 715–743.






