İçindekiler
Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Mustafa Görkem Yıldız ile depremlerin meydana getirdiği hasarlara karşı bina güçlendirme çalışmalarını ve yıkıp yeniden yapmaya kıyasla avantajlarını konuştuk. Yıldız, ülkemizde bina güçlendirme çalışmalarının teknik açıdan sorunsuz olduğunu ancak finansman, ruhsat ve İmar Yönetmeliği gibi bürokratik süreçler nedeniyle yavaş ilerlediğini belirtiyor.
Güçlendirme faaliyetlerini yavaşlatan engellerin bir an önce kaldırılarak çalışmaların hızlandırılması gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Özellikle Marmara bölgesinde olabilecek bir deprem Türkiye için ciddi anlamda bir beka sorunu olur. Dolayısıyla buradaki çalışmaların çok hızlandırılması ve önündeki engellerin birer birer hızlıca kaldırılması gerekiyor. Güçlendirme ekonomik bir yöntem. Hızlıca bunun tercih edilip buraya ağırlık verilmesi gerekiyor. 20 milyon kişinin evini yıkıp yeniden yapamayız ama güçlendirebiliriz” diyor.
DEGÜDER’in Kuruluş Amacı ve Faaliyetleri, Güçlendirme Sektörünün Gelişmesi İçin Atılması Gereken Adımlar
DEGÜDER’in kuruluş amacını ve bugüne kadar yürüttüğü temel faaliyetleri özetler misiniz? Ülkemizde güçlendirme sektörünün gelişmesi için atılması gereken adımlar nelerdir?
Deprem Güçlendirme Derneği 6 yıl önce bina güçlendirme konusunda vatandaşın algısını düzeltmek amacıyla kuruldu. “Düzeltmek” tabirinin altını çiziyorum. Piyasada güçlendirme yaptığını iddia edip aslında boya, sıva, çatlak tamiri vb. yapan firmalardan kaynaklı olarak “güçlendirilmiş binalar yıkılıyor” gibi yanlış bir algı vardı. Hâlbuki güçlendirme, yönetmeliklerde yeri olan, belli bir teknik hesaba dayanan, yıllardır tüm dünyada uygulanan bilimsel bir yöntem. Türkiye’de güçlendirilmiş hiçbir bina bugüne kadar yıkılmadı. Biz bu yanlış algıyı düzeltmek için bu sektörde uzun yıllar çalışan ve kendini kanıtlamış firmalar olarak bir araya geldik. Ortak bir amacımız var: Türkiye’de deprem yaşandığı zaman sonuç facia olmasın. Bu amaçla bir araya geldik ve toplumu bilinçlendirmek için çalışıyoruz.
Güçlendirme çalışması; teknik, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan kentsel dönüşümle yıkıp yeniden yapmaya göre çok daha avantajlı. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz topluma. Bugüne kadarki faaliyetlerimizde de bunları aktarıyoruz. Faaliyetlerimiz kapsamında bir çalıştay yaptık ve belediyeler ile kamu kurumlarını davet ederek güçlendirme ile ilgili engelleri ve çözüm yollarını aktardık. Bunun dışında basın bültenleri yayınlıyoruz. Çeşitli eğitimler düzenleyerek mühendislerin güçlendirme konusunda bilgi ve yetkinliklerini artırmayı hedefliyoruz.
Güçlendirme çalışmalarının gelişmesi için yapılması gerekenler çok ayaklı. Öncelikle imar ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Örneğin balkonu evin içine katmak yaygın ama bu aslında belediye kanununa aykırı. Bu durumda balkonun eski hâline döndürülmesi ve ancak öyle ruhsat verileceği aktarılıyor mülk sahibine. Vatandaş bunu istemiyor. Amaç hayat kurtarmak olduğunda bu tip konularda esnek olunmalı. İkinci olarak finansman çok önemli bir engel. Binalar yıkılıp yeniden yapıldığında KDV oranları %1 olarak uygulanıyor ama güçlendirilme yapılırsa bu oran %20’ye çıkıyor. Bunların düzenlenmesi lazım. Yıkıp yeniden yapma çalışmalarında devletin verdiği teşvikler ve kolayca verilen banka kredileri var. Güçlendirmede bu olanaklar da yok. Güçlendirmeyle ilgili kredilerin kullandırılması ve bakanlık teşvikleri lazım.
Yapısal Güçlendirme Çalışmalarının Avantajları
Yapısal güçlendirme çalışmalarının, yık-yap yöntemine göre avantajları neler? Konuyu ekonomik, çevresel ve toplumsal ölçekte değerlendirir misiniz?
Güçlendirme de kentsel dönüşümün bir ayağı. Aslında akla ilk gelmesi gereken ayağı ama akla gelmiyor. İlk başta yapılması gereken şey güçlendirme. Güçlendirmenin yıkıp yeniden yapmaya göre öncelikle büyük bir ekonomik avantajı var. Bütün riskli yapılarımızı yıkıp yeniden yapmaya ülke olarak ekonomik gücümüz yetmez. Bir binayı yıkıp yeniden yapmanın belki 5’te 1’i maliyetine aynı binayı güçlendirmek mümkün.
Bunun yanında teknik avantajları var. Bina güçlendirme çalışması yaptırmak istediğinizde uygulaması daha sıkı denetleniyor. Bundan dolayı projelendirme aşamasından itibaren yönetmelik gereğince birçok tasarım gözetmenine tabi. Böylece teknik açıdan daha güvenilir oluyor.
Bunlara ek olarak binanızı yıkıp yeniden yaptığınızda yeni binalarda yönetmelikler gereği altına otopark içine asansör vb. yapma zorunluluğunuz var. Bu durumda dairenizden alan kaybediyorsunuz. 100 metrekarelik daireniz 60 metrekareye iniyor. Bu alanı kaybetmemek için de güçlendirme yapmak ciddi bir opsiyon. Binanızda alanınızı koruyarak uygulayabileceğiniz bir yöntem.
Sosyal doku açısından da güçlendirme avantajlı. Binaları yıkıp yeniden yaptığımızda mahalle kültürümüzü kaybediyoruz ama güçlendirme yaptığımızda yerinde bir dönüşüm gerçekleşiyor.

Güçlendirme Projelerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Güçlendirme projelerinde kullanılan teknolojiler ve malzemeler konusunda nelere dikkat edilmeli? Hizmet veren ve alan açısından ayrı ayrı detaylandırır mısınız?
Güçlendirme konusunda teknik olarak birçok yöntem mevcut. Geleneksel yöntemlerin yanında yeni yöntemler de var. Bu yöntemlerde önemli olan malzemenin doğru seçimi. Doğru malzeme seçiminden sonra doğru uygulayıcı ile çalışmak gerekiyor. Daha önce bu işi yapmış mı diye sorgulamak lazım. İlk kez karbon kumaş görmüş bir ekip gelip karbon kumaşla çalışıyorsa bu çalışma birçok yanlışla sonuçlanabilir. Malzeme testleri çok önemli. Uygulayan kişinin tecrübesi, bu işi bilip bilmediği, teknik yeterliliği çok önemli.
Güçlendirme Kredileri ve Finansal Teşvikler
Güçlendirme kredileri ve finansal teşvikler yeterli mi? Vatandaşların bu imkânlardan daha fazla faydalanabilmesi için neler yapılabilir?
Finansal teşvikler şu an yeterli değil. Aslında T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının genelgesiyle bankalara bir talimat gitti. Güçlendirme ile ilgili bir kredi tanımlı ama bankalar bunu kullandırtma noktasında proaktif değil. Bunun yanında bu kredilerin limitleri de çok düşük. Bakanlığın genelgesi 2019’da çıktı, 2021’de yenilendi. Bu yılların ekonomisi ile şu anki maliyetler uyumlu değil. Yani krediler limit olarak da yetersiz. Dolayısıyla teşviklerin yaygınlaştırılması ve makul hâle getirilmesi gerekiyor.
Hangi Binalar Güçlendirilmeye Uygun?
Vatandaşlar oturdukları binanın güçlendirmeye ihtiyacı olduğunu nasıl anlayabilir? Hangi binaları güçlendirerek kurtarabiliriz?
Binaların olası depremler karşısındaki performansını ve alacağı hasarı anlamak için biz performans analizi dediğimiz bir metot uyguluyoruz. Bu, Deprem Yönetmeliği’nde de yer alan bir metot. Bina ile ilgili sahadan veri toplandıktan sonra bu bina güçlendirme ile kurtarılabilir mi, güçlendirme maliyeti ne olur, yıkıp yeniden yapılsa maliyeti ne olur? gibi parametrelere ulaşıyoruz. Sonuç olarak çalışma yapmadan önce bir performans analizine ihtiyaç duyuyoruz. Bu analizin sonucuna göre birincisi işveren kendine göre değerlendirmesini yapıyor ve uygulamacı ile irtibata geçiyor ve süreç başlıyor.
İstanbul’daki Acil Güçlendirilmesi Gereken Bölgeler
İstanbul’daki riskli binaların güçlendirilmesi noktasında aciliyeti bulunan bölgeler hakkında bilgi verir misiniz? Güçlendirme çalışmalarında hangi ilçelere öncelik verilmeli?
İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) 35 bin binada hızlı tarama ile risk değerlendirmesi yaptı ve geçtiğimiz aylarda bu hızlı tarama sonuçlarını yayınladı. Sonuçlar gerçekten korkutucu. Örneğin, Avcılar, Zeytinburnu, Küçükçekmece bölgelerinde binaların %75’inden fazlası çok riskli. Zeytinburnu’ndan itibaren aslında Avrupa Yakası’nın güney sahili çok riskli. Bunun en büyük etkeni faya yakınlık. İkinci etken ise o bölgelerde zeminin çok kötü olması. İstanbul’da bir planlama yapılacaksa bu bölgelerde yapılmalı. Zaten hem T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, hem AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) hem de İBB bu bölgelere odaklanmış durumda.
Türkiye’de güçlendirme ile ilgili deprem yönetmeliği anlamında herhangi bir sorunumuz yok aslında. Yönetmeliğimiz teknik anlamda çok modern bir yönetmelik. Bunun yanında yeni bir deprem yönetmeliği ve güçlendirme yönetmeliği de hazırlanıyor. Yani sürekli de yeni bilimsel gelişmeler doğrultusunda teknik yönetmeliklerimiz güncelleniyor. Üniversitelerimizde bu konuda dünyaca ünlü akademisyenlerimiz çalışıyor. Mühendislik anlamında da tüm dünyada projeler yapabilen mühendislik firmalarımız var. Dolayısıyla bizim mühendislik altyapısı olarak çok iyi mühendislerimiz var. Yani teknik bir yetersizliğimiz yok. Bununla birlikte güçlendirmeyi hızlandıramıyoruz. Bunun içerisinde de finansman yetersizliği, belediyelerden ruhsat almadaki zorluklar ve İmar Yönetmeliği ile ilgili sorunlar gibi faktörler söz konusu. Bu çalışmaların hızlandırılması lazım. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde bir deprem komitesi var. Onlar da bu süreçlerin düzeltilmesi için çalışıyorlar. Bir yandan yeni yönetmeliklerle bu konularda istisnalar getirilerek güçlendirme çalışmalarının hızlandırılması da gündemde. Artık vaktimiz çok daralıyor.
Deprem bizim ülkemiz açısından en büyük risklerden birisi. Ciddi boyutta can, mal ve iş gücü kaybı yaratabilecek bir risk. Özellikle Marmara bölgesinde olabilecek bir deprem Türkiye için ciddi anlamda bir beka sorunu olur. Dolayısıyla kentlerimizi depreme dirençli hâle getirmek için yapılan çalışmaların çok hızlandırılması ve önündeki engellerin birer birer hızlıca kaldırılması gerekiyor. Güçlendirme ekonomik bir yöntem. Hızlıca bunun tercih edilip buraya ağırlık verilmesi gerekiyor. 20 milyon kişinin evini yıkıp yeniden yapamayız ama güçlendirebiliriz. Hem vaktimiz hem de ekonomimiz açısından yapılabilir olan yöntem bu. Her açıdan buna odaklanılması lazım.






